Bu mesele artık gündemin başına tam manasıyla oturdu. Canlı yayınlar beyanlar, karşılıklı ziyaretler, atışmalar, dünya üzerinde yer kalamamış gibi ilginç coğrafyalarda buluşmalar bitmez tükenmez yorumlar…
Tahmin edebileceğiniz gibi konu ile ilgili sizlerle üç yıl içinde paylaştığım yazılara bir göz attım. Müsaadenizle bazı alıntılarını sunacağım.
16 Şubat 2022 tarihli Şalom’dan (savaşın başlamasından bir hafta önce):
“Ancak şundan da emin olun. Rusya hiçbir şekilde batılı bir askerî gücün ve hele NATO’nun Ukrayna’ya yerleşmesine asla müsaade etmez… Buna paralel olarak da Kırım Yarımadası’nın hâkimiyetini de başka hiçbir devlete bırakmaz. Niye mi?
Yakın tarihimizden bir örnek…
Daha 1930’ların başında Ukraynalıların bağımsızlık istekleri canlanmıştır. Alman hükümetleri tüm bu hareketleri destekler.
Hitler’in Rusya saldırısı başladığı zaman Ukrayna askerlerince kurulan kolordular, değişik sabotaj görevleri üstlenmiş Ukrayna komandoları ve nihayet Ukraynalılardan teşkil edilmiş çeşitli ajanlar Rusya içlerinde görev başındadır. Hatta Almanya’dan gelen emirleri eksiksiz yerine getirmektedirler.
II. Dünya Harbi’nin Rusya için nelere mal olduğunu hepimiz biliyoruz. Sonuçta en iyimser tahminle askerî ve sivil kayıplarının 27 milyona ulaştığı belirtiliyor.
Şimdi başa dönelim. Siz bir Rus yöneticisi olsanız Ukrayna’da yabancı güçlerin yerleşmesine müsaade eder misiniz? Kırım’ı başka bir ülkenin hâkimiyetine bırakır mısınız?”
22 Haziran 2022 tarihli yazımın son paragrafına bakalım:
“Putin ve ekibinin damarına da bilhassa 2014’ten beri basılmaktadır…1994 ve 1997 anlaşmalarına rağmen, Ukrayna, Batının da desteğine de güvenerek sürekli Rus çoğunluğu rahatsız edecek davranışlarda bulunmuştur… 2021 sonu ve 2022 başında Ukrayna NATO’ya üye olma isteğini belirtip ABD’den de destek alınca Putin’in saldırıya geçmesi kaçınılmazdı. Nitekim de bu saldırının neredeyse saat ve saniyesine kadar ne zaman başlayacağı en az bir ay evvelinden ABD ve AB kaynakları tarafından bilinmekteydi…
Geniş çapta bir saldırı başladı. Safahatı her gün takip ediyorsunuz. Artık sadece iki tarafın masaya oturmalarını ümit etmekten başka çare kalmadı.”
1 Mart 2023 tarihli yazımın sonuç bölümü:
“21. yüzyılda, insan varlığının sürekli yüceltildiği bir zamanda, mantığın ve vicdanın kabul edemediği kayıplar ve acılar yaşandı. Kendilerini ‘medeni’ sınıfına sokan tüm ülke liderlerinin, sadece barışı aramalarını ve barış yolunu takip etmeleri dileğiyle…”
5 Temmuz 2023’ten bir paragraf:
“Her şeyden evvel Rusya saldırısının ana sebeplerinden biri Ukrayna’nın NATO’ya girmesi ihtimali idi. Bu ihtimalin gerçekleşmesi tamamen gündem dışı iken dahi ABD Ukrayna’yı NATO’ya üye olarak kabul etmeyeceklerine dair bir garantiyi Rusya’ya de vermekten kaçınmıştı…”
31 Ocak 2024’te ne demişim?
“Geçen yılın şubat ayında Stalingrad zaferinin 80. yıldönümü kutlanıyordu. Başkan Putin 80 yıl sonra Alman Leopar tanklarını bir daha Rusya yakınlarında görünmelerinin büyük bir hata olduğuna işaret ettikten sonra, başta ABD olmak üzere bütün Batı Avrupa’ya seslenerek Rus halkının direniş ve fedakârlık ruhunun bütün gücüyle devam ettiğini ifade etti.”
28 Şubat 2024:
“AB ülkeleri tüm yapılan yardımlara ve gösterdikleri dayanışmaya rağmen bu savaşın bir galibinin olmayacağını anlamaya başlamışlardır.
NATO ülkeleri arasında ise bu ihtilaftaki davranışları hususunda ciddî görüş aykırılıkları mevcut.
ABD’de ise yapılan yardımlar konusunda Kongre ve Senato üyeleri arasında mutabakat yok. Bazı üyeler artık yardımların bir işe yaramadığını açıkça dile getirmekte. Hele Biden’ın basın sözcülerinden birinin geçen hafta savaşı ‘sterile’ (kısır) kelimesiyle nitelendirmesini özetin özeti olarak kabul ediyorum.”
26 Şubat 2025:
“Şunu da kabul etmek lazım: bu meselenin daha savaş başlamadan evvel masanın etrafında toplanıp halledilmesi gerekirdi ve imkânlar da vardı.
Savaş başladıktan birkaç ay sonra bir ABD TV kanalında, doğrudan sayın Biden’e şöyle bir sual tevcih edilmişti: Sayın Başkan, Rus Dışişleri Bakanına, niçin Ukrayna’nın NATO’ya kabul edilmeyeceğine dair garanti vermediniz? Bu ülkenin zaten NATO’ya kabul edilmeyeceğini gayet iyi biliyordunuz. Bu sorunun cevabı hala verilmemiştir.
Özetlemek gerekirse tarih yine tekerrür etti. Rusya’ya saldıranlar veya saldırtanlar yaptıkları muazzam yaptırımlar, engellemeler ve boykotlara, rağmen yine büyük zararlarla geri çekilmekteler.
Sonuç olarak ateşkes ve mantıki bir antlaşma ile neticeye varılacağına dair inancım tamdır.”
Bugünkü yazımı da Başkan Trump’ın tüm medyada yayınlanan mesajı ile bitiriyorum:
“Ukrayna NATO üyeliğini ve Kırım’ı unutmalıdır.”
(Öğünmek gibi olmasın ama aynı sözleri ben 16 Şubat 2022’tarihinde, yani ilk yazımda, söylemiştim).
Değerlendirmenize sunuyorum.