FOMO versus JOMO

Geçtiğimiz hafta bir arkadaşımım yolladığı makaleyi okurken, psikoloji ve sosyolojide kısaca FOMO ya da ‘Fear of Missing Out’ olarak bilinen terim dikkatimi çekti. Bir şeyleri kaçırıyorum korkusu ile sürekli telefonundan medya ve sosyal linkleri takip edenlere bu terim ile hitap ediliyor.

Elda SASUN Dünya
29 Nisan 2020 Çarşamba

Günün kaç saatini sürekli Google, Facebook, Instagram veya benzeri sitelerde geçiriyorsunuz?

Günümüzde internetin hızla gelişmesiyle birlikte, insanlar her alandaki iletişimlerini çeşitli sosyal medya üzerinde çok daha fazla zamanı içerecek şekilde kullanmaya başladılar. Bir yandan, cep telefonu, akıllı telefonlar gibi modern teknolojiler bir yandan da Instagram, Facebook, Twitter gibi sosyal medya uygulamaları, insanların sosyal olarak "herkes tarafından kabul edilme" ve bilgilendirme açısından meşgul olmaları için eşsiz bir fırsat yarattı.Bazı istatistiklere göre çok genç yaşta başlayan bu bağımlılık tatilde, iş zamanında bile bizi sürekli takip ediyor. FOMO hali herkesin bildiği haberleri, sosyal ve dijital medyada olanları sürekli izleme ve bir şeylerden geri kalma korkusu.Bu bir çeşit sosyal kaygı “başkalarının yaptıkları ile sürekli bağlantıda kalma, hiçbir fırsatı kaybetmeme arzusu” ile karakterize ediliyor. FOMO, toplumda ‘dahil edilmeme’ endişesi, korkusudur.FOMO, sosyal medya bağımlılığının doğrudan bir sonucu, çünkü tüm sosyal medya her an, diğerlerinin ne yaptığını görüyor, beğeniyor ve izliyor. Sonuçta insanlar, gün boyunca sürekli olarak siteleri görüntülemekle meşgul. Kaç kez sokakta yürürken önüne bakmadan telefonunun içine gömülmüş insanlara rastlıyoruz; bir an bile kaçırmak istemedikleri sanki hayati konuların ne olduğunu hep merak etmişimdir.

FOMO terimini incelersek, fenomen, ilk olarak 1996'da Adam Bellouch isminde bir kişiyi araştıran ve 2000 yılında Marka Yönetimi Dergisi'nde konuyla ilgili ilk akademik makaleyi yayınlayan bir pazarlama stratejisti* Dr. Dan Herman tarafından tanımlandı.Dr.Herman, tüketici davranışları, rekabet stratejisi, yenilikçilik, pazarlama ve markalaşma konularında dünyaca ünlü bir otorite olarak tanınıyor. Bunların yanı sıra insan davranışının da iyi bir gözlemcisi ve araştırmacısı. Dr. Herman ve ekibinin birlikte çalıştığı birçok organizasyon ve marka arasında, Coca-Cola, IBM, Roche, Motorola, Converse, Europcar, H. Stern gibi önemli küresel markalar, çeşitli devlet kurumları bulunmakta.

Sanırım hepimiz, zaman zaman FOMO fenomenine kapılıp gidiyoruz. COVID-19 sayesinde, evde otururken bazılarımız bilimsel yazıları, bazılarımız kendi ilgi alanlarındaki konuları sürekli izlemek için saatlerce internette. Bununla birlikte FOMO’cuların karşısına çıkan, her şeyden geri kalırım korkusuyla için içinizi yemeyeceğiniz yeni bir fenomen eklendiğini bildirmek isterim.Bu fenomenin ismi JOMO - “Joy of Missing Out”. Yani bazı şeyleri kaçırmanın sevinci. Buna “kaçırırsam kaçırayım hali de” diyebiliriz. JOMO’da kişi başkalarının yaptıklarından endişe etmeden, o an yaptığı şeyden zevk alır. JOMO, ‘Başkalarının neler yapabileceğini düşünmeden, endişesizce hareket etmek’ olarak da tanımlanıyor. JOMO, FOMO'ya veya Kayıp Korkusu'na, ‘cool /havalı’ olmama korkusuna cevap veren sosyolojik bir terim olarak karşımızda. Birden şu anki durumumuzu düşündüm, her etkinliğe gidemediğiniz gibi sürekli kim, nerede, ne zaman, ne yaptı diye de izleyemiyorsunuz; zira herkes evde. Belki de en tabii halinizle koltuğunuzda oturuyor, şimdiye kadar vakit bulup yapamadığınız şeyleri yapma fırsatını buluyorsunuz. Bütün gün işte olanların bir kısmı evden çalışırken, yavaşlamanın da keyfini çıkarabiliyor. Sabah trafiğini düşünmeden içilebilen bir kahve, iyi bir kitap, mutfakta yemek pişirirken müzik dinlemek ve bir sürü dostlarla nihayet mesaj değil de telefonda konuşma zamanı. JOMO bize adeta ne yapmak, nasıl yaşamak için seçme hürriyetini geri veriyor. Artık aynı anda gerçekleşen bir sürü aktiviteye gitmek için birkaç parçaya bölünmek veya neredeyse klonlanmayı öğrenmek zorunda değiliz. JOMO biraz da her şeyi bilmemenin mutluluğu... İstediğimiz bütün siteleri izlemeyi arzu etmek, bütün güncel filmleri, dizileri görmek sürekli bir gerginliğe sebep olmaz mı? Korona virüsü bizi FOMO’dan uzaklaştırıp, yavaşlamanın farkındalığını, tabiatın dengelendiğini, yunusların denizlere geri döndüğü, kuşların cıvıldadığını ağaçları izlemeyi de gösteriyor. Sabah uyanır uyanmaz, mesajlara, sosyal medyadaki birçoğu genelde dram olan habere kafa yoracağımıza, zihnimizi huzur dolu bir günü nasıl gerçekleştirebileceğimize odaklasak, telaşsız bir farkındalık hali bedene daha iyi gelmez mi? JOMO aynı zamanda gününüzü tam olarak nasıl geçirmek, başkalarına göre değil de kendinizin en fazla neleri yapmak istediğinize göre planlamak. Neyi kaçırdığımı düşünmeden yavaşlamak, kendi hızımızda olmanın mutluluğunu çıkarmak… Peki siz FOMO mu yoksa JOMO’laştırılmışlardan mısınız?

*FoMO Multi LivingThink - Kısa Kaynaklar Dan Herman İletişim’den.