29 Kasım 2021 Pazartesi 05:41

Tarihi Ahrida Sinagogunda kitap tanıtımı onuruna anlamlı sergi

Tarihi Balat Ahrida Sinagogu, 500.Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi adına çok anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Açılışı 3o Eylül Perşembe günü gerçekleşen sergi 31 Ekim tarihine kadar izleyicisi ile buluşmaya devam edecek.

Renan KOEN Toplum 2624 görüntüleme
6 Ekim 2021 Çarşamba

13 yıl sonra ikinci baskısı gerçekleşen ‘Türkiye Sinagogları’ kitabı, İzzet Keribar’ın fotoğrafları ve Türk Yahudileri konusunda araştırmacı-yazar, 500.Yıl Vakfı eski Başkanı Naim Güleryüz’ün kaleme aldığı sinagog tarihçelerinden oluşuyor. Bu anlamlı kitaptan seçilmiş 40 fotoğraftan oluşmuş serginin açılışı, İstanbul Almanya Başkonsolosu Johannes Regenbrecht, İstanbul Polonya Başkonsolosu Witold Leśniak, İstanbul Çek Cumhuriyeti Başkonsolosu Jiri Cistecky, Türkiye Cumhuriyeti Hahambaşısı Rav İshak Haleva, Türk Yahudi Toplumu Eş Başkanı Erol Kohen, Prof. Eva Şarlak, Rum Vakıfları Derneği Kurucu Başkanı Laki Vingas, Prof. Hasan Bülent Kahraman gibi isimlerin yanı sıra geniş toplumdan dikkat çekici bir katılım ile gerçekleşti.

500.Yıl Vakfı Başkanı Silvyo Ovadya açılış konuşmasında sözlerine Değerli Hahambaşım, Büyükelçiler, Başkonsoloslar, değerli davetliler” diye başlarken, şöyle devam etti;

“Bugün İstanbul’umuzun bu tarihi, en tarihi sinagogunda ikinci baskısını gerçekleştirdiğimiz Türkiye Sinagogları kitabının tanıtımı için bir aradayız. Her ne kadar genelde Türk Yahudilerinin tarihi için algı 1492 yılından itibaren bu topraklarda yaşadıkları ise de gerçekte Anadolu Yahudilerinin tarihi MÖ 1., hatta 3. yüzyıla dek ulaşır. Osmanlı veya Türk Yahudileri ibaresini kullanmadım. Ancak bilinmesi gerekir ki Anadolu’da Yahudilerin tarihi birinci mabedin yıkılışının ardından gerçekleşen Babil Sürgününden dönüşle başlar.

Silvyo Ovadya ve İzzet Keribar

 Bugün tanıtmaya çalıştığımız ve genişletilmiş ikinci baskısını gerçekleştirdiğimiz ‘Türkiye Sinagogları’ kitabı gerçekten bir kaynak kitap olma özelliğine sahiptir. Fotoğrafları İzzet Keribar tarafından hayat bulmuş; tarihçeleri Naim Avigdor Güleryüz tarafından kaleme alınmış olan sinagoglarımız bu eser sayesinde tekrar gün yüzüne çıkmıştır.

İlk baskısı 13 yıl önce Gözlem Gazetecilik (Şalom) tarafından gerçekleşen eser, birinci baskının ardından görmüş olduğu ilgiden dolayı kısa zamanda tükendi. Kitabın ikinci baskısı kanımca biraz da uzun süre sonra yayınlandı.

İlk baskıdan sonra sinagoglarımız gerçekten büyük değişiklikler yaşadı. Bunu da kitabı incelediğinizde görebileceksiniz.

Teşekkür etmek istediğim kimseler var. Kitabın fotoğraflarını çekip baskıya hazırlayan İzzet Keribar, tarihçelerini kaleme alan Naim Avigdor Güleryüz, birinci baskıda olduğu gibi ikinci baskıda da bu kez benimle kitabın editörlüğünü üstlenen Gila Erbeş ve bu ciddi yayının tekrar yayınlanması fikrini ısrarla ortaya atan geçen dönem Vakıf Başkanı Avi Habib ve Dani Dinler. Onlarla birlikte kitaba destek olan tüm sponsorlara ve Müze Vakfımızın Yönetim Kurulu üyelerine sonsuz teşekkürler.

Önemli bir teşekkürüm de Ahrida Sinagogu Vakfı yöneticilerine ve Vakıf Başkanı Albert Soryano’ya. Kendisine ayrıca Balat Sinagoglarının bir ay boyunca gezilebilmesini sağladığı için büyük bir teşekkür ve alkış. Teşekkürler Albert Bey.”  500.Yıl Vakfı Başkanı Silvyo Ovadya bu anlamlı konuşmasının ardından sözü, kıymetli fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’a bıraktı.

Yıllardır ancak kısıtlı günlerde gezilebilen İstanbul’un iki tarihi sinagogu Ahrida ve Yanbol, sergi vesilesiyle cumartesi dışında her gün gezilebilecek. Ahrida ve Yanbol Sinagogları sergi boyunca müsaitlikleri doğrultusunda ziyaretçi kabul edecek. Saat 10.00-17.00 saatleri arasında gerçekleşebilecek ziyaretler sırasında içeride maksimum kalma süresi 30 dakika ile sınırlı. On kişi ve üzeri grupların önceden rezervasyon yaptırması ise zorunlu. Girişlerde ziyaretçilerden aşı kartı veya HES kodu göstermeleri istenecek.

İki sinagogun tarihçelerine gelirsek…

1693 tarihli bir fermandan anlaşıldığına göre Ahrida Sinagogu ‘Feth-i Hakani’den (İstanbul’un Fethi) önce mevcuttu. Ahrida (Ohrida, Uhr, Toh Balat) Sinagogu ismini kurucularının geldikleri Makedonya’daki Ohri kasabasından alır. Kürkçü Çeşme Sokağı üzerinde bulunan Ahrida Sinagogu, Balat sinagoglarının en büyüğü ve en görkemlisi. 24 Temmuz 1660 tarihli Büyük İstanbul Yangını sırasında harap olan yapı, 10 Mayıs 1694 tarihli İrade ile yenilenmiş; 1709, 1823, 1840, 1881, 1893, 1926 ve 1955 yıllarında genel veya kısmi tadilat görmüş. Bugünkü yapının, daha önce yan yana mevcut iki sinagogun (muhtemelen biri Romaniyot diğeri Sefarad) aralarındaki duvar yıkılarak birleştirilmeleri ile oluştuğu iddia edilir. Avlusunda bulunan kitabeye göre sinagog 1992 yılında Naim Güleryüz’ün öneri ve girişimleri, Jak Kamhi Başkanlığında 500. Yıl Vakfı tarafından Nedim Yahya’nın koordinatörlüğünde Yüksek Mimar Hüsrev Tayla’nın çalışması ile restore edildi. Sinagogun Tevası (Tevrat okuma kürsüsü) bir geminin pruvasını andırır. Bir inanca göre bu form Nuh’un Gemisi’ni anımsatır; bir diğer iddiaya göre ise Sefaradları İspanya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na getiren Osmanlı kadırgalarını simgeler. 17. yüzyılda kendini Mesih ilan eden Sabetay Sevi’nin, bir cumartesi günü içinde vaaz verdiği iddia edilen Ahrida Sinagogu II. Dünya Savaşı’nın seferberlik yıllarında bir süvari müfrezesini barındırmıştı. Sinagogun geçmişindeki anlamlı anılardan biri, Osmanlı-Rusya savaşına katılan Osmanlı ordusunun zaferi için 18 Mayıs 1877 günü düzenlenen ve Sadrazam İbrahim Edhem Paşa ile devlet ileri gelenlerinin de katıldığı dua törenidir. Ahrida Sinagogu, 9 Haziran 1989 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 16 Eylül 1987 tarihli kararla, Korunması Gereken Kültür Varlıkları Listesi’ne 128 Sıra No. ile dâhil edilmiştir1.

Bizans döneminde mevcut olduğu 1693 tarihli fermandan anlaşılan Yanbol Sinagogu ise Yanbol kasabasından göç ederek Balat’a yerleşen Yahudiler tarafından kurulmuş ve adını anılan yöreden almıştır. Avlusunda Bizans dönemi binaları bulunan Yanbol Sinagogu kâgir olup tavanı yağlıboya doğa resimleri ile tezyin edilmiştir. Seyyah ifadelerinden ve kitabelerden ana binanın, bir yangın felaketini takiben 17. veya 18. yüzyılda yeniden inşa edildiği, 1709, 1865 ve 1895 yıllarında esaslı onarımlar yaşadığı anlaşılmaktadır. Sedef kakmalı ahşap kapılı Ehal’e (Tevrat rulolarının saklandığı dolap) yaldız boyalı bir parmaklıktan geçip iki basamak çıkarak varılır. Azara (sinagoglarda kadınlar bölümü), tavana çakılı ahşap desteklerce taşınır. Yanbol Sinagogu, 9 Haziran 1989 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 16 Eylül 1987 tarihli kararla, Korunması Gereken Kültür Varlıkları Listesi’ne 64 Sıra No. ile dâhil edilmiştir2.

İzzet Keribar objektifiyle hepsi birer tarihi anıt niteliğinde olan sinagogları ölümsüzleştirdi. Artık günümüzde bu sinagogları ayakta tutmak ve korumak meşakkatli bir yolculuk. Açılışta Hahambaşı Rav İshak Haleva ile bahçede yaptığımız dostane sohbette “Bu bahçe taşlarının dili olsa da anlatsa bize, buralara asırlardır kimler kimler geldi, bizim bilemediğimiz ne çok anılar var” deyince bu konuşmada olan hepimiz şöyle bir kendimize geldik; yaklaşık 6 asırlık bir yapının içindeyiz… İşte halk şarkılarını bu yüzden çok önemser ve severim, çünkü her zaman dediğim gibi benim için bir sesli tarihtir, bir aktarımdır onlar. Keşke mekanların her taşının da böyle bir aktarımı olsa da dönem dönem yaşananlara daha yakından yaklaşabilsek, tahayyül etmek yerine…

Türkçe ve İngilizce olmak üzere yayınlanmış Türkiye Sinagogları kitabı, sadece sergi boyunca Ahrida Sinagogu ve sürekli olarak 500.Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesinden (Tel:0212 292 63 34) temin edilebilir. Her kütüphanede yer alması gereken nadide bir çalışma.

1 http://www.turkyahudileri.com/index.php/tr/tarih/sinagoglar/43-ahrida-sinagogu-balat

2 www.turkyahudileri.com/index.php/tr/tarih/sinagoglar/44-yanbol-sinagogu

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün
Yorum Yapmak için üye girişi yapın!Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor...
Üye Girişi yapmak için Tıklayın

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şalom TV Şalom Spotify'da GZ

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

MOZOTROS AİLESİ - İrvin Mandel

TÜNELİN UCU - İzel Rozental

TÜNELİN UCU - İzel Rozental