Şeli Abut Benhabib yeni sanat projelerine imza atıyor

Cemaatimizin renkli sanatçılarından Şeli Abut Benhabib, her sağlık kuruluşuna, her otele ve şimdi de her AVM’ye sanatı taşıyor. İnsanları günlük yaşam alanlarında, sanatla bir araya getiriyor

Şeli Abut Benhabib  yeni sanat projelerine  imza atıyor

Sanatçı olmak biraz da fark yaratmaktır. Şeli Benhabib’in geçmişte yaptıklarına baktığımızda, durmadan ürettiğini ve eserlerini birçok yerde sergileme şansı bulduğunu görüyoruz. Son dönem çalışmalarında ise yepyeni ve heyecan veren projeler yürütüyor. Kendisiyle, eserlerinin sergilendiği Cevahir Oteli’nde buluştuk. Duruşuyla ve eserleri hakkında konuşurken duyduğu heyecanıyla, onun doğuştan bir sanatçı olduğunu düşündüm.

Şimdilerde, projeleriniz kapsamında dört ayrı yerde eserleriniz sergileniyor. Bunlardan biri Grand Cevahir Otel Convention Center’ın lobisinde. ‘Unlimited 2’ adlı serginizdeki eserleri birbirine bağlayan hikâyeyi bizimle paylaşır mısınız?

Yoğun bir duyarlılığı ve dinamizmi içeren tuvallerimde, öncelikle deneyci kimliğim dikkati çeker. Genel olarak dışavurumcu bir çizgide gelişen bu deneycilik, sürekli kendini yenileme tutkusundadır. Son çalışmalarımda, tuvalin iki boyutlu gerçeğinin dışına taşmaktayım. Bir tür rölyef derinliği kazanan bu tuvallerde günlük kullanım alanından toplanan atık nesneler sıkça yer alarak çalışmalara gizli bir kavramsal boyut katmaktadır. Akrilik malzemeyle oluşturulan natürmort denemeleri, hem pentür sanatını kavrama hem de biçimlerin arkalarında barındırdıkları gizli anlamları keşfetme amacını taşıyor. 
Bir araya getirdiğim günlük kullanım diline ait bu parçaları çoğunlukla kendimi çevreleyen yaşamsal alanlardan ve geniş tecrübelerimden arta kalan malzemelerden seçip alıyorum. Bu sayede hem kimliğimi ve kişiliğimi keşfediyor hem de yakın çevremi bu sorgulama içerisine çekiyorum. Şimdilerde, geleneksel anlamda kabul görmüş bir sanat nesnesini anımsatmayan bu yeni bileşimlerle hem 21. yüzyılın ortak sosyal ve kültürel değerlerine el atıyorum hem de kendimle ilgili paylaşım alanlarını daha geniş bir kitlenin ortak sorunsallarıyla çakıştırıyorum.

Her gün hızla büyüyen ve sayıları çoğalan  ‘Her sağlık kuruluşuna sanat’ adlı projeniz hakkında Şalom okurlarını aydınlatır mısınız?

Sanatın; salonlar, galeriler, müzeler gibi kurumların korunaklı ortamında izleyiciyle buluşturulması, alışılagelmiş bir durum. Bunların yanı sıra, artık laboratuvar, muayenehane veya hastanelerde sergilenecek olan eserler, misafirlerin günlük rutinleri içerisinde, onlara ulaşarak yeni bir soluk ve renk getirecek. Bu proje, hastaların fiziksel sağlıklarının yanı sıra ruh ve gönül sağlıklarının da iyileştirilmesini hedefleyerek onlarla yeni bir ilişki kuracağını düşünüyorum.

Gündelik yaşam alanlarında sanatsal çözümler öneren bu projeniz kapsamında açılan sergiler, sizin yönetiminizde ‘Her sağlık kuruluşuna sanat’ sloganıyla yola çıkıyor.  Peki, bu projenizde, size en büyük destek kimlerden geliyor?

İlk olarak E-lab Medical Corner ve Dentaline gibi sağlık kuruluşları bana yaşam alanlarını teslim ederek heyecanıma ortak oldular. Bana inandılar, desteklediler. Böylece, bir yandan kendi estetik çizgilerine uygun eserlerle, markalarının değerlerini arttırırken sanata olan destekleriyle de sanat eserlerini içinde barındıran şahane bir mekân ve bu konuda öncü sağlık kuruluşlarına dönüştüler.

Bir sanatçı olarak bu örnek sanat projenizin, sizce en önemli getirisi nedir?

