Dünya Kupası'nda finale doğru

Dünya Kupası´nda bu hafta yarı finaller oynanırken, pazar günkü final karşılaşması ile şampiyon belli olacak.

Derya CERASİ Köşe Yazısı
14 Temmuz 2026 Salı

Dünya Kupası’nda bu hafta yarı finaller oynanırken, pazar günkü final karşılaşması ile şampiyon belli olacak.

Çeyrek Finaller

Çeyrek finallerde favori olan ülkelerin bir üst tura çıkmayı başardığını söyleyebiliriz. Fransa Fas’ı rahat geçerken, İspanya Belçika’yı 90 dakikanın sonlarında bulduğu golle 2-1 mağlup etti. Norveç-İngiltere mücadelesi uzatmaya giderken, henüz uzatmanın başında İngiltere Jude Bellingham’ın bulduğu golle rakibini geçmeyi başardı. Belki de en ortada görünen eşleşmede İngiltere yarı finale adını yazdıran taraf oldu. Son eşleşmede ise; yine uzatmaya giden maçta Arjantin İsviçre’yi 3-1 mağlup etti. Genel beklenti Messi’li Arjantin’in İsviçre’yi rahat geçeceği yönünde olsa da; Murat Yakın yönetimindeki İsviçre dirençli bir performans ortaya koydu. 68. dakikada on kişi kalmasına rağmen, maçı uzatmaya götürmeyi başardılar ancak penaltılara taşıyamadılar.

Yarı Finaller ve Final

Yarı finalin ilk eşleşmesinde Fransa ile İspanya mücadele edecek. Fransa turnuvanın başından beri, kadro kalitesini daha iyi sahaya yansıttı ve görece daha özgüvenli bir şekilde yarı finale geldi. İspanya ise Belçika mücadelesine kadar kalesinde gol görmeyerek önemli bir başarıya imza attı. Kylian Mbappe ve Lamine Yamal gibi iki yıldızı karşı karşıya getirecek maçta, genel kanının aksine İspanya’nın bir adım önde olduğunu düşünüyorum. İspanya’nın maçta topa daha çok sahip olacak taraf olacağını, Fransa’nın hızlı hücumlarını ise tecrübeli orta saha ve savunma oyuncuları ile karşılayabileceğini öngörüyorum.

Diğer eşleşmede ise Arjantin ile İngiltere karşı karşıya gelecek. Lionel Messi önderliğindeki Arjantin, gruptaki üç maçını da kazanarak bir üst tura çıkmıştı. Yeşil Burun Adaları’nı uzatmada geçen, Mısır karşısında ise 2-0’dan 3-2 öne geçerek önemli bir geri dönüşe imza atan Lionel Scaloni’nin öğrencileri, İsviçre’yi ise yine uzatmada elemeyi başardı. Messi’ye fazlasıyla bağımlı bir oyun ortaya koyduğunu düşündüğüm Arjantin’in İngiltere karşısında işi kolay olmayacak. İngiltere ise Harry Kane ve Jude Bellingham’ın omuzlarında yarı finale kadar gelmeyi başardı. Gruptan yedi puanla çıkan İngilizler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni ve sonrasında ev sahiplerinden biri olan Meksika’yı elemeyi başardı. Çeyrek finalde ise karşılarına, Brezilya’yı eleyerek gelen Norveç çıktı. Sert İngiltere orta sahasının Arjantin’i zorlayacağını ve bu maçın uzatmaya hatta penaltılara gideceğini düşünüyorum.

Finalde İspanya ile İngiltere’nin karşı karşıya gelmesini umuyor ve İspanya’nın 2010’dan sonra tekrar Dünya Şampiyonu olmasını temenni ediyorum.

Öne Çıkan Notlar

Bu turnuvada izlediğim maçlarda en çok hoşuma giden nokta, hakemlerin hiçbir maçta basit faul çalmaması oldu. Oyunun sürekli durmasına neden olan bu fauller seyir zevkini azaltıyor. Ancak bu turnuvada hakemler inanmadıkları hiçbir pozisyonda faul çalmadı. Yeni getirilen 'zaman geçirmeyi önleme' kurallarının da titizlikle uygulanması sayesinde, topun daha çok oyunda kaldığı akıcı maçlar izledik.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki stadyumlar mimari açıdan ve seyir zevki sunan tribün yapılarıyla büyük beğeni topladı. Amerikan futbolunun popülerliği sayesinde birçok eyalette bu ölçekte kaliteli statların bulunması Dünya Kupası’na renk kattı.

Her ne kadar genel olarak keyifli bir turnuva olsa da; olumsuz birkaç yan da yok değil. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu telefonla araması ve kırmızı kart görmüş Balogun’un cezasının ertelenerek bir sonraki maçta sahaya çıkması skandal bir karar olarak öne çıktı. Bu kararın somut bir gerekçe sunulmadan alınması ve Trump ile Infantino’nun telefon görüşmesinin doğrulanması büyük tartışmalara yol açtı. Neyse ki ABD, Balogun’un forma giydiği maçta Belçika’ya diş geçiremedi de tartışmalar daha fazla alevlenmedi.

Bana göre diğer olumsuz yan ise, yarıların ortalarında verilen su molası. Yaz aylarında sıcaklıkların yüksek olması nedeniyle oyuncuların sıvı ihtiyacı anlaşılabilir olsa da bu aranın üç dakika sürmesi ve sponsor isimleri altında verilmesi, önceliğin oyuncu sağlığından ziyade ekonomik olduğunu hissettiriyor. Televizyon kanallarının bu üç dakikada hemen reklama girmesi de bu düşünceyi destekliyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün