Buram buram fotoğraf kokan iki güzel insan: Rubi Asa ve Vladi Benbanaste

Çoğu okurumuzun bildiği gibi, Rubi Asa ‘Sanatın Güncesi’ adlı yazıları, Vladi Benbanaste ise ‘Ters Köşe’ adlı köşesindeki yazılarıyla Şalom ailemizin sevilen yazarlarındandır. Onlar aynı zamanda, fotoğrafa gönül vermiş ve onu yaşamlarının bir parçası haline getirmişler. İki sene önce, fotoğraf çekmeyi bilinçli ve profesyonelce öğrenmek isteyenler için atölye çalışmalarını başlattılar. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayanlar, FOCUS Sertifikası alıyor. Onları sizlere daha yakından tanıtabilmek için, Şalom’un objektifi altına aldık ve sohbetimiz başladı.

2013’te önce İstanbul’da, daha sonra dijital olarak ikinci kez Paris’te 50 seçkin fotoğrafın sergilendiği ‘Türkiye’de Yahudi Mirası’ adlı sergisi için Vladi ve Rubi  ‘Footsteps’ fotoğrafçıları ekibini kurdular. ‘Footsteps’ yakında kitap haline getirilecek, gelecek nesillere miras niteliğinde bir proje. Aynı yıl,  Schneidertempel’da ‘100 yılda İstanbul’un Değişen 100’ü’ adlı sergide, yine bir araya geldiler. Vladi, 2015’de Muammer Yanmaz ve 40 Haramiler ile birlikte 1600 kişilik ‘Yüz Kumbarası’ projesinde de yer alırken, birçok dernek ve vakıf yararına sergi yapmaya da devam ediyorlar.

 

Her gün aynada karşınızda gördüğünüz kişiyi bize kendi perspektifinizden yansıtır mısınız?

Rubi Asa: 1956’da İstanbul’da doğdum. Küçük yaşta, babamın doğum günüm için hediye ettiği ilk Kiev anolog fotoğraf makinem ile kadrajıma algıladığım her şeyi sığdırmaya çalıştım. 1979’da mimar olarak hayata atıldım. Mezuniyetim sonrası Yapı Fiziği alanında lisansüstü çalışması yaptım. Işığı, sesi ve rengi mimarlık mesleğimin olanakları çerçevesinde  kullandıkça, fotoğrafın iç dünyama yansımasını daha fazla genişlettim. İFSAK Fotoğraf Federasyonuna üye oldum. 1987’de eşim Rozi ile evlendim. 1989’da ilk kızım Ruti kadrajımın içindeydi artık. Karma sergilere katıldım. Tematik sergi ve albümler hazırladım, sundum. 1993’te küçük kızım Suzi doğdu. Bana ileride fotoğrafı daha fazla sevdirecek, paylaşacak, tartışacak en yakın arkadaşımı kazanmıştım.

Vladi Benbanaste: 1962’de Güzelbahçe’de doğdum. Şişli Terakki’de başladığım eğitimimi İstanbul Teknik Üniversitesinde işletme mühendisliği ile sonlandırdım. Okul ve üniversite yılları süresince hayatımızın hep çakıştığı, her daim aşkım, sebeb-i hayatım ile 1985’te evlendim. 88’de oğlum, 91’de kızım hayatımıza renk kattı. İçimizdeki çocuğu canlı tutmaya gayret ederek, hep beraber büyüyoruz.

İlk fotoğraf makinemi 90’ı yıllarda aldım. O günlerde yaptığımız seyahatlerde, doğum günlerinde, çeşitli vesilelerde ‘fotoğrafçı’ rolünü gönüllü olarak üstlendim. Bu acemilik döneminden sonra 95’li yıllarda, daha farklı ve özenli fotoğraflar çekmeye heves ettim. Yaptığım çekimler, öz eleştirilerimde yetersiz gelmeye başladığı 2010’da, ‘eğitim şart’ diyerek, 40 Haramiler Fotoğraf Grubuna katılıp Ali Baba-Muammer Yanmaz’dan eğitimlerimi aldım. Sonrasında, Fotoğraf Sanatçımız İzzet Keribar’ın Fotoğraf Okuma Atölyesine katıldım. Aynı zamanda, Fotoğraf Sanatçısı Alberto Modiano’nun da fikir ve yönlendirmelerinden faydalandım.

