Yorgun geçirdiğimiz bir çalışma döneminin ardından, bu bayramda Ada’ya gidip biraz dinlenmeyi tercih ettik. Gerçi Avrupa’nın çoğu şehrinde sıcaktan kurtulmak için büyük çaba sarfetmemiz gerekiyordu. Her ne kadar eşim rahat durmayıp bir sabah Loc’Ada’ya, bir sabah Sinek’e, diğer bir sabah ise Eski Bağ’a dek yürümekten kaçınmadı. Benim yürüyüşlerim daha kısa mesafeler oldu. Sabahları bunları yaparken büyük reklamı olan Büyükada Fırını’ndan patlıcanlı veya kremalı börek almaya yeltenmedik. Gerçekten korkunç bir kuyruk börek almak isteyenleri bekliyordu.
Bir akşam Anadolu Kulübü’nde akşam yemeği için gitmiş olmamıza rağmen bir akşam Madam’ın Giatres /İtalyan restoranına gitmek istedik. Bizleri tahminime göre Splendid’de çalışmış bir disc jokey karşıladı; yeni politikanın kokteyller, tapaslar ve eğlence olacağını belirtti. Mekanda ayrılırken “Ne denli başarılı olur?” diye düşündük… Ancak cumartesi gecesi özellikle önünden geçtiğimizde mekan hıncahınç doluydu; hatta La Vie Cafe’nin sahibi Yaman bile oradaydı. Adaya yeni bir konsept…
Tüm bayram boyunca, sözde İstanbul boşalmışken, Ada’ya her gün -yüz binler dememek için- on binler İstanbul’un dört bir yanından koşarak geldi. Adalılar için 40 TL cıvarında olan otobüs biletinin İstanbul Kart ile 140 TL cıvarında, kredi kartıyla 240 TL cıvarında olması, gelenlerin otobüse binmelerini frenlemedi. Sabah İskele’ye inerken Çınar Cadde’sinde ‘Sevda Gazozcusu’nu görmemeniz imkansız. Tüm gün boyunca yüze aşkın kişinin oluşturduğu kuyruktan tezgaha ulaşmaya başarırsanız, yıllarca ülkemizim çoğu şehrinde veya kasabasında imal edilmiş olan gazozları 85 liraya tatma şansına sahip olursunuz. Bu yetmezmiş gibi bir önceki köşedeki süpermarket kapanmış ve yerine zevkinize göre gazoz üreten ve bardağını 150 liraya satan ‘Büyükada Gazozcusu’ açılmış. Boş olduğu bir akşam sahibiyle konuşma şansımız oldu. O dükkanın önü de farklı değil. Eşdeğer bir kalabalık orada da var.
Saat Meydanı’ndan İskele’ye doğru inerken Roma Dondurmacısı’na gelmeden yeni bir dondurmacı açılmış: ‘Ice Cream Quellen’. Önünden geçerken beni durdurdu: “Silvyo Bey beni tanımadınız mı?” “Üzgünüm ancak tanıyamadım” dedim. “Bensiyon Bey’in son günlerinde Hahambaşılık’ta çalışmaya başlamıştım; sizin başkanlığınızda da bir süre çalıştım” diyen bu eski çalışanımız şimdi dondurmacı patronu. İşi rast gitsin…
Biraz daha aşağıya doğru inip Roma Dondurmacısı’nı geçince, Moda’da da dükkanı bulunan Ralf Bey’in dilim pizza satan ‘La Pitsa’ adlı dükkanı dikkat çekiyor, Garanti Bankası’nın eski yerinde. Bu yaz İtalyanlar moda. Maden’de eski Villa Rıfat’ın yerinde de yeni bir İtalyan lokantası var.
Ada’ya gitmiş iken Adalar Müzesi’ndeki Rum Yetimhanesi Sergisi’ne gitmeyi sakın ihmal etmeyin. Bu yaz müzeyi popüler kılacak bir sergi. Düzenleyenlere sonsuz teşekkürler.