Genç yaşta evlenip evimize taşındıktan sonra uzunca süre bitişik dairedeki komşularla ilişkim selamlaşıp hal hatır sormaktan öteye gitmedi. Dışarı çıktıklarını, anahtar sesinden anlardım. Çift kilitli daire kapısı kapandığında anahtar her kilit için üç kere döner, metalik bir ses koridorda yankılanırdı. Banka kasa dairelerinin demir kapılarının açılıp kapanması gibi bir his uyandırırdı. Birkaç dakika süren ‘açma-kapama’ ritüeli merdiven basamaklarındaki ayak sesleriyle son bulurdu.
Biz ise kapıyı çeker giderdik. Ne tek ne de çift kilit kullanma gereksinimi duyardık. Yirmili yaşların başlarındaydım o zaman...
↔↔↔
Aradan bir sene geçip ‘sosyal kelebek’ evresine girdiğimde, bitişik dairede yaşayan Eti ve Jak Telvi ile yakınlaşmaya başladık. Ve hayatta oldukları süre içinde iki yetişkinden öte abla-ağabey misali ailemizin bir parçası oldular. İyi günleri, zor zamanları paylaştık. Çocuklar küçükken çok daraldığımda sihirli kelimeyi kullanır, “Eti’yle Jak’a gidin ‘Alikobeni’ (alı-koy-beni) vereceklermiş” derdim. Yarım saat sonra sakinleşmiş halde geri dönerlerdi.
Telviler hayat dolu insanlardı. Evleri herkese açık, her zaman yapacak bir işleri olup, sosyal çevreleri oldukça genişti. Misafir karşıladıklarında kahkaha sesleri dışarı taşardı.
Çok şanslıydık. Hem apartmanda saygınlık unsuru, hem de caddeye çıktığımızda şapkasını hafifçe kaldırıp selâm veren beyefendiler vardı. Tarih de 1800’lerin sonu değildi!
↔↔↔
Jak Telvi yaşına oranla son derece bakış açısı geniş, yeniliklere açık aynı zamanda inançlı bir insandı. “Şükür” sözcüğünü öyle bir huşu içinde söylerdi ki sabah duasının ardından gelen, “amin” ile eşdeğer gibiydi.
↔↔↔
Yıllar hızla akıp geçti.
Şimdilerde Telvi’leri orta yaşlı, belki de yaşlı olduklarını zannettiğim yaşlardayım.
Dünya hızla değişti. Kirlilik, yapay beslenme, yeni virüslerin taşıdığı hastalıklar, göçler, siyaset, ekonomik sarsıntılar ve daha birçokları yaşam tarzına belirsizlik kattı. Zorluklarla olumsuzluklar, ‘şükür’ü yeniden hayatın beşiğine oturttu.
Her ne kadar, olanla yetinmek gençliğin dinamik yapısına aykırıysa da “şükür” kavramı otuz beşli yaşlara kadar indi.
Günümüzde sokakta karşılaşıp, nezaket icabı da olsa, “Nasılsınız?” dediğiniz on kişinin sekizi, “şükür” diye yanıtlar. Diğer ikisi genelde sohbete şikâyetle başlar. Bunun için en iyi yöntem bir an evvel uzaklaşmaktır.
Halk arasında ikinci el bilgi olarak kullanılan “şükür” çoğunlukla, “iyiyim” derse nazar değeceğine inandığından “şükür”ü yeğler.
Pozitif psikoloji ise, şükran hissi arttıkça ruh halinin olumlu duyguları geliştirdiğini vurgular.
Sağlıkla kalın…