Dünya Kupası'ndan ilginç hikayeler - Göçmenler…

Vedat LEVENT Köşe Yazısı
1 Temmuz 2026 Çarşamba

18 gün bıkmadan yorulmadan yürüdü Amara Toure… Liberya’da çıkan iç savaştan sonra Gine sınırına kardeşleri ile beraber hiç durmadan yürüdü. Yolda buldukları yabani sebze ve meyveleri yiyerek hayatta kaldılar. Amara ve kardeşleri Gine’deki mülteci kampında tam 14 yıl yaşadı.

Amara, kampta Mawa ile tanıştı. Evlendiler ve çocukları oldu. Önce Al Hassan Toure, sonra Mohammed Toure. Aile, 14 yılın sonunda bir göçmen yerleştirme programı ile Avustralya’ya gitti.

Burada göçmenlerin yerleştirildiği Adelaide’de kendilerine yeni bir hayat kurdular. Baba Amara burada üniversiteyi bitirdi. Çocukları Al Hassan ve Muhammed ise kendilerini futbola verdiler ve profesyonel oldular. Bugün Mohammed Toure, Viduka’dan sonra Avustralya’nın yeni fenomen santrforu olarak görülüyor. Norwich’in santraforunun lakabı ise Terminatör.

Toure ile birlikte Adelaide’de yaşayan biri daha vardı. Burundi’deki iç savaştan kaçan Nestory Irankunda… Onun da ailesi Tanzanya’nın batısındaki Kigoma mülteci kampına sığındı. Nestory, 2006’da bu mülteci kampında doğdu. Sonra ailesiyle birlikte Birleşmiş Milletler tarafından Adelaide’ye yerleştirildi.

O da Mohammed gibi sokaklarda top oynayarak dikkat çekti ve profesyonel oldu. Irankunda, bugün Avustralya’nın altın jenerasyonunu oluşturan en önemli oyunculardan biri. Bayern Munih’e kadar yükselme başarısı gösterdi. Şu an Championship’de Watford forması giyiyor.

Adelaide’ye yerleştirilen bir göçmen çocuk daha vardı. Güney Sudan’daki iç savaştan kaçan anne ve babası Kakuma mülteci kampına sığınan, burada doğan, burada çöp poşetleri ve çoraplarla yaptığı toplarla oynayarak futbol aşkı başlayan Awer Mabil. O da 2006’da Adelaide’e yerleştirildi.

2022 Dünya Kupası elemelerinde Avustralya, Peru ile karşılaştı. Maç sonunda denge bozulmadığı için Dünya Kupası’na gidecek olan takım penaltılarla belirlenecekti. Topun başına Awer Mabil geldi ve kullandığı penaltı ile ülkesi Avustralya’yı 2022 Dünya Kupası’na götüren golü attı.

Mabil, maçtan sonra şöyle diyecekti: “Bu gol, ailem adına Avustralya’ya teşekkür etmenin tek yoluydu.”

Uzaylılar…

Gelmediler… Çok bekledik ama gelmediler…

Vo Bahiana adında bir kadın İakoçya-Brezilya maçında uzaylı istilası olacağını söyledi.

Maçtan önce ABD Federal Havacılık idaresi maçtan önce olağanüstü hafa trafiği raporları üzerine hava sahasında geçici kısıtlama kararı aldığına dair bir açıklama yaptı. Yetkililer, tanımlanamayan hava araçları nedeniyle bölgede güvenliği arttırdıklarını söyledi. Bu haber, ABD’deki bazı resmi hesaplar tarafından da paylaşıldı.

Tabi ki işin aslı sonra ortaya çıktı. ABD otoriteleri, reyting malzemesini de bulmuşken herkese güzel bir şaka yapmak istemişlerdi.

Neticede yine gelmediler ve bizi birbirimizle yine baş başa bıraktılar…

Büyü…

Ganalı Şaman Nana Keaku Bonsam, İngiltere maçında Harry Kane’e büyü yapacağını ve maç içinde onu işlevsiz bırakacağını söyledi.

Gerçekten Kane, Gana – İngiltere maçında kaçırdığı gollerle İngilizlere saç baş yoldurttu ve hiçbir varlık gösteremedi.

Ganalı büyücü ilgi odağı olduktan sonra bir açıklama daha yaptı: “Türkiye Milli Futbol Takımına da büyü yaptım” dedi.

Ama bunu yanlışlıkla yapmıştı. Bizimle bir alıp veremediği yoktu aslında. Gerçek sonra ortaya çıktı. Büyü yaparken sakar çırağı haritayı oynatmış ve bütün kötü enerji yanlışlıkla bize gelmişti.

Biz de bu yüzden Ganalı büyücü hatasını fark edip büyüyü düzeltene kadar oynadığımız maçlarda gol atamamış ve turnuvadan erken elenmiştik.

Bu arada büyücü Bonsam yaptığı bu hatadan ötürü Türk halkından özür diledi.

En azından biri, değer verdiğini gösterip sorumluluk alıp yürekten özür dileme inceliğini gösterdi.

Ölümden yaşama…

13 Mart 2001 günü FC Kopenhag antrenmanında Solbakken yere yığıldı. Kulüp doktoru hemen kalp masajına başladı. Ambülans geldiğinde tam Danimarkalı futbolcuya tam yedi dakikadır kalp masajı yapılıyordu. Kulüp doktoru Solbakken’in maalesef öldüğünü belirtti. Ambülans doktorlarının ısrarla gerçekleştirdikleri elektroşok müdahalelerinden sonra Solbakken’in kalbi tekrar atmaya başladı.

Solbakken tam üç gün komada kaldı. Komadan uyandığında yanında bulunan eşi Anniken, neden ağlamadığını soran gazetecilere “Ağlayamıyorum çünkü üç gündür döktüğüm gözyaşlarından göz pınarlarım kurudu” demişti.

1968 doğumlu milli futbolcu bu olaydan sonra futbolu bıraktı ve kalp piliyle yaşamaya başladı. Ancak çok sevdiği futboldan kopamadı ve masanın diğer tarafına geçerek teknik direktör oldu.

Futbol oynadığı Kopenhag’ı tam 12 yıl çalıştırdı ve Danimarka tarihinin en iyi teknik direktörü oldu. Kopenhag’da 8 lig şampiyonluğu kazanan Solbakken, 2020’de Norveç Milli Takımı’ndan teknik direktörlük teklifi aldı.

Bugünlerde keyifle seyrettiğimiz Norveç Milli Takımı’nın yıllar sonra Dünya Kupası’na gitmesini Solbakken sağladı. Ve tabi ki her adımında olduğu gibi yine yanında çınar gibi eşi Anniken vardı.

 

   

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün