Sorunlar karşısında

Avram VENTURA Köşe Yazısı
20 Mayıs 2026 Çarşamba

Yeri geldiğinde söylüyorum. Yaşanan olaylara, ilişkide bulunduğumuz insanlara sürekli olumsuz yaklaşanlardan uzak kalmaya çalışırım. Çok doğaldır ki hiçbirimizin bırakın bir günü, bir ânı bile ötekine uymayabilir. Kızgın olabiliriz, üzülebiliriz, karamsarlığa kapılabiliriz; ama gerçekçi ve duyarlı bir insan olarak, her kopan fırtınanın ardından yine de güneşin doğacağını biliriz. En umutsuz anlarımızda, yeni umutların beklentisine girebiliriz. Oysa sözünü ettiğim insanlar için baktıkları, düşündükleri, hissettikleri her şey olumsuz göründüğü gibi bunu da çevrelerine yansıtırlar. Kısacası, yalnızca bardağın boş tarafını görürler. 

Başkalarıyla birlikte olduğumuzda, gülmenin nasıl bulaşıcı olduğunu biliyoruz. Gösterilen olumsuz yaklaşımlarda da sanırım benzer bir etki ortaya çıkıyor. Bu davranışlarıyla tanıdığım birkaç arkadaşım oldu, ama elimden geldiğince onlarla bir arada olmamaya çalıştığımı söyleyebilirim.

Geçenlerde bu konuyla ilgili, ilk kez duyduğum bir söz kulağıma çalındı: Sahte sorun sendromu. Merak edip konuyu biraz araştırdım. Her şeyden önce psikiyatrik bir tanı olmadığını belirteyim. Bireylerin önemli bir sorunu bulunmamasına karşın, karşılaştıkları olayları abartarak anlatanlar için kullanılıyormuş. Ayrıca bu kişilerle ilgili saptanan kimi özellikler şöyle sıralanıyor: Duygudaşlık arayışı, gerçek sorunlardan kaçınmak için küçük sorunlara odaklanma, mükemmelcilik tutkusu, kaygı bozuklukları veya depresyon. Ayrıca bilgi notunda bunların geçici olduğu sürece bir sorun yaratmadığı, ancak devam etmesi durumunda bir uzmandan yardım alınması gerektiği belirtiliyor.

Ekonomik ve sosyal sorunların giderek arttığı günümüz ortamında, bu gerçek baskıyı sürekli hisseden bireyler çoğaldıkça, sahte sorunları olan insanları konuşmaya bile gerek yoktur diye düşünüyorum. Ayrıca yaşanan tüm olumsuzluklara karşın, bunları yineleyerek kötümserler kervanına katılmak istemediğimi söylemeliyim.

Her şeye karşın hayat sürüyor!

Okuduğum bir kitapta, Yahudi mistisizminin önde gelen düşünürlerinden Rav Nachman’ın şu dua sözleri geçiyordu. İlgimi çekmiş, notlarımın arasına eklemişim:

“Yeni bir başlangıca adım atmayı, dünkü kalıpları kırmayı yapabilirken ‘yapamam’, olabilirken ‘olamam’ ve bütünüyle özgürken, ‘kapana kıstırılmışım’ dememeyi öğret bana.”

Olumsuz düşüncelerle gününü karartanlar ve bu tür yaklaşımlara kapılarını sürekli açık tutanlar için ne güzel bir dilek! Bu ünlü Kabalist düşünür yeniliklere açık olmanın, yerleşik düşüncelerden sıyrılmanın, girişimci olmanın, sınırlarımızı zorlamanın, hayatımız için ne denli önemli olduğunu bu sözleriyle vurguluyor.  

Yapabilir miyiz? 

Hiç değilse denemek zorundayız! Belki sorun olarak gördüklerimizi biz gereğinden çok büyütüyor, çizdiğimiz sınırlar içinde kendimizi tutsak ediyoruz.

Atacağımız bir adım, daha olumlu düşünmek için yeterli olabilir!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün