16. yüzyılda Orta Avrupa Yahudileri Ortaçağ’dan beri süregelen antisemitizmle uğraşmaktaydı. Kendilerini koruyacak bir güç ararlarken Prag Yahudi tarihini anlatanlar bir efsaneyi öne çıkarırlar.
İnanışa göre Prag hahamı Rav Judah Ben Bezalel, kilden bir heykel yapar ve tüm Yahudileri koruması adına onu canlı bir varlık haline getirir. Ruhu olmayan bu varlığa Golem ismi takılır ve alnına İbranice doğruluk anlamına gelen ‘emet’ kelimesi yazılır.
Golem’in zamanla daha da güçlenerek hep saldırı altında yaşamaya çalışan Yahudi halkını koruduğuna inanıldı. Şabat günü Golem’in çalışması yasaktı ve bu yüzden alnındaki ‘e’ harfi silinir ve böylelikle ‘met’ (ölüm) kelimesi kalır, hareketsiz dururdu. Ancak bir Şabat günü halk, Golem’in alnındaki ‘e’ harfini silmeyi unutunca Golem kontrolden çıkar, her şeyi yıkmaya ve insanlara zarar vermeye başlar. Bu yıkımı önlemek için aynı halk bu sefer alnındaki tüm harfleri siler ve Golem parçalanarak dağılır. İnanışa göre, Golem’in parçaları Prag’daki Altneu Sinagogu’nun altındaki gizli bir odada saklanır.
Edebiyatta ise benzer bir kurgu, insanın yaratıp da kontrolden çıkarak kendisine zarar veren bir yaratığı anlatan Dr. Frankenstein’ın hikâyesindedir.
İngiliz yazar Mary Shelley’nin 1818 tarihli klasiği ‘Frankenstein’da, Dr. Victor Frankenstein, ölü parçalardan yarattığını, “insanlığa fayda sağlamak” ve ölümsüzlüğe ulaşmak amacıyla canlandırır. Ancak bu canlı, kısa sürede kontrolden çıkar ve yaratıcısına karşı döner. Kahramanımız yarattığı canlıdan korkmaya başlayıp ona karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeyince, yaratık ondan intikam almaya çalışır ve akabinde bir dizi felaket gerçekleşir.
***
Golem ve Frankestein hikâyeleri bugünün Yapay Zekâ (YZ) denilen, ruhu olmayıp korkunç bir zekâ gücüne sahip teknolojisiyle çarpıcı bir paralellik taşımakta.
Yapay Zekâ’nın hem uygarlığımızın kurtarıcısı olması ve hem de insanlığı çok daha ileriye taşıması gerçeğinin yanında, acaba potansiyel bir yok edici güç mü olacağı sorusunu sormak zorunlu hale gelmiş durumda.
YZ, insanın sadık hizmetkârı olarak mı kalacak, yoksa Golem veya Dr. Frankenstein’ın yaratığı gibi efendisine karşı mı gelecek?
Ünlü tarihçi Yuval Harari bu konuda insanlığı uyaranların başında gelen bir bilim insanı olarak ortaya çıkmış durumda. Harari, YZ’nin insanlık tarihindeki diğer silahlardan veya makinelerden farklı olduğunu çünkü dili kontrol edebilen ve üretebilen ilk teknoloji olduğunu söylüyor. Tarihçiye göre YZ, sadece insan komutlarını uygulayan bir araç değil, kendi fikirlerini ve kararlarını üreten aktif bir aktör haline gelmiş durumda.
Harari’nin en büyük endişesi, tüm YZ programlarının web dünyası sayesinde birbirleriyle ilişkiye geçmesi durumunda insan zekasının çok üstünde bir güce sahip olma olasılığı. Bunun dışında Harari, YZ’nin gerçekliği çarpıtma ve insanın duygu ve inançlarını manipüle eden algoritmaları ile yeni bir insan tasarımına doğru gidebileceğini de iddia ediyor.
Bir başka önemli endişesi ise YZ’nin finansal felaketlere yol açma kapasitesi.
Bu endişelerin dışında, bir de YZ’nin dünyanın doğal kaynaklarını tüketmesi bu sistemin bir başka olumsuz yönü. Enerji ve su talebini olağanüstü artırarak iklim krizini derinleştirebileceği gerçeği de dünya masasında kırmızı tehlike işaretiyle durmakta. ‘İyilik’ için yaratılan sistemler ironik biçimde gezegenin kaynaklarını daha hızlı tüketmekte…
Elbette YZ’nin insanlığa sağladığı ve zamanla çok daha ileri düzeyde sağlayacağı faydaları inkâr etmek mümkün değil.
YZ, tıbbi teşhislerde ve yeni ilaç buluşunda devrim yaratmakta, iklim modellerinin hassasiyetini ve eğitimde erişilebilirliği artırmakta. Eğer verimli kullanılırsa, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde hayati öneme sahip olan tarımsal optimizasyon ve enerji verimliliği sağlayabilecek.
YZ’nin en yeni ürünü ‘Agentic AI- Ajan YZ’ sistemleri hayatımıza yeni girerken insanın rutin görevlerini devralıyor. Hedef verildiği takdirde, ‘gerisini ben hallederim’ mantığında çalışan bir ürün. İstenen sonuçlara ulaşmak için kendiliğinden çok adımlı eylemler gerçekleştiren çok gelişmiş bir akıllı sistem.
***
Netice itibarıyla mesele, teknolojinin kendisinde değil, insanlığın onu nereye yönlendireceği olmalı.
YZ, ne körü körüne kutsanmalı ne de lanetlenmeli. İnsanlık onu eleştirel akılla şekillendirmeli.
‘YZ yaratığının’, insanlığın hizmetinde, teknoloji devlerinin ve onların emrinde olan elitlerin entelektüel ve etik sorumluluğunda olmalı, demek isterdik ama vahşi kapitalizmin kazanan kurbanlarından bunu beklemek beyhude bir çaba olmalı.
Eğer bilim insanları, akademisyenler, düşünürler, siyasetçiler ve teknoloji guruları hep birlikte oturup Yapay Zekâ’ya gerekli düzenlemeleri getirmezlerse dünyanın hali harap olabilir.
Çok da vakit kalmadı. Kum saati boşalmak üzere.
Aksi takdirde, Golem ve Frankenstein mitoslarının trajik tekrarı bu kez gerçek hayatta kaçınılmaz olacak.