ANNELİĞİN KISA TARİHİ

Kadının anne kimliğinin tarihsel gelişimi en az mitolojik öykülerdeki yaradılış hikayesi kadar acıklıdır. Rahmi bir tarla gibi görülen ve doğum için bedensel bir araçtan fazlası olmadığına inanılan kadının anne kimliği, cinsiyet olarak onu güçlü kılan bir özellik olmaktan çok, sınırlandıran, baskı altına alan, boyun eğmesini gerekli kılan bir durum olarak karşımıza çıkar.

Bahar AKPINAR Perspektif
17 Mayıs 2023 Çarşamba

Annelik kavramı ile kadın arasındaki ilişki farklı şekillerde kurulur: Anne olmak, annesiz kalmak, biyolojik bir problem nedeniyle veya tercihen anne olmamak gibi çok açılı alanların hepsi kadın için birbirinden sıkıntılı durumlar olarak karşımıza çıkar.

Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın adlı çalışmasında Fatmagül Berktay, kadının doğurganlığını ele alırken ad vermenin önemine dikkat çeker: İlk ad verme işlemi günümüzden 5 bin yıl önce eski Mezopotamya dinsel düşünüş sisteminde karşımıza çıkar. Bu tarihten itibaren isim ve varoluş birliği başlar. Adı olmayan hiçbir şey var olamaz. Diğer taraftan isimlendirme işlemi güçlü bir eylem olduğu kadar bir egemenlik simgesidir. Gücü elinde tutan isim vermeye muktedir olandır. Söz konusu bu egemenlik cinsiyetler arası bir hal alarak kadın cinsiyeti, erkek cinsiyet karşısında güçsüz konuma indirir. İsim verme, isimlendirme erkeğin egemen alanına girer. Bu ayrım tek Tanrılı dinlerle pekişir: Hıristiyanlıkta kadına ad verilmesi (woman) erkek tarafından ve erkek üzerinden (man) yapılır. 

Böylelikle cinsiyet olarak tanımlanan kadının adı Adem tarafından verilmiş olur: Cennetten kovulduktan sonra Adem, kadını Havva olarak adlandırır. Böylece isim koyma üzerinden erkek cinsiyete bir paye, bir üstünlük sağlanarak kadın, erkeğin egemenliği altında tanımlanmış ve dahası konumlanmış olur. Bu durum hamile kalma konusunda da aynen bu düzen içinde korunur.

Berktay bu düzeni Hıristiyanlık ve İslamiyet üzerinden örnekler: Hıristiyan düşüncesinde Baba Tanrı ve Oğul İsa bir olup, ikisi de aynı özden gelirken, Meryem onlarla aynı özden değildir. O sadece baba ve oğul arasındaki ilişkinin kurulmasını sağlayan araçtır. Meryem, Tanrı’nın ‘dölleyici sözü ‘logos spermaticos’ ile Tanrı tarafından döllenir. 

İslamiyet’te ise Tanrı, Baba olarak değil, Yaradan olarak tanımlanır. Tohum-toprak metaforundan hareket alan ve kadınların ekilecek tarlalar olarak erkeklere verildiğini açık bir şekilde ifade eden İslamiyet, hamileliği erkek cinsiyetin egemenlik alanında konumlandırır. Kur’an, 2. Sure, 223. ayette, ‘kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlalarınızı dilediğiniz gibi ekin’ der. Böylece gerek Hristiyanlık gerekse İslamiyet kadını bir araç gibi görüp, kadın ve çocukları erkeğe verilmiş zenginlikler olarak tanımlar. 

Bu tanımın ‘zenginlik’ kavramı üzerinden maddi bir algı içinde yapılması, ataerkil soyun maddi-manevi anlamda sürmesinin gerekliliğini, dolayısıyla kadının ve çocukların korunmasını zorunlu kılar. Böylece kadınlar, genç kızlar ve kız çocukları çağlar boyu ev içinde, erkek boyundurluğu altında yaşamak zorunda kalırlar.

Kadının annelik görevi

Kadın ve erkek fizyonomilerinin anlaşılması ve döllenmenin Tanrı tarafından değil de her iki cinsteki yumurta hücreleri tarafından gerçekleştirildiğinin bilinmesi anne kimliğinin ele alınışında bir değişime neden olmaz. Aile kurumunun şekillendiği 19. yüzyılda annenin görevleri kocaya itaatin yanı sıra çocuklara bakmak, büyütmek ve onları eğitmek olarak şekillenir. 19. yüzyılın ikinci yarısında annelik üzerine yazılan kitapların sayısındaki artış bu duruma örnek teşkil eder. ‘Tavsiye edebiyatı’ niteliğinde olan bu eserler çocuğun doğumu ve bakımından başlayarak annelik görevlerinin sıralandığı yapıtlar olarak karşımıza çıkar. 

Başlarda daha çok rahipler tarafından kaleme alınan bu kitapların temel odağı çocukların ruhani duygularının sağlamlığı ve iyi ahlaklı olmaları üzerine kuruludur. Zamanla doktorlar ve öğretmenler rahiplerin elindeki kalemi alarak anneye tavsiyeler vermeye devam ederler. Annenin çocuğuna vermesi beklenen eğitim cinsiyet kalıplarının aktarımı ekseninde şekillenmiş bir eğitimdir: Babası gibi bir erkek çocuk, kendisi gibi bir kız çocuk büyütmekle mükelleftir. 

Michelle Perrot, kız çocuklarının yetiştirilmesini annelik görevi üzerinden okuyarak annenin kızını evliliğe hazırlama görevine dikkat çeker. Perrot’ya göre kız çocuğunun eğitilmesinde kadınların tutucu ve bellek koruyucu rolüne dayalı bir süreklilik zinciri yaratılır. Anne ile kızı arasındaki bu zincirde çeyiz sandığı gibi metaforik bir simgenin de önemine dikkat çeken Perrot, bu sandığın kültürel ve duygusal içeriğinin kız çocukları üzerindeki simgesel değerine vurgu yapar. Anne ile kızı arasında oluşan bu bağ nedeniyle kız çocuklar anneye hem daha yakın hem de bağımlı hale gelirler. İşte bu noktada annesizlik cinsiyet rollerinin aktarılmasından başlayıp, toplum kurallarına uygun bir kadın yetiştirilmesine kadar çok katmanlı alanlarda önemli kırılmalar yaratacak, ciddi bir rol model kaybına yol açacak bir durum olarak yorumlanabilir.

Ancak anne kaybının bu aktarımların çok ötesinde, çok daha derinlerde yarattığı boşluklar vardır. Bu boşluklar psikolojik yapıyla birebir ilintili olup, kız çocuğunun karakter oluşumuna doğrudan etki eden durumlardır. Bir anne, kendinden sonra gelen kadının hayata tutunmasını da belirler.

Günümüzde bir gün olarak kutlanıp geçilen anneliğin ardında yüzyıllardır gelen tarihçenin bir kısmı çok kısaca böyle. Anne olamamak veya anne almayı tercih etmemek bugün bile rahatlıkla kabul edilen şeyler değil. Anne olmak ise bambaşka bir sorumluluğun mutlak yaptırımlarıyla birlikte geliyor. 

Toplumun bu en özel ve en görülmeyen görevini sessizce sürdüren, yüreği bir can için atan tüm annelere, annesiz kalıp sessizleşenlere, anne olmayı seçmeden yüreğindeki şefkati insanlara açan kadınlara sevgiyle sarılıyorum.  

Kaynaklar: 

Fatmagül Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Metis, İstanbul 2012

Leonore Davidoff, Feminist Tarih yazımında Sınıf ve Cinsiyet, İletişim Yayınları, İstanbul 2009

Georges Duby ve Michelle Perrot (Ed.) Özel Hayatın Tarihi 4. Cilt, Çev: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2007

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün