Teruma peraşası ‘Mişkan’ peraşalarının ilkidir. Bet Amikdaş’ın Yeruşalayim’de Şlomo Ameleh tarafından inşa edilmesine kadar geçecek uzun süreç içinde ibadetin merkezi olan Mişkan’ın nasıl ve hangi kurallarla inşa edildiğini bu peraşalardan öğrenebiliyoruz. Teruma ve gelecek hafta okunacak Tetsave projenin hazırlanması gibidir. Vayakel ve Pekude peraşaları ise projenin eyleme geçirilmesi olarak karşımıza çıkar.
Gemara Masehet Berahot 55/A’da Teruma ile Vayakel peraşasında yer alan sıra ile ilgili tutarsızlıktan söz edilir. Tanrı, Mişkan'ın inşası için talimatları sunduğunda, Mişkan'ın yapısıyla ilgili talimatlara geçmeden önce, Aron Aberit, Şulhan Azaav, Menora ve Mizbah Anehoşet ilgili talimatları ayrıntılı olarak vererek objelerle başlamıştır. Ancak Vayakel Parashatında, inşaat konusundaki sorumluların önce Mişkan'ı inşa ettiğini ve ancak ondan sonra objeleri oluşturduğunu okuruz.
Gemara, buna bir açıklama getirir. Moşe Tanrı'nın talimatlarını verilen sırayla baş mimar Betsalel’e ilettiğinde, Betsalel'in sıranın geriye doğru işlemesi gerektiğini belirtir. Objelerden önce Mişkan’ın bir yapı olarak oluşturulması gerektiğini söyleyen Betsalel, aksi takdirde bu arada objelerin muhafazasını sağlayacak bir yer olmayacağını açıklar. Moşe, Betsalel’in haklı olduğunu görmüştür. Açıklama mantıklı gibi görünse de soru hâlâ ortadadır. Eğer Tanrı önce Mişkan’ın inşa edilmesini istiyorsa, neden yapının inşası için gerekenleri sunmadan önce objelerle ilgili emirleri vermiştir?
Teruma’daki emirler ile Vayakel’deki bu talimatların uygulanması arasındaki diğer bir dizi tutarsızlığı ilişkin çözümü Rav Yeoşua Heller’in Divre Yeoşua adlı eserinde dile getirdiği yaklaşımda bulabiliriz.
Öncelikle Mişkan yapımı emri altın buzağı günahından sonra verilmiştir. Bene Yisrael Tora’nın alınışı ile kişisel birer Mişkan olacak kadar bir seviyeye erişmişlerdir. Ancak altın buzağı yanlışı onları bu seviyeden düşürür ve Mişkan inşası gündeme gelir.
Rav Heller, Mişkan yapısının insan vücudunu, uzuvlarımızı, gerçekleştirdiğimiz eylemleri temsil ettiğini söyler. Mişkan’da bulunan objeler ise iç dünyamızı, duygularımızı, hislerimizi sembolize etmektedir. İdeal olarak, duygularımız ve eylemlerimiz birbirleriyle tamamen senkronize olmalıdır. Bizler her zaman Tanrı’ya hizmet etmek, O'nun iradesini yerine getirmek, mitsvaları yapmak, olması gerektiği gibi yaşamak için motive olmayı sağlamakla yükümlüyüz. Böylece eylemlerimiz mitsvalarla uyumlu duygularımızın doğal bir sonucu haline gelir. Günümüzde büyük tsadiklerin hissettikleri tutku ve duyguyu hissetmek çok kolay değildir.
Ramhal ismi ile bilinen Rav Moşe Hayim Luzzato, klasik eseri Mesilat Yeşarim’de, bir kişinin kendini motivasyonsuz hissettiğinde, yine de misvot yapmaya kendini zorlaması gerektiğini yazar. Bu çalışma ve eylemleri daha sonra motivasyonunu uyandıracaktır. Bir kez adım attığımızda, kendimizi doğru şeyi yapmaya alıştırdığımızda, bunu yapmak istemediğimizde bile, motivasyon gelecektir. Bu nedenle, Rav Heller, altın buzağı öncesi durumun Bene Yisrael yüksek bir manevi seviyedeyken, objelerin yapıdan önce geldiğini açıklar. Nitekim Teruma peraşası bu yanlışın zikredilmesinden önce okunmaktadır. İnsanların bu yanlışı yapmadan önceki Tanrı’ya ibadet için güçlü bir dürtü ve arzuları vardır. Ancak altın buzağı günahından sonra, bu tutkunun mevcudiyeti azalmıştır. Bu olayın anlatımından sonra, yapının objelerden önce zikredilmesi daha doğru olmuştur.
Bu iç görünün, her birimiz için geçerli olduğu aşikârdır. Hepimiz motivasyonsuz hissettiğimiz, sinagoga gitmek, bir derse katılmak, öğrenmek, hayır kurumlarına bağış yapmak veya başka bir mitsva yapmak adına adım atmak için çok az veya hiç isteğimizin olmadığı durumlar yaşadık. Bu olduğunda önemli olan şey, motivasyonumuz olmasa bile kendimizi yine de bunu yapmaya zorlamak ve çabalarımızın zamanla duygularımızı harekete geçireceğine güvenmektir.