Sandi Sialom ile yeni bir sanat hareketi

20 yılı aşkın süredir marka stratejisti olarak fikirler ve hikâyeler kuran Sandi Sialom, yaklaşık on yıldır seramik üretiyor. Totemlerden seramik board´lara uzanan çalışmalarında kelimeleri, mizahı ve güçlü sembolleri kullanıyor. Şimdiyse ´Urgent Optimism´ adını verdiği yeni bir sanat hareketinin peşinde…

Miryam ŞULAM Söyleşi
7 Ekim 2026 Çarşamba

Sandi Sialom’un iki yaratıcı dünyası var. Bir yanda marka stratejistliği; diğer yanda yaklaşık on yıldır hayatında olan seramik. İlk bakışta farklı görünen bu iki alanın ortak noktası ise oldukça net: Fikir bulmak, ona bir form vermek ve bir hikâye anlatmak. Bu hafta Sandi Sialom ile yeni bir sanat hareketini konuştuk.

Sandi Sialom kimdir?

20 yılı aşkın süredir markalar için fikirler ve hikâyeler kuruyorum. Aynı zamanda yaklaşık on yıldır seramik sanatçısı olarak çalışıyorum. Büyük ölçekli heykelsi işler, totemler ve seramik board’lar üretiyorum. İki alanı birbirinden ayrı görmüyorum; çünkü düşünme biçimim aynı.

Seramik, hayatınıza nasıl girdi?

Yaklaşık on yıl önce bir arkadaşımın seramik atölyesinde kızlar buluşması yaptık. Biraz çamurla oynayalım, sohbet edelim, işlerden uzaklaşalım diye… Herkes yamuk yumuk bardaklar, küçük kâseler yaparken ben ressam paleti şeklinde, üzerinde ‘Eat more Art’ yazan kocaman bir peynir tabağı yaptım.

Geriye dönüp baktığımda ilk işimin bugün yaptıklarımı haber verdiğini düşünüyorum. Çamurun nasıl davrandığını bile bilmiyordum ama fonksiyonel bir obje yapmakla yetinmedim. Bir fikir buldum, ona bir form verdim ve üzerine mesaj koydum. Bugün de yaptığım işlerde hâlâ bunlar var: ‘Fikir-form-mesaj’.

Klasik seramikten neden uzaklaştınız?

Çanak, bardak, vazo yapmak beni hiç heyecanlandırmadı. Daha ikinci derste “Totem yapmak istiyorum” dedim. Nasıl yapılacağını bilmiyordum ama kafamda ne yapmak istediğim çok netti. Hiçbir zaman önce tekniği öğrenip sonra “Bununla ne yapabilirim?” diye düşünmedim. Önce fikir geldi, sonra onu seramikten nasıl gerçekleştireceğimi öğrendim. Bu bazen işi teknik olarak zorlaştırdı ama kendi dilimi de böyle buldum.

İşlerinizde kelimeler ve mizah çok belirgin. Neden?

Çünkü bunlar yıllardır yaptığım işin bir parçası. Marka stratejisinde fikir bulmak, hikâye kurmak ve bir şeyi en basit ve çarpıcı haliyle anlatmak üzerine çalışıyorum. Seramiğe geçince bu tarafımı atölyenin kapısında bırakmam mümkün olmadı. Mizahın bir şeyi hafifletmekten çok, bazen daha güçlü anlatmanın yolu olduğuna inanıyorum. İnsan önce gülümsüyor, gardını indiriyor, sonra mesajı fark ediyor.

‘Handle with Care / Dreams Inside’ adlı bir board’um var. İlk bakışta hepimizin gördüğü bir koli uyarısı. Ama aslında hepimizin içinde taşıdığı, özen gösterilmesi gereken hayallerden söz ediyor. Bunu kırılabilir bir malzeme olan seramikle söylemek de mesajın bir parçasına dönüşüyor.

Seramik sizin için bir ifade aracı mı yoksa malzemenin de size kattığı bir şeyler var diyebilir miyiz?

Kesinlikle var. Seramiğin içindeki çelişkiyi çok seviyorum. Topraktan geliyor, ateşten geçiyor, sertleşiyor; güçlü ve kalıcı görünüyor ama bir anda kırılabiliyor. İnsana çok benzetiyorum bunu: Güç ve kırılganlık aynı anda var.

