Emin Selim AKGÜL
Türk futbolunda yıllardır konuştuğumuz ama bir türlü tam anlamıyla çözemediğimiz konulardan biri, ligin coğrafi dağılımıdır. Süper Lig sadece belli şehirlerin ya da belli bölgelerin ligi olmamalı. Futbolun güzelliği, ülkenin dört bir yanına ulaşabilmesinde saklıdır.
Bir şehrin takımının Süper Lig’e yükselmesi yalnızca sportif bir başarı değildir. O şehir için ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da büyük bir kazanımdır. Büyük kulüpler deplasmana geldiğinde oteller dolar, restoranlar hareketlenir, esnafın yüzü güler. Şehrin ekonomisine ciddi bir canlılık gelir.
Bunun yanında işin çok daha değerli bir tarafı vardır. O şehirde yaşayan çocuklar, gençler, aileler ve futbolseverler yıllarca televizyondan izledikleri yıldız futbolcuları kendi stadyumlarında canlı izleme fırsatı bulur. Tribünler dolup taşar, şehir günler öncesinden maç havasına girer. Neşelenirler, onların neşesi ile biz de büyükşehirlerde mutlu oluruz, zira memleketin her bir köşesinden hepimiz tek bir milletiz. Onların mutluluğu heyecanı hepimizindir. Futbol adeta bir şenlik haline dönüşür.
Bu nedenle Anadolu’nun güçlü temsilcilerinin Süper Lig’de yer almasını son derece önemli buluyorum. Bu sezon Amedspor, Erzurumspor ve Çorumspor gibi kulüplerin Süper Lig’e yükselmesi Türk futboluna farklı bir renk ve heyecan katacaktır. Özellikle Diyarbakır ve Erzurum gibi futbol sevgisinin son derece güçlü olduğu şehirlerin en üst ligde temsil edilmesi, futbolun Türkiye’nin her köşesine yayılması açısından büyük değer taşımaktadır.
Bugün hepimizin malumu olduğu üzere futbol ile siyaseti birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Ülkemizde yurtsever olduğunu düşündüğümüz tüm siyasetçilerimiz Amedspor’un başarısının yalnızca sportif bir sonuç olmadığını, aynı zamanda tüm yurttaşlarımızca paylaşılması gereken bir sevinç olduğunu vurgularken, bunun Türkiye’nin birlik ve kardeşliğine de katkı sağlayacağını ifade ediyorlar. İşte sporun tam da böyle bir gücü vardır. Spor insanların ortak heyecanlarını öne çıkarır.
Amedspor’un, Erzurumspor’un ve Çorumspor’un Süper Lig’de yer alması yalnızca bu kulüplerin başarısı değil, temsil ettikleri şehirlerin de başarısıdır. Bu kulüplerin coşkulu taraftarları lige yeni bir heyecan, yeni bir renk ve yeni hikâyeler katacaktır. Futbol sahalarındaki dostluk ve centilmenlik kültürü de bundan olumlu etkilenecektir.
Sporda rekabetin getirdiği heyecan ile zaman zaman tansiyon yükseliyor ve gerilim artabiliyor ancak bu da çok normal. Bazen aynı evin İçinde kan bağımız olan insanlarla bile sürtüşebiliyoruz. Tabii ki akabinde sarılıyoruz, öpüşüyoruz, barışıyoruz. Rahmetli Süleyman Demirel’in çok güzel bir lafı vardı; “Barışmasını bilmiyorsan kavga etmeyeceksin.” Bu bağlamda kısacası tüm duygularımızla milletçe ülkemizin her köşesinde spor vesilesiyle iç içe olacağız, birbirimize karşı olgunlaştırdığımız sevgiyi ortak paydamız olan Vatan’ımızı çok daha fazla severek buluşturacağız.
Futbol sadece İstanbul’da oynanan bir oyun değildir. Futbol; Edirne’nin Artvin’in, Hakkari’nin Adana’nın, Samsun’un kısacası Anadolu’nun her şehrinin ortak tutkusudur. Ne kadar çok şehir Süper Lig’de temsil edilirse, Türk Sporu da o kadar büyür, güçlenir ve toplumun her kesimine daha fazla dokunur.