Bu hafta Vayakel ve Pekude peraşaları birlikte okunur. Açıklamalarımız Pekude ile ilgilidir.
Pekude peraşasında Mişkan tamamlanır ve Moşe Rabenu’ya sunulur. Sorumlu kişilerin sunumunu gören Moşe her şeyin Tanrı’nın emrettiği gibi yapıldığını görür ve onları kutsar. Tora bu olayı şöyle bir cümle ile verir: “Vayar Moşe et kol amelaha veine asu ota kaaşer tsiva Ad… ken asu vayvareh otam Moşe / Moşe bütün işi gördü ve işte, onlar bunu Tanrı’nın emrettiği gibi yapmışlardı. Moşe onları kutsadı.”
Rabiler Moşe’nin hangi kutsamayı verdikleri ile ilgili görüşlerini paylaşır. Raşi bu kutsamanın “yei ratson şetişra Şehina bemaase yedehem / Şehina’nın ellerinizin işinde olması dileğimiz olsun” şeklinde olduğunu öğretir. Raşi’nin görüşüne baktığımızda bu kutsamanın Şehina’nın Mişkan’da bulunması anlamına geldiğini de söyleyebiliriz. O zamanın bu bereketlendirmenin oldukça kafa karıştırıcı olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Tanrı insanlara bir Mişkan inşa etmelerini ilk emrettiğinde, içinde yaşayacağını çok açık bir şekilde belirtmiştir. Pasuk “Veasu li mikdaş veşahanti betoham” demektedir. Moşe, insanların Mişkan'ı düzgün bir şekilde inşa ettiğini gördüğünde, Tanrı’nın varlığının Mişkan içinde olacağını zaten bilmektedir. Çünkü doğrudan Tanrı’nın emrinde bu açıkça belirtilmektedir. Bunun gerçekleşmesi için ayrıca dua etmesine gerek yoktur.
Raşi’nin açıklamasında bir başka sorun da vardır. Normalde ‘yei ratson’ şeklinde başlayan bereketlendirmede “Tanrı’m senin önünde isteğimiz olsun ki” şeklinde bir kalıp kullanılır. Moşe ise kutsamasında sadece ‘yei ratson / isteğimiz olsun’ demekle yetinmiş diğer kalıbın dışına çıkmıştır. Bu noktada konuyu Ktav Sofer’in penceresinden gözlemleyerek Raşi’nin açıklamasını farklı bir şekilde okumaya çalışacağız.
Bu kutsamada Moşe Tanrı’ya dua etmemektedir. Buradaki kutsamanın amacı insanları yönlendirmek ve eğitmektir. Bir işin bereketli olması için en temel unsurun Şehina’nın onların arasında bulunmasıdır. Moşe’nin halka doğrudan anlatmaya çalıştığı da budur. ‘Maase yedhem / ellerinin yaptıklarında’ esas amaç Tanrı’nın bir şekilde onların yaşamlarına dâhil olmasını sağlamaktır. Yaptıkları her şeyde, sıradan, dünyevi işlerinde bile, birincil hedef ve özlemleri Tanrı’ya bağlanmak olmalıdır.
İnsanlara rabiler ve onların rolü hakkında ne düşündüklerini sorsak farklı yanıtlar alacağımız açıktır. Kimilerine göre rabiler her zaman mutlak gerçeği söyleyen, asla hata yapamayacak mükemmel, yanılmaz figürlerdir. Kimilerine göre ise rabiler yalnızca kişisel gündem ve politikalarla hareket eden kişilerdir ve pek fazla bu kesimin ilgisini çekmez. Kimilerine göre ise dini ritüelleri yapmak için görevlendirilmiş kişiliklerdir. Bazıları da rabilerin işinin ‘halahik’ rehberlik sağlamak olduğunu ve başka bir şey olmadığını düşünür. Ancak Ktav Sofer’in yukarıdaki açıklaması bir rabinin ne olması gerektiğini ve neden hepimizin örnek alabileceğimiz ve ondan öğrenebileceğimiz bir bilgeye ihtiyacımız olduğunu gösterir.
Gerçek bir rabinin birincil amacı Tanrı’yı insanların hayatlarına dâhil etmek için onlara rehber olmaktır. Rabiler, bu hedefe ulaşmak, kendilerini Tora çalışmasına adamak, özverili bir şekilde diğerlerine yardım etmek, Tanrı’ya topluma hizmet etmek için çok çalışan ve önemli kişisel fedakârlıklar yapan kişilerdir. Bu tanım onun mükemmel olduğu, asla hata yapmadığı, yanlış bir şey söylemediği, egosu olmadığı, tüm insanların mücadele ettiği kötü alışkanlıklar ve ayartmalarla mücadele etmediği anlamına gelmemektedir. Bu, rabilerin zaman ve çaba harcadığı, çok fazla kişisel fedakârlık yaptıkları, insanların hayatına Şehina’nın getirilmesi için rehberlik eden kişiler oldukları anlamına gelir. Elbette ki zaman zaman yanlış yaparlar ancak amaç manevi anlamda toplumsal gelişimi aktive etmektir.
Bu yüzden hepimizin odak noktamızı ve dikkatimizi yeniden yönlendirmemize yardımcı olması için bir rabiye ihtiyacı vardır. Dünyamızda amacımızı gözden kaçırmak, maddesellikle dikkati dağıtmak, gerçekten önemli olan şeyler yerine kibri takip etmek çok kolaydır. Hepimizin, Tanrı ile bağlantı kurma arzusu, sıradan şeylerden çok daha büyük bir şey için çabalama arzusu olan, örnek yol göstericilere ihtiyacımız vardır. Bu şekilde yaptığımız her şeyde önceliklerimizi doğru belirleyebilir ve dünyaya getirilme amacımızı anlayabiliriz.