Bu başlığı ve ‘Uyuyan Meksikalı’ karikatürünü üçüncü keredir görüyorsunuz. İlk defa 30 Nisan 2019 tarihli yazımda kullanmıştım. Daha sonra 29 Ekim 2025 tarihinde kullandım.
“Niye tekrar ediyorsun” diye sormanız normal. Ancak insanın çalışmaması kavramı artık tam gündemin ortasına oturdu: Elon Musk’ın son Davos Zirvesi’nde (19-23 Ocak 2026) yaptığı sunumdan sonra sürekli olarak gerek akademik çevrelerde gerekse medyalarda tartışmalara yol açtı ve hala sürüyor.
Dilerseniz önce Elon Musk’ın beyanatını kısaca özetleyeyim:
“Yapay zekâ ve insansı robotlar insanlardan daha verimli çalışacak.
Ona göre gelecekte üretim, lojistik, bakım, hizmet sektörü ve hatta birçok zihinsel iş robotlar ve yapay zekâ tarafından yapılabilecek. Bu nedenle çalışmak ekonomik bir zorunluluk olmaktan çıkabilir.”
Musk, işlerin çoğu veya tamamı AI tarafından yapılırsa insanların çalışmak zorunda kalmayacağını söylüyor. Çalışmak isteyenler bunu hobi, kişisel tatmin veya yaratıcılık için yapabilir.
Büyük bir bolluk dönemi oluşacağını öngörüyor.
Robotların ve AI’ın çok düşük maliyetle mal ve hizmet üretebilmesi halinde yoksulluğun büyük ölçüde ortadan kalkabileceğini, herkes için yüksek yaşam standardı oluşabileceğini savunuyor.
Şimdi övünmek gibi olacak ama affınıza ve hoş görünüze sığınarak bakın, kulunuz 2019’da neler yazmış:
“Bereşit Kitabının ‘Cennet Bahçesi’ bölümünde gayet açık ifade edildiği gibi Âdem Baba’mız, sadece ve sadece bu bahçeyi ve toprağını korumakla yükümlüdür. Bütün ağaçların meyvelerini, tüm hayvanlarını hiçbir güç sarf etmeden üretecek ve tüketebilecektir. Özetle sonsuza kadar rahat bir şekilde yaşayacaktır.
Ancak hemen bir bölüm sonra, memnu meyveyi, Havva Ana’mız yiyip sonra da Âdem’e ikram edince işler bozulur.
Tanrı çok kızar ve (aynen aktarıyorum, herhangi bir gizli niyetim yoktur): ‘Eşinin sesini dinleyerek, sana tüketmeni kesinlikle yasakladığım meyveyi yediğin için… Acı çekerek, zorlanarak, toprağın bereketinden istifade edeceksin… Ekmeğini alnının teriyle kazanacaksın’.
Dolayısıyla, Anamızın işlediği ve Babamızın da ortak olduğu bir suç yüzünden ‘çalışmak’ cezasına çarptırılmış oluyoruz. Bu ceza halen hükmünü sürdürmektedir.”
Naçizane kanaatime göre çalışma mecburiyetinin sonuna yaklaşmaktayız. Özellikle yapay zekâ, robotik ve otomasyon alanlarındaki gelişmeler, gerçekten de çalışmanın zorunluluk olmaktan çıkacağı bir geleceği mümkün kılabilir.
Bu durumda ‘çalışmak’ artık fiziksel bir zorunluluk değil, yaratıcılığın ve kendini ifade etmenin bir yolu hâline gelebilir. Yani insan, hayatta kalmak için değil, anlam bulmak için çalışır. Bu da bir bakıma ‘cezanın kalkması’ demek olur.
Yaratıcılık burada sadece sanat ya da fikir üretimi anlamına gelmez; aynı zamanda yaşam biçimi tasarlamak, bilgelik geliştirmek, duygusal zekâyı derinleştirmek gibi yönleri de kapsar…
Çalışma neredeyse bir zorunluluk değil zevkli bir ‘hobi’ haline gelecek.
Özetle bu şartlara ulaşabilmek için çok sayıda yerel ve uluslararası kuruluşlar önemli çalışmalar yapmakta. Nihayet yapay zekânın hayranlık uyandıran bir hızla gelişmesi bu gayretleri etkin bir şekilde geliştirecektir… Yapay zekâ sağlıkta hem yaşam süresini uzatma hem de yaşam kalitesini yükseltme açısından devrimsel bir güç haline gelmektedir.
Sonuç olarak ünlü Fransız yazarları Georges Courteline ve Tristand Bernard’ın çalışmak ile ilgili sözlerini sunmak isterim…
Courteline’e göre, “L’homme n’est pas fait pour travailler. La preuve est que ça le fatigue. / İnsanoğlu çalışmak için yaratılmamış. İspatı çalışırken yorulmasıdır.”
Tristand Bernard ise, “La vraie paresse c’est de se lever à 6 heures du matin pour avoir plus longtemps à ne rien faire. / Gerçek tembellik, daha uzun süre hiçbir şey yapmamak için sabah altıda kalkmaktır.”
Son sözü ünlü Osmanlı Lale Devri şairimiz Nedim’e bırakıyorum. Bakın o da özlemini 350 yıl önce nasıl dile getirmiş:
“Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Mâ’-i tesnîm içelim Çeşme-i nev-peydâdan
Görelim âb-ı hayât akdığın ejderhâdan
Gidelim serv-i revânım, yürü Sa’dâbâd’a.
Gülelim, oynayalım dünyadan murat alalım
yeni yapılmış çeşmeden cennet suyu içelim
ejderhanın ağzından ölümsüzlük suyunun aktığını görelim
yürü ey servi boylum Sa'dâbâd'a gidelim.”
---
Not: Rahmetli annem 1960’lı yıllarda sık sık “her oğlumun cebinde bir telefon olsa da ben onların nerede olduklarını bile bilseydim” der dururdu.
Elon Musk’a güvenelim.