 

Bir araya geliş karenizin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?

RA: Şalom’da ayrı köşelerde yazıyoruz; ancak ortak tutkumuz fotoğraf. Mesleklerimiz ayrı da olsa, fotoğraf odaklı bir dünya görüşüne sahip olmamız, bizi bir araya getiren en önemli faktör. ‘Fotoğrafı, daha eğlenceli, daha paylaşılır ve daha ileri seviye bir hobi haline nasıl getirilebilir’i düşünürken, FOCUS grubu olarak ilk adımlarımızı da bu fikrin üzerinde yapılandırdık.

VB: Rubi’nin de dediği gibi ilk tanışmamız Şalom sayesinde olduysa da, birlikteliğimiz fotoğrafın gücü ile gerçekleşti. ‘Temel–ileri’ seviyelerinden sonra proje çalışmalarına katıldığım zamanda, Rubi yeniden karşıma çıktı ve süregelen ortak çalışmalarımızın temellerini attık. Sosyal içerikli birçok projeye Rubi ile birlikte imza attık. Rubi’nin fotoğrafik zenginliğinin, sakin yapısının, ‘merak etmeyin her iş yetişir’ tarzının, sıcak ve samimi kişiliğinin kafamdaki partner tanımına uyduğunu anladığımda, “Bana fotoğraf koçluğu yapar mısın?” diye sordum. Kendisi, içimi açan gülümsemesiyle bana destek vermekten öte birlikte çalışabileceğimizi söyledi. O gün bugün, uyumlu çalışmalarımızı geliştirerek yürütüyoruz.

 

Yaşama bakış açınızda farklı mercekler kullanıyor musunuz?

VB: Bilirsiniz ‘zıt kutuplar’ birbirini çeker. Rubi rahat, ben tez canlıyım. O, anı yaşar; ben planlı. Rubi “daha çok vakit var” derken, ben “yetiştiremeyeceğiz galiba” derim. Sonuçta yaklaşık dört yıldır, birbirimizi tamamlayarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bazen, hobiniz göreviniz olmaya başladığında işler tatsızlaşabilir. Biz ise, fotoğraf konusunda ne kadar üretken olabilirsek, o kadar mutlu olduğumuzu fark ettik. İlk günden beri, fotoğrafla ilgili çevremize bir şeyler verebilmekten memnun bir şekilde, ekip arkadaşlarımıza mutlu bir ortam yaratarak çalışmalarımıza devam ediyoruz… Nice yıllara…

 

İlk’ler önemlidir; heyecan doludur. İlk atölye çalışmanız desem…

VB: Rubi ile ilk olarak bilgi birikimlerimizi paylaşmaya karar verdiğimizde, açık söyleyeyim, tüm derslerin Rubi tarafından verileceğini ve benim de ‘profesörlerin arkasında çanta taşıyan asistan’ rolünde olacağımı düşündüm; ancak öyle olmadı. Bilmek ayrı konu, bildiklerini karşındakine anlatabilmek ve daha da önemlisi karşındakine bunu sevdirebilmek ayrı bir konu. Ben her zamanki heyecanımla içimdeki ‘acaba?’ sorusunu Rubi’nin ‘ben sana kefilim; yaparsın’ telkinleri ile yenerek yoğun bir hazırlık ve çalışma döneminin sonunda  kendimi öğrencilerin karşısında buldum. Aldığımız tepkiler, gelen fotoğraflar, doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor.

 

Fotoğraf atölye çalışmaları için mekânı nasıl seçtiniz?

RA: İkimiz de hafta içleri yoğun olduğumuzdan, hafta sonu kullanabileceğimiz modern ve ulaşımı kolay Metrocity Plaza Cubes’u Selim Levi vasıtasıyla bulduk ve iki senedir eğitimlerimizi orada sürdürüyoruz.

VB: Yine bazı tatlı tesadüfler eseri, aradığımız kriterlere uygun bir yere ulaştık. İnsanların hem kendini rahat hissedeceği bir ortam, hem bize gerekli  sunum imkânlarını sağlayan sıcak bir dekorasyon... Daha ne isteyelim? Şehrin içinde ve fakat trafikle sorun olmayan bu yerde, huzur ve keyif içinde eğitimlerimize devam ediyoruz.

 

Atölye çalışmalarınız ortalama kaç kişiden oluşuyor?

RA: Sınıflarımız ortalama 12 kişilik olup dersleri de kurs süresi ile sınırlı kalmayıp birebir interaktif bir çalışma ile veriyoruz.

VB: İlk eğitimlerimizde genellikle ‘yakın arkadaş çevremiz’den oluşan bir topluluğa hitap ederken, bugün kulaktan kulağa tavsiyelerle, fotoğraf gönüllüleri ile buluşmaktayız. Hep çoğalarak, hiç eksilmeden büyümeye…

 

Atölye çalışmalarınızda hangi amaçlara zoom yapıyorsunuz?

RA: Fotoğrafı sevdirmek, bunu bir yaşam biçimine dönüştürmek, paylaşmak ve yakaladığımız sinerjiyle daha çok fotoğraf çekmek. Kültürlerin geçmişten günümüze insanlığın rehberi, fotoğrafın da bunun aracı olduğunu da bilmenin ve paylaşmanın  tadını seviyoruz.

VB: Bu işlere başlarken hedefimiz fotoğrafla hep iç içe olabilmek, bu konudaki bilgi ve birikimlerimizi arttırabilmek ve bunları daha geniş kitlelere yayarak uyum içinde çalışan grupları oluşturabilmekti. Eğitimini tamamlayan gruplarla, yeni projelere imza atmak ve nihayetinde sergilere ulaşabilecek çalışmaların içinde olmayı amaçlıyoruz.

 

İkiniz de yoğun mesai gerektiren iş sahibisiniz. Fotoğrafa ait zamanınızı nasıl ayarlıyorsunuz?

RA:  Kişinin içinde yeter ki istek olsun, yeter ki yaptığına dair sevgi olsun; vakit bulacaktır. Gündüz vaktimizi işimize, pazar gününü ailemize, cumartesi tam günümüzü ve gerektiğinde bazı akşamlarımızı da fotoğrafa ayırdık.

 

Fotoğraf atölyesine kimler ilgi gösteriyor?  Eğitimin süresi nedir? 

RA: Kurslara, fotoğrafa ilgi duyup da hiç bilgisi olmayan, belirli aşamada olan ve ileri seviyelerde fotoğraf çekmek isteyen amatörler katılıyor. İki farklı seviyede, ortalama 8’er haftalık eğitim programları uyguluyoruz.

VB: Fotoğrafa gönül veren kişiler, kaliteli fotoğrafları gördükçe ‘ben de böyle çekmek istiyorum’ sendromuna kapılıyorlar. Bunun tek yolu eğitimden geçtiği gerçeğinden hareketle tıpkı benim de zamanında dediğim gibi, ‘eğitim şart’ diyerek araştırmaya başlıyorlar. İşte tam o anda, geniş kitleye hitap eden tavsiye mekanizması ‘fısıltı gazetesi’ devreye girerek kişilerin bize ulaşmalarını sağlıyor. Şanslı olanlar da bize ulaşabiliyor.

 

Fotoğraf çekme amaçlı gezilere de çıkıyor musunuz?

RA: Atölye çalışmalarımız hem teknik ve teorik hem de pratik uygulamalar şeklinde sürmekte. Dolayısıyla, dış mekân gezilerimizle, çalışmalarımızı pratiğe dönüştürme şansını elde ediyoruz. Başladığımız günden beri, temel eğitime zengin bir kaynak olan İstiklal Caddesi, gezilerimizin değişmez parkuru. Sultanahmet Meydanı, Küçük Ayasofya, Kuzguncuk, Galata, Salacak, Kadırga Fotoğraf Müzesi de eğitim gezilerimizin uğrak yerleri. Fotoğraf gezilerinde, Adalar’da muhtelif manzara, makro, panoramik çekimler ile Kız Kulesinde gece çekimi uygulamaları yapıyoruz. Bursa, Trilye, Gölyazı, Şile, Kefken ve Edirne sık sık gittiğimiz fotoğraf alanlarımız.

VB: Her fotoğrafçının veya fotografçı adayının kâbusu olan “hadi yeter, gidelim artık; 1 saattir seni bekliyoruz. Sıkılmadın mı bu taşın önünde fotoğraf çekmekten?” gezileri yerine, doyasıya fotoğraf çekebileceğimiz fotoğraf gezilerinin içinde bulunabilmeyi istedik. Mutfakta öğrenilenleri uygulamak, tadına, tuzuna bakıp ince ayarlar yapmanın gelişmenin ve herkesin özeneceği beğeneceği eserleri vücuda getirmenin yeridir bu geziler.  

 

Facebook’da FOCUS GROUP adlı gruptan fotoğraflarınızı takip ediyoruz; katılım da gittikçe artıyor sanki…

VB: Amacımız geçici hevesleri kısa süreliğine tatmin etmekten çok, uzun vadede fotoğraf gönüllüleri oluşturmak ve birlikte çalışabilmek. Focus grubu olarak ‘eğitimi ver, kenara çekil’ şeklindeki klasik format yerine, her seviyeye kurduğumuz farklı interaktif Facebook grupları ile katılımların diledikleri yoğunluk ve süreyle, bizimle birlikteliklerine devam etmelerini sağlıyoruz. Bu gruplara, gerek derslerde gösterilen bilgi ve tekniklerle ilgili fotoğraflar,  gerekse serbest fotoğraflar gönderiliyor. Gruptaki eğitmenler ve diğer tecrübeli fotoğrafçıların yapıcı yorumlarıyla, eğitimin önemli bir kısmı olan ‘fotoğraf okuma’ konusunda gelişmeler sağlanıyor. Gruba üye olmak isteyenlerin istek göndermeleri yeterli.

 

Fotoğraf çekmek için yetenek gerekli mi, yoksa teknik bilgilerle herkes iyi fotoğraf çekebilir mi?

RA: Fotoğraf öğrenilebilir, yanı sıra geliştirilebilir bir dünya görüşü ve bir yaşama sanatıdır. İyi fotoğraf sadece teknik bilgilerle sağlanmaz. Öyle olsaydı en pahalı makineyi alan en iyi fotoğrafı çekerdi. Emek veren, çaba gösteren, fotoğrafı iç dünyasının yansıması yapıp dünyayı fotoğraf gözü ile görebilen herkes, iyi fotoğraf çekebilir.

VB: Hedefimiz, bu şekilde fotoğraf çekebilecek fotoğrafçılara gerekli olan temel ve ileri seviyede eğitimleri vermek, atölye ve projelerle pişmelerini sağlamak. Gruplarımızda paylaştığımız yüzlerce binlerce fotoğraf ve yorumlarını okuyarak, kendi yorum ve tarzlarının oluşmasını sağlamak. Bütün bunların üzerine bir de doğal veya geliştirilen yetenek ilave olursa ‘offff kaymaklı ekmek kadayıf’ tadından geçilmez, seyrine doyum olmaz. 

 

Fotoğraf deyince…

VB: Fotoğraf bir anlatım yoludur. Bir şiirin, bir romanın, bir filmin nasıl bir mesajı var ise fotoğrafın da bir anlatımı, bir duygusu vardır. Başarılı  bir fotoğrafın önünde izleyici durur, hemen geçemez. O karede anlatılan duyguya, konuya kendini kaptırır ve seyre dalar. Fotoğrafın içindeki şiiri, romanı okur, filmi seyreder. 

 

Bu uzun ve tatlı sohbetimizi bir ‘son söz’ ile bağlamaya ne dersiniz?

RA: Her koşulda fotoğraf çekerek zamana tanıklık etmek, bence yaşanabilecek en anlamlı ve en evrensel duygudur…

VB: Benden hepinize bir tavsiye: Kendinize bir iyilik yapın, yaşamınıza bir pencere açın, bir kamera alın ve özgürlüğünüzün tadını çıkartın. Kim bilir, bir gün, belki yarın, belki de unumuzu eleyip eleğimizi astığımızda bu tutkumuz bizlerin hayata daha sıkı bağlanmasına  ve üretkenliğimizin sürmesine bir vesile olacaktır.  

 

Şimdi size bir sır vereyim. Bu söyleşisini yaptığım iki güzel insanın atölye çalışmasına geçen kış ben de yazılıp maalesef  ‘yoğunluktan devam edemeyenler’ listesinde yerimi aldım. Şimdi çok pişmanım! İlk iki çalışmaya bizzat katıldım ve büyük keyif aldım. Fotoğraf çekmek bence ciddi bir sanat ve bunu hakkını vererek yapmak da apayrı bir haz. Bu yıl, çalışmalara kaldığım yerden devam ediyorum!

 

 

 

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın