Hassas dengeler: İsrail´de Karay olmak -3

Selin SÜAR ORAL Köşe Yazısı
7 Şubat 2024 Çarşamba

2023’ün ağustosunda İsrail’de bulunarak cemaat temsilcileri ile yüz yüze derinlemesine mülakatlar aracılığıyla Karayların İsrail’in medya içeriklerinde nasıl temsil edildiğini araştırmaya çalıştığım Hassas Dengeler: İsrail’de Karay Olmak yazı dizisinin ilki 6 Eylül 2023’te yayımlanmıştı. Ekim ayında ikincisini yazdığım serinin yayımlanmasından üç gün sonra İsrail’de yaşanan korkunç katliamların ve peşi sıra çıkan savaşın neticesinde diziye ara vermek durumunda kaldım. Ancak son birkaç haftadır Karay Türkleri ve Karaimler üzerine sosyal medyada yayınlanan içeriklerin çoğalmış olması ve halen kültüre dair pek çok detayın bilinmiyor olması yazı dizisine devam etmem gerektiğini hissettirdi.

Özetlemek gerekirse başta İsrail, Litvanya, Kırım, Polonya, Romanya, Ukrayna olmak üzere Fransa, Türkiye, ABD, Mısır gibi ülkelerde kökeni Kenan Topraklarına girmek için Mısır’dan çıkan ilk İbranilere dayanan Karay cemaatleri bulunuyor. Karaim kelimesi İbranicede Karai, Karaim, Karaite; Arapçada Karrai, Karraun; Kuman Kıpçak Türkçesinde Karay ve Karaylar şeklinde kullanılıyor; ayrıca pek çok ansiklopedi ve kaynak kitapta Karaite olarak yer almakla birlikte literatürde Karay Türkleri ve Karaytay olarak da farklı kullanımlara rastlanıyor. Kendilerini Süleyman Mabedi (Bet Amikdaş) zamanında yaşayan, inançlarını o dönem yaşandığı şekilde aynı gelenek görenek ve uygulama şekilleriyle bugüne kadar koruyarak getiren en orijinal ve köklü İbrani soyu olarak tanımlayan Karaylar, din adamlarının yorumlamalarını reddederek, sadece yazılı Tevrat’ı kabul ediyor.

Her biri farklı yerlere yayılmış olmalarına, gittikleri yerin kültüründen ve dilinden de etkilenmiş olmalarına rağmen Karay toplulukları, yaşadıkları toplumda konuşulan dillerde bulunan kelimeleri İbraniceye ekleyerek yerel bir alt lisan ortaya çıkarmış. Fakat bunun dışında Türkçe kökenli, Kıpçak dil grubuna ait İbranice kelimelerle etkileşimde olmuş, içine Yidiş ve Ladino’yu dâhil eden, daha çok Kırım Karayları tarafından kullanılan Karaim lisanını da kullanıyorlar. Hal böyle olunca nerede bulunurlarsa bulunsunlar, etnik-dinsel bir ‘azınlık’ olarak anılıyorlar.

Görüşmüş olduğum cemaat üye ve sözcüleri, İsrail’de dindar (Haredi) toplum haricinde ne İsrail içinde ne de dışında Karayların kim olduğu, kendi içlerinde ne yapmaya çalıştıkları ve neye inandıkları gibi konularda halk tarafından hiçbir şekilde tanınmadıklarını/bilinmediklerini belirttiler. Haredi liderlerin ise Karayları, farklı bir yapılanma içinde bulundukları ve standart cemaat ile standart Yahudi topluluğundan ayrı oldukları düşüncesi nedeniyle ‘kâfir’ olarak yorumlama eğilimlerinin bulunduğunu söylediler.

Cemaat içerisine kimi grupların oldukça olumlu karşıladığı, bazı grupların da asimilasyon olarak tanımladığı bir olay var ki o da İsrail’in önde gelen ruhani liderlerinden Haham Ovadya Yosef’in Karay cemaatine mensup kişilerle evlenmenin yasak olmadığına dair verdiği fetva. 1970’lerden önce İsrail’de kâfir olarak görülen ve toplumdan uzaklaştırılan Karay cemaati ile Rabbani Yahudilerin evlenmesi kabul görmezmiş. Ancak Ovadya Yosef evlenmenin yasak olmadığını ve hatta Karaylardan kız alınmasının kişiyi sevaba bile sokabileceği fetvasını yayınlayınca cemaatte yüzde 20’ye yakın bir asimilasyon oluşmuş. Bu asimilasyon istatiksel olarak bakıldığında daha çok Karay kızlarının Rabbani Yahudiler tarafından alınmasıyla gerçekleşmiş. Bu fetvaya karşı olan Karaylar, çocuk yetiştirmenin önemine de dikkat çekerek, Haham Yosef’in bu fetvayla kurnazca bir hamle yaparak Karayları yok etmenin ve onları asimile etmenin tek yolunun Karay cemaatinden kız alınması ve evlilik ile olacağını anladığını söylüyor.

Karaim cemaati sözcüleri aynı zamanda Haredilerin, Karayların İsrailoğullarına ve İsrail toplumuna ait olmadıklarını halk arasında dile getirmeye ve yaymaya çalıştıklarını, bunun ana sebebinin de Karay akımının ve inanç şeklinin Rabbani Yahudilikte çıkar çatışmasına yol açarak dini otoriteleri halka karşı etkisiz hale getireceğine inanmaları olduğunu ve bu yüzden de Karay topluluğunu genel Yahudi inancına ve topluluğuna karşı ciddi bir tehdit olarak ilan edip herkesin de bu şekilde kabullenmesini sağladıklarını vurguladılar. Bu iki ayrı sisteme bakılacak olduğunda Rabbani Yahudilikte dini liderlerin en doğruyu bilen olduğu hemen tahmin edilebilecektir. Hahamlar, birer yol gösterici olarak ibadet edenlere; cemaate en iyi yorumları ve mealleri hadisler ve genel yorumcular ışığında kendi yorum ve inançlarını da katarak çizdikleri çerçeve dâhilinde bir din yaşamalarına yönlendirmişti. Ancak Karay inancına göre kişi, yaptığı ibadeti en iyi şekilde yorumlayabilecek ve manasını en iyi şekilde sindirebilecek kapasiteye sahip olarak kabul edilir. Kimsenin ona sağını solunu veya siyahı beyazı dikte etmesinde bir mantık olmadığına inanılır. Zaten Karaizm’in de temel taşı bu mantıktır. Öyle ki Dünya Karaim Cemaati Merkezi ve İsrail Karay Cemaati Başkanı Şlomo Gaver, cemaat içerisinde kendisine yol gösterilmesini isteyen kişilerin kimi zaman cemaatin dini liderlerinden yardım istediğini, ancak hahamların bunu kendi hayat görüşü ve yorumları ile sunmasından dolayı bireyi çoğunlukla kutsal kitaba, kişinin kendi mantığına, kalbine ve iradesine “En doğrusunu ancak sen bilebilirsin” diye yönlendirdiklerini söyledi.

Sonraki ay yeniden görüşmek dileğiyle…

KAYNAKÇA:

Kizilov, Mikhail (2009). The Karaites of Galicia: An Ethnoreligious Minority Among the Ashkenazim, the Turks, and the Slavs, 1772-1945. Leiden: Brill.

Levi, Bünyamin (2016). Bizans’tan Günümüze İstanbul Karaileri. İstanbul: Cinius.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün