Hahambaşı Rav İsak Haleva´yı torunları anlatıyor… Dizimizi Hahambaşımızın en küçük torunu Reyna Haleva ile sonlandırıyoruz. Reyna 16 yaşında ve 11. sınıfa gidiyor.
Liza Cemel & Eli Erdem Demiröz
Çocukluğunuzda ‘Hahambaşı’ değil, yalnızca ‘dede’ olarak hatırladığınız en sıcak anı hangisidir?
Çocukluğumda onu, yalnızca ‘dede’ olarak hatırladığım en sıcak anlar; pazar günleri yapılan kalabalık aile buluşmaları ve mangallar, hep birlikte çıktığımız tatiller, sofrada yaşımız kaç olursa olsun parmağıyla rakı tattırması, evimize geldiğinde boyumuzu ölçüp duvara bir çizgi atarak ne kadar uzadığımızı göstermesiyle doluydu.
Aile toplantılarında sizi çok güldüren veya etkileyen bir sözü var mıydı?
Her aile toplantısında beni yanına çağırıp anlattığı farklı hikayeler ve anıları beni her zaman çok etkilemişti. Her defasında yeni dersler çıkarıp öyle eve dönerdim.
Dededen toruna aktarılan özel bir ritüeliniz (Şabat menüsü, Ladino lafı, mizah anlayışı vb.) var mıydı?
Birkat Amazon’da yaptığımız hareket ve sonrasında söylediğimiz ‘Yako Mimos’ şarkısı. Her bayram için bize kendi el yazısıyla ayrı ayrı mektuplar hazırlardı.
Onu ilk kez kamuya açık bir törende izlediğinizde içinizden neler geçiyordu?
Herkes bir anda ayağa kalkınca önce şaşkınlık, ardından heyecan hissettim. Dedemin katıldığı bir törene ilk kez gelmiştim ve henüz dört yaşında olmanın verdiği çocukça coşkuyla, herkes saygıyla ayağa kalkarken ben koşup dedeme sarılmıştım.
Kendisinin hayat disiplininin sizin günlük alışkanlıklarınıza yansımış bir örneği var mı?
Dedem her zaman bize karşılıksız iyilik yapmanın önemini vurgulardı. Günlük hayatımda da her gün en az bir iyilik yapmaya özen gösteririm.
Hahambaşılığın getirdiği sorumluluklar sebebiyle aileniz neleri feda etmek zorunda kaldı?
Görevleri yüzünden bazen aileyle geçireceğimiz zamanlardan vazgeçmek zorunda kalıyordu.
Dedenizin en çok üzerinde durduğu mitsva hangisiydi ve neden?
Dedemin en çok üzerinde durduğu mitsva, gemilut hasadim yani iyilik ve yardımseverlikti. Ona göre insanın gerçek değeri, başkasına hiçbir karşılık beklemeden uzattığı yardım eliyle ölçülürdü. Her fırsatta ihtiyacı olan birine destek olur, bunu yaparken de asla belli etmezdi.
Ona göre iyi bir Yahudi ve iyi bir insan olmanın başlıca yönleri nelerdi?
Dedeme göre iyi bir Yahudi ve iyi bir insan olmanın en önemli düsturları; dürüst olmak, başkalarına yardım etmek ve kimseyi kırmamaktı. İnançla yaşamanın sadece kuralları yerine getirmek değil, aynı zamanda insanlara sevgi ve saygı göstermek olduğunu öğrendim.
Ladino’yu koruma konusunda özel bir hassasiyeti var mıydı? Aile içi sohbetlerde Ladino kullanmanız teşvik edilir miydi?
Evet. Aralarında yaptıkları bazı konuşmaları anlatabilirdim çünkü küçük yaştan beri hep Ladino şarkılar öğrenirdim. Şarkıları öğrenirken anlamlarını da öğrenir, böylece konuştuklarında ne dediklerini az çok anlardım.
Zor zamanlarda (örneğin toplumda artan antisemitizm atmosferinde) size verdiği en güçlü moral cümlesi neydi?
“Gam ze ya'avor / Bu da geçer” cümlesini sıkça kullanırdı.
Bir karar vermeden önce mutlaka danıştığı kutsal metin veya kişi var mıydı?
Dedemin bir konuda karar almadan önce başkasına danıştığına hiç tanık olmadım. Kendi bilgisine, tecrübesine ve yıllar içinde edindiği birikime güvenirdi ve sorduğum, danıştığım her şeye cevap bulabilirdi.
14 Ocak 2025’teki vefatından sonra toplumun taziye mesajları size ne hissettirdi? Özellikle size dokunan bir anma anı oldu mu?
Vefatının ardından gelen taziye mesajlarını okudukça, içimde derin bir sızı ve üzüntü hissettim. Keşke bunlar sadece kötü bir rüya olsaydı diye düşündüm. Dünyanın dört bir yanından gelen anılar ve sözler, dedemin ne kadar geniş bir çevrede iz bıraktığını ve kalplere dokunduğunun göstergesiydi. Vefat haberini aldıktan kısa süre sonra gittiğim kuaför, haberi internette görüp araştırmış ve gelen müşterilerle dedem hakkında konuşmuş. Orada, insanların onunla yaşadığı güzel anıları dinlemek hem beni duygulandırdı hem de gururlandırdı. Okulda anı defteri konulması da çok anlamlıydı; arkadaşlarımın ve öğretmenlerimin yazdıkları satırlarda, dedemin kalplerde nasıl özel bir yer edindiğini gördüm. İnsanların cenazede keşke onu daha önceden tanısaydım gibi sözleri de beni çok duygulandırmıştı.
Rav Haleva’nın adını yaşatmak için aile olarak başlattığınız ya da başlatmayı düşündüğünüz projeler var mı?
Evet, “Haftanın Peraşası” projesini başlattık ve hâlâ sürdürüyoruz.
Onun vizyonunu gelecek kuşaklara aktarmak adına eğitim, kültür veya sosyal sorumluluk alanlarında nasıl adımlar planlıyorsunuz?
Kitaptan kazanılan tüm gelir Türkiye Hahambaşılığı bünyesinde oluşturulan Rav İsak Haleva Fonu’na aktarılıyor. Bu fondaki gelir ise toplumun eğitim ihtiyaçları için kullanılacak.
Bugün kendisi hayatta olsaydı, Türkiye Yahudi toplumu ve genç nesil için hangi mesajı vermenizi isterdi?
Yahudi kimliklerini gururla taşımalarını isterdi.
28 Mayıs’ta Rav İsak Haleva´nın yaşamını ve öğretilerini konu alan ´Sevgi ve Hoşgörüye Adanmış Bir Ömür´ ve ´Hayata Dair´ adlı kitaplarının tanıtımı ve imza günü gerçekleşti. Yazım sürecinde eserlerin yazarı Vivet Pitelon Sparkes ile iletişimde miydiniz? Torunlarının da sahne aldığı etkinlikten biraz bahseder misiniz?
Vivet Pitelon Sparkles ile iletişim halindeydik. Kitabın içinde torunların yazdığı kısımları ona ilettik. Etkinlikte 121. Teilim olan Şir Lamaalot’u seslendirdim. Benim için çok duygusal bir etkinlikti.
Kitapların tüm gelirinin, Türkiye Hahambaşılığı bünyesinde oluşturulan Rav İsak Haleva Fonu’na aktarılacağı ve toplumun eğitim ihtiyaçları için kullanılacağı vurgulanmıştı. Bu, onun öğretilerini düşündüğümüzde nasıl bir mesaj veriyor?
Kitaplarının gelirinin Rav İsak Haleva Fonu’na aktarılması, dedemin hayat boyu savunduğu değerlerin bir yansıması gibi. O, eğitimin hem bireyi hem de toplumu güçlendiren en önemli unsur olduğunu söylerdi.