95. Oscar Töreninden akılda kalanlar

89. Oscar Ödüllerindeki La La Land kazasından ve geçen sene Will Smith´in sunucu Chris Rock´a tokat atması olayından sonra bu sene de Oscar gecesinde bir kriz çıkar mı diye korkulurken neyse ki geceye yalnızca duygusal konuşmalar ve bolca ´tokat´ şakası damgasını vurdu. Beklentiler dahilinde ´Everything Everywhere All at Once´ yedi Oscar heykelciğini evine götürdü.

Selin KANDİYOTİ Kültür
15 Mart 2023 Çarşamba

 

Spielberg’in en şahsi filmi ‘Fabelmans’ hayal kırıklığı oldu

Steven Spielberg’in Yahudi bir aile içinde büyümesinin anlatıldığı film yedi dalda Oscar’a aday gösterilmesine rağmen hiçbir ödülü kazanamadı. Fabelmans en ağır top ödüller olan En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Senaryo Ödüllerinin hepsini aynı filme kaptırdı: paralel evrenler ve kaos teorisini odağına alan bilim kurgu macera filmi ‘Her Şey Her Yerde Aynı Anda/ Everything Everywhere All at Once’. Spielberg’in bu yıl dokuzuncu kez En İyi Yönetmen Ödülüne aday olması onu Oscar tarihinin en çok aday gösterilen ikinci yönetmeni yaptı. Şu anda Spielberg ile aynı pozisyonda olan diğer yönetmen ise Martin Scorsese.

Filmin 47. dakikasına sahneye çıkan Judd Hirsch’in En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülüne aday gösterilmesinin ilgi çekici yanı yalnızca 87 yaşında olması değil aynı zamanda filmde yalnızca on dakika görünmesi. Spielberg’i oynayan Sam’in büyük amcası Boris rolündeki Hirsch sirkte aslan terbiyeciliği yaptığı günlerden ve sanat yapmanın zorluklarından bahsederken öyle bir oyunculuk ortaya koyuyor ki bu kısacık rolüyle ödüle aday gösteriliyor. Emmy, Tony ve Golden Globe sahibi Yahudi asıllı Hirsch 1980’de ve 43 yıl sonra 2023’te toplam iki kez Oscar’a aday gösterildi. 2023’te toplam iki kez Oscar’a aday gösterildi. 

Judd Hirsch

Quan ve Kohen’in ‘Goonies’ kardeşliği

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünün verildiği bölüm belki de gecede duyguları en çok coşturan andı. Key Huy Quan ‘Everything Everywhere All at Once’ filmindeki rolüyle ödüle layık görüldü. Teşekkür konuşmasında uzun yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı oyunculuk kariyerinden bahseden Quan 1985’te oynadığı ‘Goonies’ adlı dizideki oyuncu arkadaşı Jeff Cohen’e “Benim ömür boyu Goonies’ kardeşim” diyerek seslendi. Cohen de aynı Quan gibi oyunculuk kariyerini bırakarak eğlence sektöründe avukatlık işine yönelmişti. Cohen ve Quan arkadaşlıklarını bunca yıl korumuş ve Cohen Quan’ın geri dönüş filmi olan ‘Everything Everywhere All at Once’ için haklarını koruyan hukuksal sözleşmeyi hazırlamıştı.

20 yıl sonra kameraların önüne geçen Quan tam bir geri dönüş hikayesi kahramanı. Hollywood’dan üst üste gelen olumsuz yanıtlar ve çalmayan telefonlardan sonra Quan Asya kökenli oyuncularına hiç şans verilmediğine kanaat getirmiş. 2018 yapımı ‘Crazy Rich Asians’ filminin çeşitli ödüller almasıyla iklimin değiştiğini anlayan Quan yeniden sektöre dönmek için cesaretini toplamış. 50 yaşında ödülü kapan Quan ayakta alkışlanan konuşmasında “Asla hayallerinizden vazgeçmeyin” mesajını iletti. 

Tony Curtis’e selam

Quan’ın yardımcı erkek oyuncu ödülünü kapmasının ardından yardımcı kadın ödülünü kazanan yılların emektar oyuncusu Jamie Lee Curtis, ünlü Yahudi aktör Tony Curtis’in kızı. ‘Everything Everywhere All at Once’ filminde vergi memurunu canlandıran Lee Curtis kariyerindeki ilk Oscar öülünü alırken yaptığı konuşmada, “Annem ve babam farklı kategorilerde Oscar’a aday gösterilmişti. Ben Oscar’ı kazandım” derken salonda alkış koptu. Tony Curtis Hollywood’un altın çağında en çok tanınan aktörlerden biri olup yalnızca bir kez 1959’da ‘The Defiant Ones’ adlı yapım için Oscar’a aday gösterilmişti. Jamie Lee Curtis’in ödülünü aldığı kategoride aynı filmden Stephanie Hsu de adaydı. Hsu, oldukça fazla Yahudi unsuruyla dolu ‘The Marvelous Mrs. Maisel’ dizisinde Çin lokantasının sahibi ve Mr. Maisel’ın Yahudiliğe dönmesi muhtemel sevgilisi rolünden bilinen bir sima. 

‘Women Talking’in yetenekli yaratıcısı

Babası Yahudi olup da Oscar ödülü kazanan bir diğer sanatçı Sarah Polley. Kapalı ve dindar bir cemaat içinde taciz edilen kadınları konu alan ‘Women Talking’ filminin yazarı ve yönetmeni Polley, En İyi Uyarlanmış Senaryo Ödülünü kazandı. Kanadalı Polley biyolojik babasının Yahudi asıllı film yapımcısı Harry Gulkin olduğunu çok sonradan öğrenip bu hikayeyi ‘Stories We Tell’ adındaki belgeselinde duyurmuştu.

Diane Warren’dan bir kaybediş daha

Tam 14. kez aday olduğu En İyi Şarkı Ödülü kategorisinde Diane Warren bir kez daha heykeli eve götürmeyi başaramadı. Törende ödüle aday olan şarkılar sahnede söylenirken Warren’ın şarkısını seslendiren Sofia Carson bu gerçeği seyircilere hatırlattı. ‘Tell it Like a Woman’ belgesel filmi için bestelediği ‘Applause’ adındaki şarkı sahnelenirken Warren da performansa katıldı. Bu yıl En İyi Şarkı Ödülünü ‘RRR’ adlı Hint filminin viral olan şarkısı ‘Naatu Naatu’ hakketti. 19 Kasım 2022’de Akademi Warren’a onursal Valilik Ödülü vermişti.

Hollywood’un Yahudi tarihine gönderme

Akademi tören sırasında geçen sene açılan ve Hollywood’un tarihini kutlayan Akademi Müzesinin reklamını yaptı. Gösterilen videoda Hollywood stüdyolarının kurucularından olan Yahudi göçmenler anıldı. Bu altının çizilmesi gereken bir noktaydı çünkü müze ilk açıldığında bu konuya yok denecek kadar az değinilmişti. Hatasını düzeltmek isteyen Akademi, Küratör Dara Jaffe ile müze içinde sırf bu konu için kalıcı bir sergi hazırlaması için anlaştı.

‘All Quiet on the Western Front’a dört Oscar

I. Dünya Savaşını, cephede korkunç koşullarda çatışmak zorunda kalan Alman askerlerinin gözünden anlatan ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ filmi gecede dört Oscar kazandı: Yabancı Dilde En İyi Film, En İyi Müzik, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Yapım Tasarımı. Yapım, En İyi Film dalı dahil toplam dokuz dalda aday gösterilmişti. Filmin yapımcısının Yahudi asıllı olmasının yanında filmin uyarlandığı kitap zamanında Nazilerce yasaklanan ve hatta yakılan bir kitap olma özelliği taşıyor. Kitap Alman ordusunu zayıf göstermek ve Nazilerin dünyayı fethetme planına tehdit oluşturduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Yahudi olmayan Erich Maria Remarque’a ait kitap 1930’da Yahudi film yapımcısı Lewis Milestone tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Almanya’da gösterime giren film baş Nazi propagandacısı Joseph Goebbles tarafından ‘Yahudi filmi’ olarak etiketlenmişti. Goebbles’in emriyle filmi oynatan sinema salonlarına koku bombaları atılmış, fareler bırakılmıştı. Sonrasında Almanya ve Avusturya filmi yasaklamıştı. Olayların ardından yazar Erich Maria Remarque Alman vatandaşlığını bırakmak zorunda kalmıştı. 1930 yılının En İyi Film Ödülü bu filme gitmişti.

The Whale filminin Yahudi yapımcıları ve Darren Aronofsky ve Ari Handel de ‘All Quiet on the Western Front’ filmi gibi, ‘Everything Everywhere All at Once’ filmi karşısında hezimete uğradı. Ancak filmde obez öğretmeni canlandıran Brendan Fraser, En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü kazandı. 

Sinema mı yayın platformları mı?

Önde gelen yapım stüdyoları, sinema salonlarının pandemi yüzünden uğradığı zararlar sonrasında filmlerini sinemada oynatmak için bu sezon büyük uğraş verdi. Bunlarda ikisi ‘Top Gun: Maverick’ ve ‘Avatar: The Way of Water’ gişe rekorları kırarken En İyi Film Ödülüne aday olan diğer sekiz filmin toplam hasılatını kat kat geçtiler. Oscar gecesine katılmamayı tercih eden Tom Cruise ve James Cameron gecenin sunucusu Jimmy Kimmel’ın diline takıldı ve her iki film de eve yalnızca birer ödül götürebildi; sırasıyla ses ve görsel efektler dalında.

Her ne kadar Hollywood filmleri sinemalara taşımaya çalışsa da Netflix yapımları toplam yedi ödül alarak şirketin yüzünü güldürdü. Alman yapımı ‘All Quiet on the Western Front’ dört Oscar alırken, ‘Guillermo del Toro’s Pinocchio’ En İyi Animasyon Ödülünü aldı. RRR filmi En İyi Şarkı Ödülü alırken, kısa belgesel dalında Oscar’ı yine bir Netflix yapımı olan ‘The Elephant Whisperers’ kazandı. Streaming hizmetleri veren Netflix gibi platformlar abone sayılarını her geçen sene arttırsa da karlılıklarını bir türlü arttıramıyor.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün