Baby boomerler cimri mi?

The Economist dergisinin 26 Mayıs sayısında yayınlanan bir makalede 1946 ile 1964 arasında doğanların (baby boomers) ekonomik anlamda tarihteki en şanslı nesil oldukları, önemli bir savaştan etkilenmedikleri ve hatırı sayılır bir kesiminin varlıklı olduklarından bahsediliyor. Makalenin başlığı “Baby boomerler çok varlıklı ama neden cimriler?”

Metin BONFİL Köşe Yazısı
5 Haziran 2024 Çarşamba

Doğrudur ki, bugün 60’lı ve 70’li yaşlarda olan kuşak birikim yaratmak bakımından oldukça şanslı. Bu kuşaktakiler, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin kurduğu yeni küresel ekonomik düzenin, dünya nüfusunun bu süre zarfında 2,5 milyardan 7,5 milyara artışının, genel ekonomik büyümenin ve teknolojik gelişimin sayesinde tükettiklerinden fazla üreterek birikim yaratabildiler. Erken gelmenin avantajıyla, ‘kupon’ varlıklara sahip oldular.

Bugün ABD nüfusunun yüzde 20’si bu kuşakta. Sahip oldukları varlıkların değerinin 72 trilyon dolar ile toplam varlıkların yüzde 52’sine ulaştığı tahmin ediliyor. Yaşlanan nüfusa sahip Japonya veya İtalya’da da durum farklı değil. Yaşlı Japonlar senede toplam servetlerinin sadece yüzde 1 ya da 2’sini harcıyor. Bu hesaba göre ellerindeki servetle en az 50 ya da 70 sene daha yaşayabilirler. Haliyle, çoğu miras bırakarak göçüyor. Dünyada 270 milyon insanın varlıklarının verdiği harcama potansiyeline göre “çok cimri” bir hayat sürmekte. Gayrimenkul danışmanlık şirketi Redfin’e göre baby boomerler ABD’deki üç ve daha fazla odaya sahip evlerin yüzde 28’ine sahipler. Üstelik çocukları artık evde değil. Keza, İngiltere’deki evlerin oda toplamının yüzde 20’sinin boş odalar olduğu bulgusuna rastlıyoruz. Bugün gençlerin kendi başlarına kiraya çıkmak için verdikleri mücadeleyi düşündüğünüzde baby boomerlerin ihtiyaç fazlası konut alanları ilginç bir sosyal tezat olarak karşımıza çıkıyor.

1980-2000 yılları arasında doğan gençlere tasarruf etmenin ne kadar önemli bir hayat felsefesi olduğunu söylediğinizde yüzünüze garip garip bakıyorlar. Hangi tasarruf? Sizler, derenin suyunu yukarıdan kesip kendi göletinizi doldurmuşsunuz sonra da bize ‘damlaya damlaya göl olur’ nasihati veriyorsunuz, der gibiler.

Gen Z kuşağına geldiğinizde ‘Çalış, senin de olur’ felsefesinin artık tutmadığı iyice netleşiyor. Onlar YOLO’dalar[*].

Peki baby boomerler şanslı anladık ama neden kalan günlerinde servetlerini harcamayı hedeflemiyorlar?

Baby boomerlerin varlıkları emeklilik güvenceleri olsa da pasif gelirleri yüksek değil. Belirsizlikler karşısında çarçur olmaması için varlıklarını elde tutmayı tercih ediyorlar. Bu birinci sebep. Uzun yaşam riski ikinci sebep. Kimin ne kadar yaşayacağı bilinmiyor. Genelde, uzun yaşama ihtimaliniz erken göçmeniz ihtimaline göre daha yüksek. Uzun yaşadıkça ortaya çıkan demans, fiziksel sıkıntılar, kanser gibi risklere karşı elde bir cephane olmalı ki modern tıbbın imkanlarından istifade edilebilsin. O nedenle, harcarken dikkatli harcıyorlar. Bir üçüncü sebep ise arkadan gelen neslin varlık edinme açısından şanslı olmadığı algısı. Bugün iyi okumuş, çalışan ve 35 yaşına gelip destek olmadan bir ev sahibi olamayan önemli bir kesimden bahsediyoruz. Bunların birçoğu baby boomerlerin birikimlerinden ev sahibi olmayı hayal ediyor. Bir de 80’lerinin sonuna hatta 90’larına merdiven dayayan üst neslin ihtiyaçlarını düşünmek durumunda bizim yaş grubu. Bu nedenle baby boomer kuşağına bazen ‘sandwich generation’ da deniyor. Üst ve alt nesillerin maddi ihtiyaçlarını bir arada düşünmek durumunda olunca, tutumlu olma eğilimi ağır basıyor.

Yaşlılık deneyiminde tabiri caiz ise önceden haritası çizilmemiş sularda seyrediyoruz. Baby boomer kuşağının neden tutumlu olduğunun mantıklı bir açıklamasını verebiliyoruz ancak, bunun ‘cimrilik’ ölçüsünde olduğunu düşünmüyorum.

Emeklilik çağına geçiş yapan baby boomerlerin ellerinde tuttukları varlıkların sonraki nesillere nasıl devredeceği henüz pek irdelenmeyen sosyal bir konu olarak ortaya çıkmakta. Bu devirler ya veraset yolu ile kendiliğinden gerçekleşecek; ki o zamana kadar devralacak nesil de yaşlanmış olacak, vergilerin ödenmesi problem olacak ve mirasın faydası sınırlı kalacak; ya da planlı, bilinçli ve belli bir amaca hizmet edecek bir şekilde gerçekleşecek. Planlama evresinde baby boomerlerin emeklilik yıllarında pasif gelir elde etme, sağlık ve bakım hizmetlerini güvence altına alma gibi konular da bu planlamanın bir parçası olmalı. Güvence altına aldıktan sonra risk algısı azalacağından, ne olduğu belli olmayan korkular nedeniyle elde tutulan ‘ihtiyaç fazlası’ varlıkların bir alt nesle daha erken ve daha planlı olarak devri mümkün olabilecek.

Nesiller arası varlık transferi konusu duygusal anlamda çok nazik bir konu. Birçok ailede emr-i hak gelmeden miras konusu konuşulamıyor bile. “Biz tırnağımızdan arttırdık, gençler çarçur eder” korkusu hâkim. Öte yandan, baby boomerlerin doğdukları tarih nedeni ile sahip oldukları olağan dışı şansın bir kısmını başkalarına da fayda sağlama bilinci ile paylaşmalarının hem hakkaniyet hem de toplam fayda bakımından bir gereklilik olduğunu savunmak yanlış olmayacaktır.

Bu bakış açısı ile, gençlerin ellerine geçecek varlıkların çar çur olmamasını sağlamaları için finansal okur yazarlık konusunda kendilerini geliştirmeleri, baby boomerlerin de doğru finansal planlama ile ellerinde tuttukları ihtiyaç fazlası varlıklarını nasıl devredeceklerini düşünmeye başlamaları güzel sonuçlara vesile olabilir.


[*] YOLO: You only live once olarak bilinen anı yaşama felsefesi.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün