Beyefendi olmak

Tülay GÜRLER KURTULUŞ Köşe Yazısı
6 Temmuz 2026 Pazartesi

Kimlere beyefendi denir? İstanbul beyefendisi olmak, ne demektir mesela hiç düşündünüz mü? Neden İstanbul beyefendisidir de diğer şehirlerin adı, bu tamlamada seçilmemiştir? İnternette araştırma yapmaya ya da sözlüğe bakmaya kalksanız şöyle sonuçlar çıkacak karşınıza: “Beyefendi, nezaketi, görgüsü, centilmenliği temsil eden ve erkeklere hitaben kullanılan saygın bir unvandır. Günlük yaşamda nezaket gereği isimlerin yerini alabilen bu ifade, geleneksel anlamda medeni, terbiyeli ve rafine duruşu simgeler.” Tanım böyle: Medeni, terbiyeli, rafine… Her zaman zarif, hoş görülü ve centilmen tutum sergileyen; özellikle şehirli, görgülü, kibar ve saygılı erkeklere de beyefendi diyoruz. Bu özelliklere sahip erkekleri tanımlamak için kullanıyoruz bu kelimeyi. Kaldı mı sahiden böyle adamlar? Hani her yere, her döneme, her yaşa ve her duruma uygun davranan, nezaketi asla elden bırakmayan, özellikle de hanımlara hemcinslerinden farklı davranma becerisi gelişmiş, Türkçesi düzgün, konuşurken anlatım bozukluğu yapmayan, gülümse meyi bilen, davranışlarında aşırıya kaçmayanlar? İstanbul’da beyefendi olarak yaşayanlar bugün ya yaşı ilerlemiş, güngörmüş, tecrübeli kişiler ya da eski siyasetçiler… Toplu taşıma araçlarına binerken ya da onlardan inerken hanımlara öncelik tanıyan, onlara yerlerini veren, her gün aynı güzergâhtaki arkadaşlarıyla selamlaşmayı seçen, iş yerine girer girmez güne günaydın, sözcüğüyle başlamayı nezaket sayan ve bunu önce kendi için yapanlar? Böyle yaşayan ve davranan insanlardan oluşan bir topluma ne kadar da hasret kaldık! Üstelik ne olursa olsun eski kültüre hala bağlı, gelenek görenekleri seven, sevgi ve saygının önemine inanan insanlar hâlâ varken… Eskiden bu beyefendiler; devlet kaleminde yani memuriyetinde çalışan, gelir düzeyini asla anlayamayacağınız çünkü günün hangi saati olursa olsun mutlaka takım elbise giyen ve kravat hatta yerine göre şapka takan, kumaş mendil kullanan kişilerdi. Tabii ki bu kadar ayrıntının devam etmesi gerektiğinden söz etmiyorum ama bu özellikleri günümüz koşullarına uygun olarak yakalayan, seçimlerini, yaşam tarzını bu doğrular etrafında şekillendirmeyi seçen bir erkek olmak çok zor olamasa gerek diye düşünüyorum. Benim çocuk yaşta tanıdığım en güzel, en örnek ilk beyefendi; babamdı. Evde bulmaca çözerken bile gömlek, kravat ve kumaş pantolonlu haliyle hatırlıyorum onu… Rahat sızlandığı zaman dışında onu hiçbir zaman pijamalı bir halde görmedim. Küçük bir çocuk bile olsa misafiri ayakta karşılayan, kapıya kadar geçiren; saygılı ve nezaketini her zaman koruyan biriydi. Babam gibi olan adamlar, artık sadece romanlarda ya da filmlerde kalmış sanki... Eski Türk filmlerini hatırlayın, çekildikleri dönemi yansıttıkları için hiç rahat sız olmayız en eskisini bile izlerken erkek figürlerin den. Şimdikisi filmlere ya da dizilere bakın, yaratılan tip ve karakterlerin çoğu ya gangster ya şehir eşkıyası… Bırakın kibar konuşmayı, İstanbul Türkçesine vakıf olmayı; karşısında kine son derece kaba bir üslupla hatta zaman zaman küfürlerle hitap eden tuhaf insan tipleri… İnsanı; sevgiden, aşk tan, güvenden soğutuyorlar neredeyse… Bizim çocukluk ve gençliğimizin ilk zamanlarında, neredeyse yoldaki bütün amcalar beyefendiydi. Öğretmenleri, doktorları, mühendisleri saymıyorum bile… Bu üç meslek zaten başlı başına kıymetliydi ve sahip oldukları duruş, her şeyden önemliydi. Şimdi bu üç mesleğin erbaplarına bir bakın isterseniz… Kılık kıyafetlerine, konuşmalarına, beden dillerine hatta… Bakmaktan vazgeçersiniz hemen. Genelleme yaparak aile terbiyesi almış, birikim sahibi, okumuş, hayatın ve adam olmanın ne demek olduğunu bilelerden asla söz etmiyorum tabii ama çoğu böyle ne yazık ki… Adının sonuna “bey” unvanını eklediğimiz her er kişinin, bu sözcüğün hak kını vererek toplumu yeni den yüceltmesini yürekten diliyorum.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün