2026 yılının ilk ve en heyecan verici uzay haberi Artemis´in ikinci misyonu kapsamında planlanan NASA´nın Ay´a insanlı uçuşu olsa gerek. Her şey planlandığı gibi giderse 6 Şubat´ta NASA 50 yıl aradan sonra ilk kez Ay´a insanlı uçuşunu gerçekleştirecek.
2028 ve devamındaki Artemis misyonları ile beraber düşünüldüğünde ilk kez Ay’da sürdürülebilir bir varlık inşa etmeye yönelik uzun vadeli bir yatırıma giriyoruz. Sonrasında ise Ay’da kurulacak olan üssü Mars’ı keşfetmek ve Güneş Sistemimizde Dünya dışında insan kolonileri oluşturmak için bir fırlatma rampası olarak kullanacağız. Yeni bir çağ için geri sayım başlasın.
Bugüne kadar yapılmış en güçlü roket olan SLS (Space Launch System), içinde biri kadın olmak üzere dört astronotu Orion uzay aracının içinde Ay’ın yörüngesine yollamaya hazırlanıyor. Fırlatma penceresi nisana kadar açık olmakla birlikte en iyi tarih şu anda 6 Şubat görünüyor. Reid Weismann komutasında astronotlar, 10 gün boyunca Orion’daki yaşam destek sistemlerini, motorları, iletişimi, radyasyon etkilerini ve astronot kıyafetlerini test edecekler. Bunları yaparken bir de rekora imza atarak insanlığın bugüne kadar gittiği en uzak noktaya gitmiş olacaklar. Testin amacı da 2028’de nihayet Ay’a yeniden ayak basacak olan insanların güvenliğini sağlamak. Yalnız Artemis III adındaki bu misyonun amacı Apollo gibi Ay’a ayak basıp dönmek değil Ay’da kalıcı bir üs kurmak olacak. Kısaca 2028’de Ay’a temelli gidiyoruz. Orada Ay yüzeyindeki kampa ek olarak ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu) gibi yörüngede dönen bir de uzay istasyonu inşa edilecek.

Artemis II’nin ‘ilk’ler ekibi: Christina Koch (Ay’a gidecek ilk kadın), Victor Glover, (Ay’a gidecek ilk siyahi) Reid Wiseman (Soyadından ve 2024’de İsrail Uzay Ajansının organize ettiği etkinliğe katılmasından dolayı acaba Ay’a giden ilk Yahudi mi?) ve Jeremy Hansen (Ay’a gidecek ilk Kanadalı)
Neden Elon Musk’ın roketleri gitmiyor?
Elon Musk’ın geri dönüşümlü roketleri çok daha az maliyetliyken neden NASA, SLS gibi tek kullanımlık bir roket gönderiyor diye düşünebilirsiniz. Bunun sebebi Musk’ın roketlerinin Orion kadar ağır bir uzay aracını Ay’a kadar götürecek kuvvette olmaması. Space X, üçüncü misyonda devreye girecek ama SLS’in yerini alarak değil. 2028’deki bu Ay’a insan indirme misyonunda -ki en son 1972’de Apollo 17 misyonu ile Ay’a insan inmişti- SLS, Orion ve Musk’ın Starship’i üçlü bir ekip olacak.
Ay’ın yörüngesine ikinci misyonda olduğu gibi bir SLS roketi gidecek ve Orion uzay aracındaki dört mürettebatın ikisi yörüngedeyken, Musk’ın Starship uzay aracına geçiş yapacak. Kalan iki astronot Orion’da kalıp Ay’ın yörüngesinde dönmeye devam edecek. Yeni Neil Armstronglarımız Starship ile Ay’ın yüzeyine inecek. Starship, hem Ay’a bir nevi asansör hem de astronotların yaşam alanı olacak. Astronotlar Ay’da bir hafta kalarak Ay’da en uzun kalış süresi rekoru kıracak.
Peki, Starship nasıl Ay’a gidecek? Starship’in Ay’a gidebilmesi için Dünya yörüngesinde yakıt ikmali yapması gerekiyor. Dünya yörüngesine bir yakıt deposu yerleştirilecek. Yeniden Kullanılabilir Tankerler, bu depoya yakıt taşıyarak Starship’in Ay yolculuğu öncesinde depolarını doldurmasını sağlayacak. İşte Elon Musk’ın yeniden fırlatılabilir roketlerine şükran duyduğumuz anlar. Orion, Ay’ın yörüngesine gelince Starship’e kenetlenecek.
2028 Şalom yazım şimdiden hazır oldu gibi. Umarım her şey yolunda gidecek ve ben aynen bu paragrafı kopyala yapıştır yapacağım; tabi fiilleri gelecek zamandan geçmiş zamana çevirerek.
Ne Elon Musk ne NASA, alkışlar Newton’a gelsin
Azıcık temel fizik konuşup lise yıllarına dönelim mi? Ay’a gitmek için roketler doğrudan Ay’a uçmuyor; çünkü o kadar yakıt taşımak hem çok pahalı hem de imkânsız denecek kadar zor. Bu yüzden bir fizik kurnazlığından yararlanılıyor, bugüne kadar yapılan tüm uzay misyonlarında olduğu gibi. Karşınızda sling-shot (yerçekimi sapanı) olayı.
Müsaadenizle sıkıcı bir şekilde Newton’un 3. yasasını tarif etmem gerek. Bir cisim başka bir cismi itip çektiğinde, aslında tek taraflı bir etki olmaz; iki cisim birbirine aynı büyüklükte ve zıt yönde kuvvet uygular. Aralarındaki biri hız kazanırken diğeri çok az da olsa hız kaybeder. Bir benzetme yapalım: siz koşuyorsunuz ve bir arkadaşınız da sizinle aynı yönde ama sizden çok daha hızlı bir şekilde peşinizden koşuyor. Sizi kolunuzdan kapıp çekse siz hız kazanırsınız. Arkadaşınız ise bir miktar yavaşlar. Gerçek şu ki arkadaşınızın hızı size geçmiştir ve yaramıştır. Eğer siz bir uzay aracıysanız, arkadaşınız ise devasa bir gezegense, gezegenin kaybettiği hız o denli azdır ki lafı bile olmaz. Ama sizin elde edeceğiniz hız kazancı muazzamdır. Tabi burada arkadaşınıza değmeden yani gezegene toslamadan sadece çekim alanına girerek kazanılan bir hız söz konusu.
Ay, Dünya’nın etrafında müthiş bir hızla dönüyor. Orion, Ay’ın çekim kuvvetiyle Ay’a yaklaşırken Ay’ın dönüş yönünde arkasına geçerse onun hızından faydalanacak. Bize geri dönerken de bu defa Dünya’nın Güneş etrafında döndüğü hızından faydalanacak. Ayrıca frenleme sırasında da tam ters yöne giderek sling-shot’tan faydalanılabilir. İşte bu yerçekimi desteği sayesinde uzay araçlarını çok uzaklara gönderebiliyoruz.
Mesela Voyager 2, Jüpiter (1979), Satürn (1981), Uranüs (1986) ve Neptün’den (1989) sling-shot yaparak Güneş Sistemini terk edecek hıza kavuştu. Bu sling-shot’ların peş peşe olması için 176 yılda bir olan gezegen dizilimi gerekiyordu. 20 Ağustos 1977’de Voyager 2 tam bu dizilim sırasında fırlatıldı. O gün doğanların bu gezegen dizilimi sayesinde kariyer, aşk hayatı ve sağlıkları ne durumda bilmiyorum ama Voyager 2, bilim sayesinde emin adımlarla yıldızlararası yolculuğuna devam ediyor. Astroloji sevenleri sinir etmeden astronomi yazısı yazamıyorum.
Ay’da üs nerede kurulacak?
Gönül isterdi ki astronotlar Ekvator bölgesine giderek Neil Armstrong’un diktiği Amerikan bayrağına selam çaksınlar ve Ay’a gidişin bir Hollywood yapımı olduğunu savunan komplo teoricilere bir ders versinler. Ama istikamet Ay’ın güney kutbu. Şimdilik komplo teoricileri Covid aşısı ile ilgili dersle yetinmek durumunda. Fransa’da en az bir doz Covid mRNA aşısı olan 22,7 milyon kişi ile 5,9 milyon aşı olmamış kişi karşılaştırıldı ve sonuçlar 2025’in son günlerinde yayınlandı. Aşı olmanın Covid’e bağlı ölüm riskinde yüzde 74, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde ise yüzde 25 oranında daha düşük risk taşıdığı saptandı. Ampirik veriler ortada. “Biz vücudumuza ne sıvı aldık, keşke almasaydık” diye sakın hayıflanmayınız. Asılsız komplolara kulak asmayınız. Bırakınız aşı olmayanlar düşünsün. Artemis II misyonundan beni parantez bile açmadan aşı konuşmaya iten kader utansın.
Peki, neden güney kutbu diye konuya sling-shot’la bir dönüş yaparsak cevap kalıcı gölgelerin varlığında yatıyor. Hiç Güneş ışığı almayan kraterlerdeki gölgelerde sıcaklık -230 dereceye kadar iniyor ve buralarda su buzu bulunuyor. Su, Ay’da uzun süreli insan varlığı için hayati; içme suyu, oksijen üretimi, hatta roket yakıtı olarak kullanılabilir. Güney kutbunda bulunan bu kraterlerdeki kayaçlar 4 milyar yaşında ve Ay’ın oluşumu hakkında ipuçları verebilir. Bölgede kraterin kenarındaki tepeler ise güneş ışığı alıyor bu da güneş panelleri için ideal. Kısaca hem buz hem güneş kombinasyonu Ay’da yerleşim için mükemmel. Son olarak Dünya’ya doğrudan görüş hattı olduğu için iletişim kolay.
Ay’da üs kurmanın amacı ve avantajları ne?
Ay, sadece bir ara durak değil; insanlığın uzayda kalıcı olabilmesi için en akıllı, en ekonomik ve en güvenli basamak. Mars’a ve ötesine giden yolun anahtarı. Uluslararası Uzay İstasyonu gibi yörünge istasyonlarında çalışmaya göre de çok daha avantajlı. Sayalım.
1- Düşük yerçekimi, radyasyon, toz fırtınaları, kaynak çıkarma, habitat inşası, yaşam destek sistemleri… hepsi Mars’takine çok benziyor. Ay’a yerleşmek Mars’a yerleşmenin bir provası.
2-Ay’ın yerçekimi Dünya’nın sadece 1/6’sı. Bu demek oluyor ki, aynı roketle Ay’dan kalkmak Dünya’dan kalkmaktan çok daha az yakıt gerektiriyor. Uzaya göndereceğimiz her türlü misyon daha az maliyetli olacak. Ay, asteroid madenciliği, derin uzay keşifleri ve Mars’a giden araçlar için bir nevi uzayın benzin istasyonu ve havaalanı olabilir.
3-Ay’da radyasyondan korunmak için toprağı kazıp altına sığınak yapılabilir. Regolit (Ay toprağı) ile örtülü bir üs, kozmik ışınlar ve güneş patlamalarına karşı neredeyse tamamen korunaklı olur. ISS’te ise astronotlar radyasyon kalkanları için tonlarca pahalı malzeme taşıyor ve en fazla 6-12 ay kalabiliyor. Ay’da ise bu limit yok.
4-Yörünge istasyonuna yapı malzemeleri, su, oksijen, yakıt… hepsi Dünya’dan roketle taşınmak zorunda. Bu yüzden ISS gibi yapılar inanılmaz pahalı. Ay’da ise yerinde kaynak kullanımı ile regolitten tuğla, beton, hatta oksijen yapılabiliyor. Bu sayede maliyetler düşer ve üs çok daha büyük, genişletilebilir hale gelir.
5-İnsan vücudu sıfır yerçekimine uzun süre dayanamıyor – kas kaybı, kemik erimesi, dolaşım sorunları… ISS’te astronotlar her gün saatlerce egzersiz yapmak zorunda. Ay’da ise 1/6 yerçekimi ile bile olsa yürümek, çalışmak, yemek yemek, uyumak çok daha doğal. Vücut sağlığı korunur ve uzun vadeli yaşam çok daha kolay hale gelir.
6- Yörünge istasyonunda astronotlar sürekli dönüp duran bir ortamda yaşıyor; Dünya’yı pencereden görüyor ama ayak basamıyor. Ay’da ise gerçek bir zemin, ufuk çizgisi, dağlar, kraterler var. Astronotlar yürüyerek toprakta ayak izi bırakacak. Bu mental sağlık açısından çok daha iyi.
7- Ay’ın güney kutbunda bazı tepeler neredeyse yılın yüzde 90’ında güneş ışığı alıyor. Bu, güneş panelleriyle kesintisiz enerji demek. Nükleer reaktörler yedek olarak gelecek olsa da güneş enerjisi bedava ve sınırsız.
8- Ay’da nadir metaller, helyum-3, su buzu ve regolit var. Helyum-3, gelecekteki füzyon reaktörleri için altın değerinde. Ay madenciliğiyle Dünya’ya kaynak getirmek veya uzayda yakıt/oksijen üretmek, uzay ekonomisini patlatabilir. Yörünge istasyonu ise üretim ve ticaret yapamıyor.

NASA’da taze kan: Jared Isaacman
4 Aralık 2024’te Trump’ın kendisini NASA’nın yöneticisi olarak aday göstermesinin ardından Jared Isaacman şöyle söylemişti: “Ben, Ay’a inişlerden sonra; çocuklarım ise son uzay mekiği fırlatılmasından sonra doğdu. Yıldızlara yolculuk yapma yeteneğimizi bir daha asla kaybetmeyeceğiz.” 43 yaşındaki Isaacman’i Şalom sayfalarında uzay turizminin öncülerinden olarak tanıtmış, 15 Eylül 2021’de uzaya uçuşu sırasında şüpheye yer kalmayacak şekilde seferi sayıldığı için Kipur orucunu tutmadığını belirtmiştim.
Jared Isaacman 18 Aralık 2025’te işe koyulur koyulmaz NASA’da en önemli yeniliği getirdi: Gereksiz bürokrasiden kurtulmak. Aynı Elon Musk’ın Space X’i yönettiği gibi Isaacman, NASA’ya dinamizm katıyor, hiyerarşiyi geri plana itiyor ve çalışanlardan sürekli geri bildirim alıyor. Bu dönüşüm, mühendisleri güçlendirip karar alma süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. ABD’nin Enerji Bakanlığı ile giriştiği iş birliği ise Isaacman’ın vizyonunu ve iş bitiriciliğini gözler önüne seriyor. Ay’da sürekli güç kaynağını sağlayacak nükleer reaktör inşası için 2030 hedefini netleştirildi. Hani bizim ülkemizde daha olmayan nükleer fizyon tesisi Ay’da.
Son söz
Ay bilim, teknoloji, madencilik ve yeni enerji kaynakları konusunda benzersiz bir potansiyel barındırıyor. Kaçınılmaz olarak, çok sayıda insanın uzayda yaşayıp çalışabileceği, gelişen bir uzay ekonomisi olacak. Bu kez uzaya özel sektörün de katılımıyla, çok daha güvenli ve çok daha az maliyetle kalıcı olarak gidiyoruz. 2026’nın ilk aylarında uzay gezgini bir medeniyet oluşumuzun ilk adımlarına şahitlik yapacağımız için çok heyecanlıyım. Bana ne oluyorsa. Ama işte uzay sevdası.