Küresel ısınmadan şikâyet etmiyorum…

Sami AJİ Köşe Yazısı
16 Eylül 2026 Çarşamba

Resimdeki haber o kadar eski değil. Mart 1987 gazetelerden bir kesit. Kulunuz o kışı bazen eğlenerek, bazen zorlanarak, bazen ciddi sıkıntılarla geçirdi…

Şubat ayı bitmiş, rahat rahat mart ayına girmiş ve havaların yavaş yavaş ısınmasının zevkine varıyorduk. Meteoroloji de 3 Mart için parçalı bulutlu bir havayı bildiriyordu ancak 3 Mart’ı 4 Mart’a bağlayan gece Balkanlar üzerinden gelen aşırı soğuk hava dalgası tahminleri tamamen altüst etti. Sıcaklık bir gecede eksi 4 ila eksi 6 derecelere kadar düştü. İstanbullular sabah uyandıklarında gök gürültülü, şiddetli bir kar fırtınasıyla karşılaştı.

Kandilli Rasathanesi verilerine göre kar kalınlığı kısa sürede 70 santimetreyi, Atatürk Havalimanı’nda ise 86 santimetreyi buldu.

Tipi ve rüzgârın karı savurmasıyla (kar yığınları oluşturmasıyla) Levent, Çamlıca, Beykoz gibi yüksek bölgelerde kar boyu dört metreyi aşarak insan boyunu geçti.

O günler hakkında çıkan haber ve raporlarda yazılanları oldukları gibi dikkatinize sunuyorum:

Yerde kalma süresi: 4 Mart’ta başlayan yoğun fırtına 14 Mart’a kadar üç büyük dalga halinde aralıksız sürdü ancak yağan karın miktarı o kadar fazlaydı ki karların tamamen erimesi ve sokakların açılması yaklaşık bir ayı buldu.

Ulaşım tamamen durdu: Dönemin tek köprüsü Boğaziçi Köprüsü’nden günde ortalama 90 bin araç geçerken fırtına günü bu sayı üç bine kadar düştü. Vapur, banliyö treni ve otobüs seferleri tamamen iptal oldu. İnsanlar iş yerlerine ya da evlerine kilometrelerce yürüyerek gitmek zorunda kaldı.

Eğitim ve iş hayatı: Yoğun kar nedeniyle İstanbul’daki okul ve üniversiteler iki hafta boyunca kesintisiz tatil edildi. Fabrikalar, kamu kuruluşları ve iş yerleri günlerce kapalı kaldı.

Kıtlık ve kesintiler: Şehre sebze-meyve taşıyan kamyonlar giremediği için fırınların önünde uzun ekmek kuyrukları oluştu, gıda sıkıntısı baş gösterdi. Altyapının çökmesiyle günlerce elektrik ve su kesintileri yaşandı. Gazeteler bile Trakya ve bazı bölgelere ancak helikopterler kiralanarak dağıtılabildi.

Yaban hayatı: Tıpkı eski kışlardaki gibi aç kalan kurtların Belgrad Ormanı’ndan şehir merkezlerine indiği görüldü.

1987 kışında İstanbul’da soğuk ve fırtına nedeniyle ölüm vakaları yaşandı. Dönemin kayıtlarına ve arşivlerine göre, bu hava olayında 26 kişi hayatını kaybetti.

Bu üzücü can kayıplarının arkasındaki temel nedenler şunlardı:

Sokakta donma vakaları: Şiddetli kar fırtınasının şehri bir gecede hazırlıksız yakalaması nedeniyle evsizlerin yanı sıra yolda yürürken fırtınaya tutulan ve sığınacak yer bulamayan vatandaşlardan donarak ölenler oldu. Özellikle Ahırkapı, Sarayburnu ve Büyükçekmece gibi açık ve rüzgârlı bölgelerde donma vakaları rapor edildi.

Deniz kazaları: Tipi o kadar şiddetliydi ki Karadeniz’de fırtınaya yakalanan bazı gemiler battı ve denizcilerin cansız bedenlerine ulaşıldı.

Çatı çökmeleri: Günlerce aralıksız yağan ve biriken tonlarca ağırlıktaki kar yükünü taşıyamayan bazı eski evlerin çatıları çöktü.

Şehrin ani bir şekilde dış dünyayla bağının kopması, araçların yollarda kalması ve hastanelere ulaşımın imkânsızlaşması da krizin boyutunu büyüterek can kayıplarının artmasında etkili oldu.

Özetle o yıl “Mart kapıdan baktırdı ve kazma kürek yaktırdı.”

Bütün bunları okuduktan ve yaşadıktan sonra küresel ısınmadan şikâyet etmemi düşünemezsiniz herhalde… Hele küresel ısınmayı yavaşlatalım derken yanlış bir hareket yapıp iklimin dengesini bozarsak birdenbire soğuk hava dalgalarıyla bir daha karşılaşma riskinden korkuyorum…

Bildiğiniz gibi ABD Başkanı Donald Trump, meşhur Paris İklim Sözleşmesinden1 çekilirken ve muhtelif vesilelerle iklim değişikliklerinin insanlarla ilgisi olmadığını birçok beyanatlarla vurgulamıştı.

Bazı ilim insanlarına göre de dönem dönem güneşten gelen enerjide yavaşlama görülebilir. O zamanlarda da ‘küçük kutup’ iklimi de yaşayabiliriz.

Tatlı ve huzurlu bir sonbahar ve kış mevsimleri yaşamak ümidiyle…

---

1 Paris İklim Sözleşmesi… Küresel sıcaklık artışını sınırlandırarak iklim kriziyle mücadele etmeyi amaçlayan uluslararası bir Paris Anlaşması diye adlandırılan belgedir.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün