Bir insan düşünün, yıllardan beri yazılı ve sözlü olarak antisemit söylemlerde bulunuyor. Yahudi düşmanlığını programlara çıkıp “Hitler’i seviyorum” gibi ifadelerle açık açık belli ediyor. Hitler ve Nazileri övücü yorumlar yapıyor. Açıkça ırkçı ve nefret dolu bu insanın, birçok ülkeye girişi ve konserleri bile iptal edilirken, İstanbul’da 120 bin kişiye yakın kişiye konser veriyor. İnsanlar bu ırkçı ve eşlerine bile psikolojik şiddet yapmasıyla ünlü Kanye’nin veya diğer adıyla Ye’nin konserine gidip, Avrupa’da artık konser bile veremeyen bu adamı ihya ediyor. Polonya, İsviçre, Fransa, İtalya, Brezilya, Avustralya gibi ülkelerde konserleri iptal edilen, İngiltere ve Avustralya’da ülkeye giriş hakkı veren vizesi bile iptal edilen ırkçı bir sarkıcı, ülkemizde büyük paralar verilerek seyrediliyor ve konseri tıklım tıkış doluyor. Üstelik marifetmiş gibi gidenler de Instagram’dan yayınlıyor.
Bu benim anlayabileceğim bir şey değil. Her yerde bulunma sevdası mıdır, büyük bir organizasyonda önde yer almanın verdiği statü görgüsüzlüğü müdür, gerçekten bu insanın ırkçı ve kendi eşlerine bile psikolojik şiddet ve baskı yaptığını bilmeyecek kadar bihaber olmaları mıdır? Yoksa ve en kötüsü, ırkçı olduğunu bile bile “müziği için” gitmeleri midir? Politik görüşü sizden farklı olan biriyle arkadaşlık edebilirsiniz -en uçlarda değilseniz- ancak Irkçı, homofobik, kadın düşmanı, fiziksel veya psikolojik şiddet uygulama potansiyeli olan hiç kimseyle ben arkadaşlık etmem. Bu konsere giden herkes, bilerek veya bilmeyerek, ırkçı ve kendi eşlerine bile psikolojik şiddet, siber şiddet ve baskıcı davranışlarda bulunan birine para kazandırdığını unutmasın…
***
Kanye konusundan esinlenerek, ama ondan bağımsız olarak siber taciz konusuna da biraz daha detaylı değinmek istedim. Eski yıllarda fiziksel şiddet olmadığı sürece psikolojik şiddetin de kişiyi ne kadar yıprattığının anlaşılması yıllar aldıysa, dijital şiddet veya siber şiddetin de insanların yaşamına ne kadar entegre edildiği ve zarar verdiği yeterince konuşulmuyor, yeterince önlemi alınmıyor.
“Siber şiddet nedir?” dendiğinde aslında bu şiddet türünün birçok dalı var; şöyle ki izinsiz yayınlanan fotoğraf ve videolardan, tehdit, şiddet, nefret içeren mesajlara, sosyal medya platformlarında küçük düşürücü, itibar bozucu, korkutucu yazılara, gerçek hayatta fiziksel takip edilmese de siber takibe kadar birçok unsur, aslında siber suçtur. Bunlara sessiz kaldıkça daha da şiddetli siber takip, sosyal medya platformlarında profilleri ele geçirme ve o kişi gibi yazışmalara kadar işler uzayabilir. Alışveriş sitelerinde, bankalarda parolalarını ele geçirme, kredi kartları kopyalama gibi suçlara girmiyorum bile, onların zaten herkes tarafından kabul edilen siber suçlar olduğu malum.
***
Siber şiddeti önlemenin en iyi yollarından biri hayatınızdan çıkardığınız, size geçmişte kötü davranmış insanları engellemek, eğer onlara verdiğiniz şifreler varsa değiştirmek, her an nerde olduğunuzu sosyal medya platformlarında yayınlamamak… Eğer bu “gözden ırak gönülden ırak” yaklaşımı siber şiddeti engelleyemezse, o zaman işi profesyonellere bırakıp e-Devlet üzerinden e-Devlet Intermet İhbar başvuru sayfasından veya bulunduğunuz yerdeki Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı resmi kanallarına şikâyet edebilirsiniz. Dijital şiddetin de bir şiddet türü olduğunu unutmayın…