Doğu Roma İmparatorluğunun çöküşü

Sami AJİ Köşe Yazısı
8 Aralık 2021 Çarşamba

12. asrın ikinci yarısındayız. Benjamin de Tudela adlı bir Yahudi seyyah İstanbul’u ziyaret ediyor1.O yıllarda İstanbul en parlak dönemlerinden birini yaşamaktadır. Şehirde gördüğü maddi ve kültürel zenginlik, haşmet ve bilhassa canlılık onu hayretten hayrete düşürmektedir2.

Ancak defterine şu notu düşüyor:

“Recrutan mercenarios de todos los pueblos gentiles llamados Barbaros par guerrear con el sultan Ma’sud, rey de los turcomanos llamados TURCOS porque ellos carecen de esperito combativo; se les considera, por tanto, afeminados que carecen fuerza para resistir.”3

Diğer bir deyimle seyyahımız, Bizans’ın en parlak döneminde çöküş işaretlerini görmeye başlamıştır. Nitekim takriben 40 yıl sonra 1204’te şehir 4. Haçlı Orduları tarafından tarihte bir daha görülmeyecek şekilde talan edilmiştir.

Buna rağmen imparatorluk -60 yıllık bir Haçlı işgalinden sonra- 250 sene daha yaşıyor… Ancak gerileme ve çöküş dönemi kademe kademe görülmeye başlamıştır.

Başa gelen her imparator, çeşitli tedbirler almasına rağmen kaçınılmaz sonu durduramamıştır…

Bu gidişatın sebepleri tarihçiler tarafından değişik yönleriyle incelenmiş ve ana unsurlar şöyle listelenmiştir:

Önce iktisadi faktörleri görüyoruz… Venedik ve Cenova Cumhuriyetleri Akdeniz ticaretini ele geçirdikten sonra, Bizanslıların pazar hâkimiyetleri yok olmuştu. Dolayısıyla, gerek halk fakirleşmeye başlamış ve imparatorluk hazinesinin gelirleri çok ciddi bir şekilde azalmaya başlamıştı. Çare olarak, bilhassa meydana gelen hayat pahalılığını önlemek üzere tüm ithal mallarında gümrükler düşürülmüş veya azaltılmıştı.

Buna paralel olarak paranın da değeri -altının ayarında oynanarak- düşürülmüş ve muhtelif dönemlerde adı dahi değiştirilmişti. Ama bunlar da fayda vermedi…

İlginçtir. Ekonomik sıkıntılar sayılırken ekmek probleminin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz.

“Patrik, sahte ağırlıkların kullanılması, buğday istifçiliğinin yapılması, buğdaya kepek karıştırılması ya da çürük buğday satılması konularında imparatora şikâyette bulunmaktadır. Ayrıca, imparatordan başkentin iaşesi ile ilgili olan her şeyi denetlemek için bir görevli atamasını istemektedir. İmparator II. Andronikos, bu şikâyetleri dikkate alarak bir araştırma yapılmasını buyurdu. İmparator, özellikle ekmek ticaretini kimlerin ellerinde tuttuklarını ve bunların kaç kişi olduklarını, İstanbul’a gıda maddeleri sağlayan gemilerin hangi şartlar altında alım ve satım işlerini yaptıklarının belirlenmesini istiyordu.”4

Özetle, zaman içinde halk doğru dürüst ekmek bile yiyemez hale gelmişti.

Siyasi faktörler de Bizans’ın aleyhine gelişmiştir… Doğudan, Türklerin durdurulamayan akınları halkı sürekli İstanbul’a göç etme zorlamıştır.

Batıdan ise gelişmeye başlayan Sırbistan krallığı ve muhtelif Bulgar prenslikleri Bizans’ı sıkıştırmaya başlamıştı. Bunu üzerine Bizans, batıdan yardım istemek için Papalıkla muhtelif görüşmeler yapmıştı.

Ancak bütün yüzeysel gösterişlere, hatta kiliselerde müşterek ve görkemli törenlerle söz verilmesi ve yeminler yapılmasına rağmen hiçbiri tutulmamıştı.

Büyük masraflarla kiralanan değişik milletlerden teşkil edilen paralı asker birliklerinin yararı olmamış, tam tersine bazı yörelerde yıkıma sebep olmuşlardı5.

Naçizane kanaatime göre, tüm bu gelişmelere paralel olarak, Bizans’tan 1204 yılından itibaren çok büyük çapta beyin göçünün başlaması çöküşün hızlanmasına yol açmıştır.

Benjamin de Tudela’nın 12. asırda şahit olduğu muhteşem kültürün gerçek sahipleri başta Floransa olmak üzere muhtelif İtalyan cumhuriyetlerine giderek çalışmalarını ve yaşamlarını devam ettirmişlerdi. Tüm tarihçiler, bu göçün, Rönesans hareketinin başlamasını tetiklediğinde hem fikir.

Sonuç olarak gerek Batı gerek Doğu Roma İmparatorluğunun çöküşleri6, bana göre, yöneticililerinin benzer hatalarından kaynaklandı. Halklarının menfaatlerini gözetmek yerine bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi menfaatlerini öne koydukları anda çöküş kaçınılmazdır.                                              

----

1 1168-1169 yılları olarak tahmin edilmekte. “Sefer ma’asot” başlıklı el yazısı notları 1543 yılında İstanbul’da Sonsino matbaasında kitap halinde basıldı. Türkçesi, Gözlem Kitabevinden temin edilebilir.

2Es una bulliciosa ciudad; …no hay como ella en ningun país excepto Bagdad.” (Bunu da anlamadım demeyin.)

3 Ladino bilmeyenler için özetliyeyim:

Barbar dedikleri Hristiyan milletlerinden paralı askerleri Türk Sultanı Mesud’un ordularına karşı kullanıyorlar. Çünkü (Bizanslılar) savaşma ruhunu kaybettiler.

4 Wisconsin Üniversitesindeki Bizans alimi, Yunan doğumlu Peter Charanis’den (1908-1985) alıntı.

5 En çarpıcı örnek, Roger de Flor komutasında davet edilen Katalonyalı birliklerdir… İlerlemekte olan Selçuklu birliklerine karşı bazı zaferler elde ettikten sonra İstanbul’a gelmiş ve Üsküdar’da yerleştirilmişler. Ancak ortalığı sürekli rahatsız ettiklerinden, önce Trakya’ya nakledilmişler. Roger de Flor Edirne’de öldürüldükten sonra başsız kalan birlikler Rumeli’yi talan edip Avrupa’ya dağılmış.

6 Batı Roma’nın yıkılışı hakkında lütfen 17 Eylül 2015 ve 23 Mart 2016 tarihli yazlarıma bir göz atmanızı öneririm.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR