İdil Üstünel İle Şakayık Halleri

Bir çiçek hayal edin… Mevsimler, bulutlar, ağaçlar, hatta biz insanlar gibi, renkten renge bürünsün, hâlden hâle dönüşsün. Ressam İdil Üstünel’in tuvallerinde yorumladığı baharı taçlandıran şakayık çiçekleri, âdeta ruhumuzu okşuyor.

Miryam ŞULAM Sanat
6 Aralık 2017 Çarşamba

Baktıkça, gözümüzü alamadığımız, bizi içimizde derinlere bir yerlere götüren, hayal gücümüzü ve tüm duyularımızı harekete geçiren bu yağlı boya eserler, şu günlerde girdiğimiz soğuk kış mevsiminde içimizi ısıtıyor.

Üstünel’in şakayıkları, bulunduğu ortamlarda bir yandan masalsı, estetik bir algı sunarken, bir yandan da insanın bize çok tanıdık farklı hallerini yansıtıyor.    

22 Aralık’a kadar devam edecek olan ‘Şakayık Halleri’ adlı sergiye IMOGA Art Space ev sahipliği yapıyor. Kendisiyle Şalom okurları için bir araya geldik ve açılışta da havada süzülen büyüleyici şakayık kokuları arasında söyleştik.

 MİRYAM ŞULAM

 Serginizde insanı âdeta içine çeken eserlerinizle, sanatseverlere bir çiçeğin farklı hallerini yansıtıyorsunuz. Neden şakayık çiçeği?

Zarafetin ve asaletin temsili olan şakayık çiçeğini seçmemin sebebi, benim bakış açımdan, bir insanın farklı, değişen ruh hallerini yansıtmasıdır.

Şakayık’ın öyle bir aurası var ki, açmasından solmasına kadar, izleyenini bin bir türlü estetik görsel şölen içine sokuyor. Bu beni gerçekten çok etkiledi.

 Şakayık çiçeğinin özellikleri,  kendi karakteristik özelliklerinizle de bağdaşıyor mu? Ne dersiniz?

Gerçekten bunu hiç düşünmemiştim; ama yaptığımız her eser bir parça bizi de anlatır.

 Eserlerinizi üretirken nelerden ilham aldınız?

Doğadan, insandan, insanların değişen ruh halleri ve duyarlılıklarından etkilenirim, empati kurmaya çalışırım. İnsanların iç dünyasının katman katman olduğuna inanıyorum ve bir çiçeğin açılması, kapanması gibi her insanın farklı ruh hallerini, çiçeklerin katmanlarıyla özdeşleştirmeye çalışıyorum, bu bana ilham veriyor.

 Doğaya baktığımızda pembe, beyaz, kırmızı veya turuncu renklerde olan şakayık çiçeği, eserlerinizde fırçanızın yumuşak dokunuşlarıyla bambaşka renklere bürünmüş. İzleyicinin ruhunu da okşayan bu renkleri nasıl belirliyorsunuz?

Yaptığım her resimde ve o resmin kendi bütünlüğünde, her renk bir duyguyu temsil ediyor bana. Yaptıkça, her resimde renkler benimle konuşur… Ona göre de isim veririm sonrasında. Tamamen çiçeğin kimliğinden çıkan bu duruma çok spontane karar veririm.

 Önceki sergilerinizdeki temalarda olsun, yeni serginiz Şakayık Halleri’nde olsun, eserlerinize bakanlara bambaşka bir dünya sunarak onları bir hayal âlemine sürüklüyorsunuz. Sergileriniz arasında ortak bir bağ var mı?

Genel olarak resimlerimde masalsı bir alan yaratıp, izleyenleri normal gerçeklikten bir an için koparıp almak istiyorum. O alan, karanlığın olmadığı, huzurlu, korunaklı, aydınlık ve ütopik bir yer. Sanırım şimdiye kadar bütün sergilerimde bu fikri benimsedim.

 Açılış akşamı, konuklarınızı karşılayan sergi alanındaki mis gibi şakayık kokusu, herkeste bir şakayık bahçesine girmiş hissi uyandırdı...

Şakayığın o güzel kokusu da bana ilham veren şeylerden biri... Herkesin bu koku içerisinde resimlerimi izlemesini istedim. Bu konuda, sevgili arkadaşım, Alaim-i Sema’nın sahibi Aslıhan Ekitmen bana yardımcı oldu. Sergim için şakayık kokusunu yarattı.

 Bu büyüleyici renklere ve kokuya sahip şakayık çiçeklerinize sergiye hazırladıktan sonra baktığınızda neler düşündünüz diye sorsam?

O kadar coşku verdi ki bana, bu konsepte daha da devam etmek istedim.

 Bundan sonra sırada ne var?

Yeni materyaller, farklı tekniklerle çalışma arayışındayım. Arayış hep sürecek, sanat böyle bir şey...