Bir de bana sabretmeyi ve kontrolü bırakmayı öğretti. Çamurun kendi zamanı var. Kurumasını, fırını beklemek zorundasınız. Bazen günlerce uğraştığınız bir iş fırından hiç beklemediğiniz gibi çıkıyor. Bir şey çatlıyor, eğiliyor, sır farklı oluyor. Önce felaket gibi geliyor; sonra onunla yaşamayı, onu işin bir parçası yapmayı ya da yeniden başlamayı öğreniyorsunuz.

Günlük hayatım çok hızlı. Çamura dokunduğum anda ise başka bir yere geçiyorum. Ellerim çalışmaya başlayınca kafam susuyor. Ben çamura şekil verirken, o da biraz bana şekil veriyor.

Totemlerinizde ne anlatıyorsunuz?

Aslında objeleri değil, bir hikâyenin parçalarını üst üste koyuyorum. Bazen şans dediğimiz, biraz batıl biraz umut dolu dünyayı uğur sembolleriyle; bazen hayatın küçük keyiflerini şekerlemeler, oyuncaklar ve gündelik objelerle anlatıyorum. Bazen de yaşamın dengesini bir sirk senaryosuyla. Ama bütün işlerin altında aynı dürtü var: Hayatın zor taraflarını inkâr etmeden iyi olana ve iyi ihtimallere bakmak.

Bu yaklaşım da sizi ‘Urgent Optimism’e getiriyor. Bunu biraz açar mısınız?

Yaptığım işlere baktığımda hepsinin altında aynı düşüncenin olduğunu fark ettim: Umuda, iyimserliğe ve mizaha tutunmak. Buna ‘Urgent Optimism’ adını verdim.

Bu, “Her şey şahane, güzel düşünelim güzel olsun” gibi naif bir pozitiflik değil. Dünyanın karmaşık ve kırılgan olduğunu biliyoruz. Mesele bunları inkâr etmek değil; bütün bunlara rağmen umuttan yana bir tavır almak.

‘Urgent’ kelimesi benim için önemli. Çünkü karamsarlık, korku, öfke ve kötü haber zaten hayatımızda fazlasıyla var. İyimserliği bir lüks olarak kenara koyacak zamanımız olmadığını düşünüyorum. Onu aktif olarak üretmeye ve birbirimize hatırlatmaya ihtiyacımız var.

Bu düşünceyi @urgentoptimism adlı Instagram sayfasında da büyütmeye çalışıyorum. Kendi işlerimin yanı sıra aynı ruhu taşıyan sanatçıları, eserleri ve hikâyeleri bir araya getirmek istiyorum. Hayalim, bunun zamanla başkalarının da kendini içinde bulabileceği bir sanat hareketine dönüşmesi.

Önünüzde nasıl bir dönem var?

Oldukça hareketli; 2–6 Aralık’ta İstanbul Sanat Fuarı’na La Visione Art Sanat Galerisi ile katılıyorum. Ocak ayında ikinci kişisel sergim var. Tulusoy Atölye’nin karma sergisinde de yer alacağım. Tolga Ulusoy’un benim için ayrıca özel bir yeri var. Daha kendime sanatçı demeye çekinirken işlerimi gören ve beni cesaretlendiren insanlardan biri oldu.

Ardından Abu Dhabi Sanat Fuarı geliyor. İşlerimin ilk kez uluslararası bir sanat fuarında yer alması benim için yeni bir eşik.

On yıldır üretiyorum; yolun başında olduğumu hissetmiyorum ama yolculuğumun yeni bir dönemine girdiğimi hissediyorum. Daha çok üretmek, daha çok sergilemek ve işlerimin dış dünyayla nasıl bir ilişki kuracağını görmek istiyorum.

Belki de Sandi Sialom’un sanatını en iyi anlatan cümle yine kendisine ait: “Ben çamura şekil verirken, o da biraz bana şekil veriyor.” Seramiğin kırılganlığı, mizahın hafifliği ve umudun ısrarıyla Sialom, hayata bakmanın başka bir yolunu öneriyor: “Zorlukları gör, ama yine de umuttan yana bir yer seç.”

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün