Evren, Şalom ve ben

Selin KANDİYOTİ Köşe Yazısı
26 Ekim 2022 Çarşamba

Hikayenin en başına gidelim. Her şey 13,8 milyar yıl önce başladı. En en başta her şey aşırı derecede yoğun, sıcak ve tabi ki çok ufaktı. Saniyenin milyar milyar milyar milyar birinde enflasyon ile müthiş hızlı bir büyüme oldu ve evren bir elin avucu boyutuna geldi. Kütleçekimi işe koyuldu. Kuarklar ve elektronlar oluştu. Evren artık milyarlarca kilometre çapına gelmişti ki kuarklar proton ve nötronları oluşturmaya başladı. Şu ana kadar yalnızca 1 saniye geçmişti. Üçüncü dakikada protonlar ve nötronlar nihayet birleşti çekirdek oluştu. 380.000 yıl sonra anca elektronlar çekirdeğin yörüngesine oturabildiğinde ilk atomlar oluştu. Hidrojen ve helyum. İlk kez evreni perdeleyen opak perde kalktı; kutsal kitaplardaki gibi “Ve ışık oldu.” Evren genişleyip soğumasını sürdürürken hidrojen ve helyum üretimi de devam etti. Füzyon tepkimelerinin meydana gelebileceği sıcaklık ve yoğunluk sağlandığında ortaya çıkan enerjiyle ilk yıldızlar parlamaya başladı. Onların ömrü bitince süpernovalarla patladılar. Karbon, oksijen, demir oluştu. Bizi biz yapan elementler. Patlamalarla fırlayan maddelerden başka yıldızlar, gezegenler de oluşuyordu tabi. Bazı dev yıldızlar patlayınca kara delik de oluşturdular. Böylece merkezinde kara deliklerin olduğu milyarlarca yıldıza ev sahipliği yapan milyarlarca galaksi meydana geldi. Evren 9 milyar yaşındayken Güneşimiz ve Dünyamız oluştu. Yaşam bildiğimiz kadarıyla yalnızca burada 300-500 milyon yıl sonra filizlenirken aslında işte tüm bu kronolojiyi çözüp yazabilen hatta evrenin sonunu hesaplayabilen meraklı ve modern insan 75 bininci yaşını kutluyor.

Hikayesinin en başına gidelim. Her şey 75 yıl önce başladı. En en başta Avram Leyon vardı. Saniyenin milyar milyar milyar milyar birinde beyninde çakan bir nöronla cemaatimizin bir gazetesi olması gerektiğini düşündü. Gazetenin abonelik ücreti olursa da enflasyona endeksli olacaktı doğal olarak. Bu fikir tohumu müthiş hızlı bir şekilde ufak bir ekibin de yardımıyla büyüdü. 29 Ekim’de elinin avucuyla tutabildiği dört sayfalık çoğu Ladino dilinde bir gazete vardı. Opak perde kalkmış, Şalom gazetesi Türkiye ve dünya Yahudi yaşamına ışık tutuyordu. Gazetenin hakları 1984’te Gözlem Gazetecilik’e geçince önce gazete tabloid boyuta büyüdü, sayfa sayısı ikiye katlandı ve okur sayısı10 binlere çoğaldı. Bir sayfası hariç Türkçe yayınlanmaya başlayan Şalom Gazetesinde siyaset, kültür, sanat, tarih Yahudilik ve cemaatimiz yaşamını ilgilendiren olaylar yani bizi biz yapan her konu tarafsız, dürüst ve ilkeli bir biçimde ele alındı. Böylece yıllar boyu sırasıyla Leon Haleva, Silvyo Ovadya, Yakup Barokas ve İvo Molinas’ın genel yayın yönetmenliğinin yörüngesinde dönen yüzlerce vefakâr gönüllü Şalom’u daha da genişletti. Bu aile öyle yaratıcı, üretken, meraklı ve moderndi ki ana gazetenin dışında Ladino dilinde El Amaneser gazetesi, Şalom Dergi, onlarca özel ek, Türkçe ve İngilizce internet siteleri de oluştu. Becerikli profesyonel ekibin çekirdeğinden gelen enerji ile zorlu ekonomik şartlarda gazetenin basılı olarak devam edebilmesi mümkün oldu. Gazetemiz -65 yılını Viktor Apalaçi’nin bilfiil yaşadığı- 75 yılını haklı bir gururla kutluyor.

Hikayemin en başına gidelim. Her şey 44 yıl önce başladı. En en başta ben aşırı derecede tatlı, tombik bir bebek; sonrasında ergenliğimle tatlılığımın gidip yalnızca tombikliğimin kaldığı bir dönemdeydim. Dobiş karnım ertesi sabaha düzleşsin diye pencere kenarında olan yatağımdan yıldızlara bakar dilek tutardım. Dileğim tutmadı ama yıldızlara o kadar baktım ki orada ne var acaba sorusu benim bir parçam oldu. Bir de astronot olmaya o zaman karar verdim. ‘İdealist Çağ’ın ardından lisede kafam feni basmadığı için bilimle yollarımı ayırdım. 30’lu yaşlarımda İsmet Berkan’ın popüler bilim yazılarından birinde geçen “Kütleçekimi ne bilmiyoruz” cümlesine çarpıldım çünkü kütleçekim yere attığımız her şeyin düşmesiydi, hatta formülü 9,8 idi. Birimini unutmuştum da bilmediğimiz nereden çıkmıştı. Gerçeklerin yüzüme çarptığı bu dönem ‘Realist Çağ’ımdır. 2014’te Boğaziçi Üniversitesinde fizik profesörü Alpar Sevgen herkese açık kozmoloji semineri veriyordu. Üç saatte anlattıklarının yüzde 10’unu bile anlamadım. Bu konuları Şalom gazetesinde yazarsam yüzde yüzünü anlamak zorunda kalırım dedim. 2011’den beri gazete için başta Ortadoğu, dünya haberleri yazarken kapsama alanını uzaya çıkaracaktım. Sağ olsunlar İvo Molinas ve Virna Gümüşgerdan bana yeşil ışık yaktılar. Aldığım kurslar, gittiğim astronomi seminerleri, evde yaptığım kuantum deneyleri derken bilgiye doymanın hazzını yaşıyor; öğrendiklerimi ‘Evrenin Sırları’ adındaki sayfalara aktarıyordum. ‘Bilgi Çağ’ım başlamıştı. Hollywood art arda Gravity, Interstellar, Martian patlatıyor koskoca MIT Fizik Departmanı Başkanı Prof. Bertchinger bile Boğaziçi’ne Interstellar astrofiziği anlatmaya geliyordu. Röportaj bile koparıyordum ondan. Şalom’un sadık okurlarına sayfa sayfa anlatıyordum kara delik nedir, yerçekimi nedir, ışık nedir, kuantum nedir… Prof. Feryal Özel ve Prof. Avi Loeb ile yaptığım röportajlarda 32 diş pozlarım yayınlanıyordu. Şalom’un arka sayfası her hafta bana emanetti. 2016’da Evrenin Sırları köşe formatına kavuştu. O günden bugüne okuyucuyu 750 kelimeyle hem güldürüyor hem beynini mıncıklıyor hem de kesin küfür ettiriyorum ama ne zevk alıyorum bilemezsiniz. İyi ki 75 oldun Şalom. 100. seneni de beraber kutlayalım.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün