Tetsave – Şabat Zahor Saf zeytinyağı

Rav İzak ALALUF Köşe Yazısı
1 Mart 2023 Çarşamba

Birkaç sene önce yaşamımızda daha büyük yer edinmeye başlayan bir sözcükten söz edelim. ‘Nostalji.’ Sanki hepimiz birdenbire bu günü yaşamayı bırakıp geçmişte yaşadıklarımıza özlem duymaya başladık. Bu amaçla yapılan müzik albümleri, fotograflar eski günlere karşı dile getirilen özlem. Bununla yaşarken hiç ummadığımız, beklemediğimiz günleri de yaşamak zorunda kaldık. Toplam ağırlığı bir gramı dahi geçmeyen bir virus hepimizi esir aldı, hasta etti, sevdiklerimizi bizlerden kopardı. Hâlâ sıkıntısını çektiğimiz Corona denilen salgın hayatımızın bir parçası olmaya ve sıkıntı vermeye devam ediyor. Hele ilk zamanlarda ne sinagoga gelebiliyor, ne de birlikte dua edebiliyorduk. Birbirimizi ancak sanal ortamlarda görebiliyor evlerde bu sıkıntının geçmesini bekliyorduk. Birçoğumuz belki kendi kendine sormuştur. Tanrı bizlere ne mesaj vermek istemektedir?

Aslında geçmişe karşı duyulan özlem sadece günümüze ait değildir. Moşe Rabenu’nun olduğu bir dönemden Yeoşua dönemine. Oradan dalgalanmalar yaşadığımız Hakimler dönemine geçerken geçmişi özledik. Krallar döneminin başında Bet Amikdaş ile sevinirken iki kez yıkımını yaşadıktan sonra hâlâ günde üç kez buna olan özlemimizi dile getirir hale geldik. Mişna döneminin olağanüstü bilgelerini, Gema döneminin tartışmalarını özlerken zaman zaman doğan güneşlerle teselli bulduk. RaMBaM ile inancımızı tazeledik, Şulhan Aruh ile ne yapacağımızı bilir hale geldik. Her nesilde çıkan büyük çınarlar sayesinde Yahudiliği yaşayabilme ayrıcalığına sahip olduk. Maşiah öncesi bir anlamda doğum öncesi sıkıntıları yaşadığımız günümüzde ‘Yeridat Adorot’ dediğimiz nesillerin çöküşünün sıkıntılarını da duyumsamıyor değiliz.  Her neslin bir öncekini aratır hale geldiği günümüzde hepimize düşen ‘koah atsmo/kişisel güç’ dediğimiz bireysel potansiyelimiz hakkında düşünmeye ihtiyacımız vardır. Tanrı hepimize Neşama ile mutlak bir kişisel güç ve yetenek vermiştir. Öncelikle bizlere düşen bunu keşfederek bu dünyadaki yani salondan önceki koridorda görevimizin ne olduğunu anlamamız gerekir.

Peraşamız Bet Amikdaş ve sinagoglarda devamlı yanması gereken bir kandilden söz etmektedir; ‘Ner tamid.’ Ner tamid içimize dönmemiz gerektiğini yaşamın anlamını çözmemiz ve bu doğrultuda umutla yürümemiz gerektiğini anlatır. Ner tamid umudun asla bitmeyeceğinin bir göstergesidir. Ner tamid aslında hepimizin bir Moşe Rabenu olabileceğimizin de kanıtıdır. Çünkü hep vardır.

Her insan gibi Moşe de yaşamını tamamlayıp ebediyete intikal etmiştir. Ancak ona atfettiğimiz ‘rabenu’ yani öğretmenimiz unvanı nedeniyle bile hep aramızda olmaya devam edecektir. Hepimiz gerek bilgi gerekse davranış olarak öğretmenlerimizden çok şey öğreniriz. Bu öğretiler yaşam ilkelerimizin oluşması için çok kıymetlidir. İşte Moşe halkının ebedi öğretmeni olarak saf ve temiz olmamızı istemektedir. Net Tamid yakmak için kullanılan ‘şemen zayit zah / saf zeytinyağı’ ne kadar kıymetliyse bir Yahudi’nin yaşamında o mertebeye gelmek için çaba göstermesi o kadar önemlidir. Bunun aslında yolu açık ve belli bir şekilde Şlomo Ameleh tarafından Mişle’de zikredilmektedir.

“Ki lekah tov natati lahem, torati al taazovu / Sizlere iyi bir doktrin verdim. Tora’mı bırakmayınız.”

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün