Değerli okur, bu yazıyı kaleme aldığımda (30 Mart Pazartesi 15.42), henüz Milli Takımımız Kosova ile dünya kupası ön eleme final maçını oynamamış olacağından ötürü aslında bu yazım bir nevi ‘varsayım’ yazısı olacak. Umarım, sen değerli okur ; bu yazıyı okurken yazın karpuzunu yerken dünya kupasını izleme hayali kuruyorsundur ve bu hayalin gerçek olacaktır. Umarım Türk Milli Takımı Kosova’yı yenmiş ve dünya kupasına gitme bileti almıştır. Şahsen ben bir şeyi uzun zamandır bu kadar çok istememiştim zira.
Bilindiği üzere bu sene dünya kupası Amerika, Kanada ve Meksika’da ortak olarak düzenleniyor. Yani bu demek oluyor ki Türkiye dünya kupasına katılabilirse maçlar bizim saatimizle sabah 5 ve 7’de oynanacak. Bu da kesinlikle bambaşka bir tecrübe olacak hepimize. Her zaman mesai çıkışı maç izlemeye alışık olan bizler, bu sefer mesai öncesine geçeceğiz televizyon karşısına. Maçı bitirip işlerimize gideceğiz, günümüze başlayacağız. Fakat geçmemiz gereken son bir adım var (Umarım geçmişizdir).
Dünya kupası ön eleme grubumuzu ikinci bitirdiğimizden ötürü dünya kupasına katılım için iki ön eleme maçı yapmamız gerekiyor yeni FİFA kurallarına göre. İlk maçımızı Romanya ile oynadık ve 1-0 kazandık. İkinci maçımızı ise Slovakya-Kosova maçının galibi olan Kosova ile 31 Mart Salı günü saat 21.45’te Kosova’da oynayacağız. Çoğu kişiye göre Kosova daha güçsüz bir rakip olarak gözükse de aslında Kosova’nın daha tehlikeli bir rakip olduğunu söylemek lazım. Bizleri bekleyen (ya da beklemiş olan diyelim) tehlikeleri derlemeye çalıştım elimden gelen teknik/taktik bilgi birikimimle ve sosyal medyadan derlediğim (kopya çektiğim) notlarla.
Öncelikle kağıt üzerinde daha iyi ve daha değerli bir takıma sahip olan Slovakya Milli Takımı’nı neden istediğimi anlatayım. Öncelikle defansın bel kemiği, takımın belki de yarısı Milan Skriniar sakat. Fenerbahçe’den de bileceğiniz üzere defansta Skriniar’ın eksikliği gerçekten inanılmaz hissediliyor. Kendisi iyi bir stoper olmakla kalmıyor defansı adeta toparlıyor, yönetiyor. Dolayısıyla Slovakya’nın defansı şu an epey zayıf durumda ve ağır oyuncuları var; bizim ise tam ağır oyunculara ters gelecek sprinter (koşucu, delici) forverletimiz var. Kerem gibi, Barış Alper, Kena Yıldız gibi... Ek olarak, Slovakya’nın forveti de eksik. Yani eşleşme ihtimalimizde yüzde 70 turu geçeceğimizi söyleyebilirdim.
Fakat, Kosova için işler tam tersi diyebilirim. Örneğin, izlediğim kadarıyla Kosova defansları topun ceza sahasına düşmesine çok izin veriyor fakat ara pasları ve delici koşuları çok iyi kapatabiliyor. Bizde de topu ceza sahasına indirip, sırtına oyuncu alabilecek pivot santrfor eksikliği var. Yani sprinter forvetlerimize ters bir defans dizilimi bizi bekliyor (beklemiş) olacak. Çok hızlı kontraya çıkan bir takım var, bu da Hakan Çalhanoğlu (orta saha) çok fazla ileri çıkmasını engelleyebilir. Hakan geride kalırsa da etkinliği düşecektir. Fakat en önemli noktası Kosova inanılmaz iyi defans yapan bir takım ve kapanmayı çok iyi biliyorlar. Romanya maçında da Lucescu resmen defansı kilitlemiş, Arda Güler’in çilingirliği ile ve Romanya defansının anlık dalgınlığını iyi kullanarak maçtan galip çıkmayı bildik. Velhasıl, Kosova Milli Takımı Romanya’dan daha da iyi defans yapacağını düşünürsek o ceza sahasına nasıl girebileceğimizi (umarım girmişizdir) inanın çözemiyorum. Uzaktan şutlara ihtiyacımız olacaktır. Ve tabii ki unutmadan, Kosova’nın kaptanı, forvetinde yakından tanıdığımız Vedat Muriqi oynayacak. Fiziğini inanılmaz iyi kullanan, inanılmaz iyi sol ayağı ve kafa vuruşları olan bir oyuncu. Kendisini defansımızda Samet ile eşleştirecektir bu da bizim adımıza tehlike doğurabilir. Kesinlikle Abdülkerim’in Samet’i desteklemesi gerekiyor bu maçta.
Yukarda da okunacağı gibi Kosova çekinilecek bir takım. Fakat bizim de elimiz armut toplamıyor elbet. Takımımızda, Ferdi, Kerem, Hakan, Barış Alper, Arda Güler ve kalende Uğurcan varken bizden de çekinebilmeliler. Milli Takım Teknik Direktörü Montella takımı buna göre çalıştırmıştır diye düşünüyorum fakat Montella’nın bana kalırsa tek bir kötü özelliği var; o da fikrine aşık olması. Oyunda 1-0 geriye düşersek bu kilidi açacak bir taktik dizilim ve oyuna sahip olduğundan şüpheliyim. Tabii benim için yazması gerçekten kolay, Montella yerinde ben olsam muhtemelen hiçbir şey yapamazdım, o da ayrı mesele.
Umarım Montella da bizim çocuklar başarılı olur ve yazın sabaha karşı bizi heyecanla televizyon karşısına geçirirler.
Peki, gelelim kötü senaryoya… İşte o zaman sosyal medyanın halini düşünemiyorum. Ki başarılıyken bile kimi taraftar gruplarının, sosyal medya fenomenlerinin takımcılık oynadığı bir dönem görüyoruz. O kişi oynamamış, bu kişi oynamamış diye açıklama yapıldı geçen hafta bu ülkede... Romanya maçını kazanmışken hem de. Elimize ne geçer?
Kötü senaryoda ise gerçekten ortam karışacak, Montella’ya hakaretler yazılacak ve herkes rakip takımın oyuncusunu suçlayacak. Asla başaramıyoruz doğru şekilde eleştirmeyi. Asla da başaramayacağız gibi geliyor... Hayırlısı.
Alın turu gelin çocuklar, bu ülkenin 24 senedir karpuzunu yiyerek dünya kupasında kendi ülkesini destekleme hasreti var, siz oynayın, biz arar buluruz izinizi.