Projemin en önemli özelliği sağlık kuruluşlarının yaşam alanlarına sanatı katmak. Yani bazen insanlar galerilere gitmek için çaba sarfetmiyor olabilir; ancak bu projem sayesinde sanat, insanlarla kolayca buluşabiliyor. Sağlık kuruluşlarında açılan sergilerle çeşitli sanatçıları ve sergilerini çok daha büyük kitlelerle bir araya getiriyorum. Herkesin sanatla dost olmasına yardım ediyorum. Ayrıca, siz bir hastanede beklerken, sıkıntılı bir ruh halinde veya ağrı çekiyor olabilirsiniz. Bu resimler, ruhunuza iyi gelecektir. Bir daha aynı hastaneye gittiğinizde, acaba şimdi hangi eserler var diye merak edebilirsiniz. Bu bağlamda projeme destek veren herkese ve bir sanatçı olan Ekrem Kahraman ile Hülya Düzenli’ye yakın ilgileri ve aydınlatıcı davranışları için çok teşekkür ederim.

Galerilerde yapılması gelenek haline gelmiş sergi açılışlarını, bu gibi yaşam alanlarındaki sergilerinizde nasıl uyguluyorsunuz?

Kokteyl ve açılışlarımızda sergi alanını boşaltıp izole ediyoruz. Diğer günler ise hastalar veya ziyaretçiler oraya geldiklerinde, bazen bir koltuğun üzerinde, televizyonun yanında veya bir koridor duvarında sergilenen eserlerle karşılaşıyorlar. Böylece sanatseverler, belki de, bu eserin evdeki koltuklarının veya duvarlarının üzerinde, gün ışığında nasıl duracağını görme şansını yakalayıp dilerlerse eserin sahibi de olabiliyorlar.

Siz artık sanatçı kimliğinize, bir de ‘düzenleyen’ sıfatını eklediniz. Bu projenizde birlikte çalıştığınız diğer sanatçılara nasıl ulaşıyorsunuz?

Bu konuda sanatçı olmanın avantajını yaşıyorum. Çalıştığım sanatçı ve kişilere bu duyarlılıkla yaklaşıp, prensipte en iyi galerileri bile geri çeviren isimlerle rahat ve esnek çalışıyorum. Anlaşmalarım tamamen sanatçıların yararına ve tanıtımlarına yönelik olduğundan, onlar da eserlerini bu gibi yerlerde sergilemekten ve satışa sunmaktan mutluluk duyuyorlar.

Bir diğer kardeş projeniz de ‘Her otele sanat’ adı altında gerçekleşiyor. Yine, aynı mantıkla yürüttüğünüz harika ve çok dinamik bir oluşum göze çarpıyor. Otellerde yapılan sergilerde de memnuniyet çift taraflı olsa gerek…

Tabii ki öyle; otellerin yaşam alanlarında organize ettiğim sergilerle, tüm dünyadan İstanbul’a gelen insanları sanatla buluşturuyoruz. Normal şartlar altında, dünyanın bir ucunda olup yalnızca iş için Türkiye’ye gelen, görme ve tanıma şansına sahip olmayan birçok insan, sergilenen eserler sayesinde, o sanatçılarla tanışabiliyor. Dahası, beğendiği eserleri satın alıp evine götürebiliyor. Zaten ben de, otuza yakın kişisel sergimin bir kısmını, konser salonları, oteller ve bunun gibi alanlarda gerçekleştirmiştim. Aynı süreçte, ‘Her AVM’ye Sanat’  projem de beraber ilerliyor. 

Bu özel projelerinizi konuştuktan sonra, yaptığınız bu işleri hangi meslek adı altında toplayabiliriz?

Ben aslında ‘butik galerici’yim.  Tüm yaşam alanları için sanatsal çözümler sunarken resim, heykel, seramik, cam, hat, tasarım, duvar resmi gibi sanatın her alanında, benimle birlikte, birçok farklı sanatçıyla, tek elden çalışma imkânı buluyor sanatseverler. En önemlisi de, ben bir sanatçıyım; yeni eserler yaratmak en büyük tutkum!

 

Şeli Abut Benhabib 1966 yılında İstanbul’da doğdu. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Astronomi Bölümü’nde tamamladıktan sonra, profesyonel biçimde resimle uğraşmaya başladı. 1984-1994 yılları arasında Sabri Berkel ve Hülya Düzenli ile çalışmalarını sürdürürken, farklı anlayış ve mesafelere yöneldi. Bir süre özel atölyelere devam etti ve kendi atölyesini kurdu. Bugüne kadar birçok kişisel sergi açtı ve çok sayıda karma sergiye katıldı. 
19Mart-19 Haziran 2012 tarihleri arasında Galeri Artist adına The Edition Hotel İstanbul’da sergi organizasyonları ve satış odaklı çalışmalar yaptı. Sanatçı, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) üyesidir. Aynı zamanda Ayla Algan’ın yönetiminde oyunculuk atölyesine katıldı, beden tiyatrosu ile ilgili çalışmalarda bulundu. Gerçekliğe yansıyan yüz tiyatro oyunu ve ‘an’ başlıklı body performance’ta yer aldı. Şu anda UPSD’nin 15 Nisan Dünya Sanat Günü çerçevesinde düzenlediği vitrin sergisinde, Bağdat Cad. İpekyol mağazasında eseri bulunuyor.

İLGİLİ HABERLER

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın