Korku toplumu

Selin BARLAS Köşe Yazısı
14 Temmuz 2026 Salı

“Korku, mafyanın kullandığı ilk silahtır; sessizlik ise kazandığı ilk zafer.”

 

İtalya’nın mafyayla mücadelesinin özeti belki de bu cümlede saklı.

Çünkü mafyanın gerçek gücü hiçbir zaman yalnızca silahlarından gelmedi. Onu güçlü kılan şey, insanların konuşmaktan vazgeçmesi, görüp de görmemesi, duyup da duymaması oldu.

İtalya’da bunun bir adı var: Omertà.

Yani susmak.

Bir tanığın konuşmaması.

Bir esnafın haraç verdiğini inkâr etmesi.

Bir vatandaşın başını çevirmesi.

Kısacası korkunun sıradanlaşması…

Mafyanın gerçek iktidarı işte burada başlıyor.

Bugün mafyayı hâlâ filmlerdeki gibi hayal ediyoruz: Siyah takım elbiseler, susturuculu silahlar, karanlık sokaklar…

Oysa modern mafya çok daha görünmez.

Artık limanlarda, lojistik ağlarında, inşaat sektöründe, finans dünyasında ve uluslararası ticarette faaliyet gösteriyor. Bir zamanlar Sicilya’nın arka sokaklarında kurulan suç imparatorlukları bugün küresel ekonominin içinde dolaşıyor.

Özellikle Calabria merkezli ‘Ndrangheta, birçok uzmana göre günümüzün en güçlü organize suç yapılanması. Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan kokain ticaretinin önemli bölümünü kontrol ettiği, yıllık gelirinin on milyarlarca avroya ulaştığı tahmin ediliyor. Bazı araştırmalar bu ekonomik gücün 50 milyar avroyu aştığını öne sürüyor.

Bu rakam birçok devletin yıllık bütçesinden daha büyük.

İşte bu nedenle mafyayla mücadele artık yalnızca bir asayiş meselesi değil; ekonomi, siyaset, hukuk ve demokrasi meselesi.

Bu mücadelenin ön saflarında ise yeni nesil anti-mafya savcıları bulunuyor.

Bunların başında da hiç kuşkusuz Nicola Gratteri geliyor.

Calabria’nın küçük bir kasabasında doğan Gratteri, hayatını kendi toprağının mafyası olan ‘Ndrangheta ile mücadeleye adadı. Yıllardır koruma altında yaşıyor. Bugün Napoli Başsavcısı olarak görev yapıyor ama onun hikâyesi Calabria’nın dağlarında başladı.

Bir zamanlar Giovanni Falcone Sicilya Mafyası’na karşı savaşıyordu.

Bugün Gratteri, mafyanın küreselleşmiş versiyonuna karşı mücadele ediyor.

Onun sık sık tekrarladığı bir tespit var: “Mafya artık sokakta değil, ekonominin içinde.”

Belki de günümüzü en iyi anlatan cümle budur.

Çünkü artık mafya yalnızca kurşun sıkmıyor.

Yatırım yapıyor.

İhale alıyor.

Şirket kuruyor.

Para aklıyor.

Ve görünmez olmaya çalışıyor.

Gratteri’nin hayatı da aslında modern İtalya’nın mafyayla mücadelesinin bir özeti gibi.

Yaklaşık otuz beş yıldır koruma altında yaşıyor. Zırhlı araçlarla hareket ediyor, günlük programları ve güzergâhları güvenlik gerekçesiyle son anda belirleniyor. İtalyan basınında zaman zaman koruma düzeyinin Başbakan Giorgia Meloni ile kıyaslandığı yorumları yapılıyor.

Bir savcının bu kadar korunması yalnızca onun önemini değil, karşısındaki yapının gücünü de gösteriyor.

Çünkü aradan geçen onca yıla rağmen mafya hâlâ unutmadığını ve affetmediğini göstermeye çalışıyor.

İtalya’nın yeni kuşak anti-mafya yüzlerinden biri olan Maria Francesca Mariano ise mücadelenin başka bir cephesini temsil ediyor.

Yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle aldığı tehditler, kapısına bırakılan mermiler ve ölüm mesajları bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:

Mafya hâlâ korku üretmeye çalışıyor.

Çünkü korku en ucuz ve en etkili güç aracıdır.

Bir insanı korkutarak yüz kişiyi susturabilirsiniz.

Bir tanığı susturarak bir örgütü koruyabilirsiniz.

Bir gazeteciyi sindirerek bir toplumu sessizleştirebilirsiniz.

Bu yüzden Gratteri ve Mariano’nun mücadelesi yalnızca suç örgütlerine karşı verilen hukuki bir savaş değildir.

Aslında sessizliğe karşı verilen bir mücadeledir.

Belki de İtalya’nın dünyaya verdiği en önemli ders budur.

Mafya devletin zayıf olduğu yerde değil, vatandaşın sustuğu yerde büyür.

Korku normalleştiğinde, insanlar konuşmaktan vazgeçtiğinde ve sessizlik toplumsal bir alışkanlığa dönüştüğünde, suç örgütleri yalnızca sokaklarda değil, zihinlerde de iktidar kurar.

Bir ülkeyi ele geçirmek için her zaman tanklara, ordulara ya da büyük savaşlara ihtiyaç yoktur.

Bazen insanların konuşmaktan korkması yeterlidir.

İşte bu yüzden Falcone ve Paolo Borsellino yalnızca mafyayla değil, korkuyla da mücadele ettiler.

Bugün Gratteri ve Mariano’nun omuzlarında taşıdığı miras da budur.

Çünkü mafyanın en büyük düşmanı polis değildir.

Savcı değildir.

Mahkeme değildir.

Mafyanın en büyük düşmanı, korkuya teslim olmayı reddeden insanlardır.

Falcone öldürüldü.

Borsellino öldürüldü.

Ama susturulamadılar.

Çünkü bazı insanlar öldükten sonra da konuşmaya devam eder.

Ve korkunun hükmü, ilk kurşunla değil; ilk sessizlik bozulduğunda sona ermeye başlar.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün