30'unda ve 50'sinde Mikonos…

Joelle PİNTO Köşe Yazısı
14 Temmuz 2026 Salı

Yunan adalarında tatil yapmayı her zaman çok sevdim, berrak bir deniz, güler yüzlü bir hizmet, sabahın köründe kalkmadan bir şezlong ve şemsiye bulabilme olasılığı benim için en büyük konforlardan biri. Yeme içme konularına girmiyorum bile. Plajda bir ballı meyveli yoğurt da yeseniz, kendinizi içki ve deniz mahsullerine de boğsanız yine güler yüzlü hizmet görmek ve çoğu Yunan Adası’nda çok uygun fiyatlı tatil yapabilmek benim ve birçok yerli turistin artık bilinen bir gerçeği.

***

Mikonos’un diğer Yunan adalarından ilk farkı o uygun fiyatlı adaların arasından sıyrılıp, yıllar içinde oldukça pahalı bir ada haline gelmesi. Adil olmak gerekirse, yirmi sene evvel gittiğimde de biraz pahalı bulmuştum ama şu anda Yunanistan’ın Bodrum’u kıvamında. Yine Bodrum’da olduğu gibi Mikonos’ta da gidilecek yerleri bilirseniz, anormal paralar harcamadan da güzel bir tatil geçirmek mümkün.  Mikonos’ta yirmi sene evveline göre çok gelişmeler de var; 30 yaşında çok keyifli geçirdiğim tatilin en büyük problemlerinden biri olan ulaşım problemi tamamen çözülmüş. 20 sene evvel tüm adada toplam dokuz taksi varken, şimdi hem Uber hem taksi hem de Fabrika gibi merkezi bölgelerden kalkan ve ünlü plajlara ve havaalanı gibi noktalara sizi götürebilecek otobüsler mevcut.

***

30 yaş ile 50 yaşın insan bedeninde yarattığı farkı, kendimi hala genç zannetsem de Mikonos’ta hissedebildim. Yaklaşık yirmi sene önce, yine Şalom’da yazdığım yazımda “Saat 4’te öğlen yemeği yedik, akşam 11’de akşam yemeği…” veya “Geceleri horozlar ötene kadar dolaşma” kısmı, bu yaz yaptığım tatil için asla geçerli değildi. Yazdığım yazıyı okurken, kendi kendime güldüm. Onun yerini “Sabahları proteinli güzel bir kahvaltı yapalım” diyerek, otelimize çok yakın olan küçük lokal bir cafe bulup, her sabah yumurtamızı yemek, öğlen yemeğini genelde atlayıp akşam yemeğini daha çok plajın lokantasında ya da en geç akşam 8.30 da rezervasyon yaptığımız lokantalarda yemek aldı. Güneş doğana kadar eğlenmek yerine, “Güneşin batışını kaçırmayalım” demeyi tercih ettik.  Yine geç saatlere kadar gezdiğimiz geceler oldu ama 30 yaşın geç saatiyle 50 yaşın geç saati oldukça farklı imiş. 

***

30’lu yaşlarımda yaptığım tatillerde hangi beach’in daha popüler olduğunu araştırırken, bugün hangisinin denizi ve şezlongu daha güzel diye araştırıyorum. Özellikle Çeşme’de sıkça görülen “11.30’a kadar gelmezseniz, şezlonglarınız gidebilir” tehditleri olmadan rezervasyon yapabilmek ya da rezervasyon gerektirmeyen plajları belleyip, cezalı gibi plajın en kötü yerinde değil, şemsiyeli, şezlonglu ve keyifli bir noktasında günü geçirebilmek, tatile çıkan bir insan için çok büyük bir lüks olmamalı. Yirmi sene öncesine göre bariz olan bir farkta şu anda 30 yaşında olanların yüzerken, güneşlenirken, gece çıkarken hatta alışveriş yaparken bile her anı belgeleme çabası. 30’lu yaşları sosyal medyaya bir şeyler ispatlamadan geçirdiğime, anı yaşayıp hakkını verdiğime bir kere daha sevindim. Güzel tatil anıları çekmek ile tatilde olduğunu ispatlamak arasındaki farkı bilen belki de son nesil olarak…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün