Never again is now!

Marsel RUSSO Köşe Yazısı
8 Mayıs 2024 Çarşamba

Geçtiğimiz pazar günü Yahudi dünyası Holokost’ta yitip giden bir buçuk milyonu çocuk, altı milyon insanı andı. Geçmişi tarih sahnesinden, nesilleri geleceğinden silinmek istenen Yahudi halkı, bulunduğu yerden bağımsız, Alman ordularının erişebildiği tüm topraklarda aşağılanmaya, öldürülmeye, katliama, yıkıma maruz kaldı. Ölüm mangalarının namlularının ucunda veya toplama kamplarının gaz odalarında; kentlerde, bir duvarın dibinde kurşuna dizilerek, ormanlara partizan çetelerinde savaşarak ya da direnişçiler arasına katılıp Nazileri alt edebilecek bilgi kırıntılarının peşinde hayatlarından kopartılanları anmak, her yıl tekrarlanan bir muhasebedir aslında.

Tarihin derinliklerinden beri Yahudi bireyin ayak izlerini takip eden düşmanlığın Nirvana’sı Holokost’tan yalnız Yahudi halkı değil tüm insanlık ders almalıdır. Kin, nefret ile yoğrulmuş bağnazlığın varabileceği seviyeyi kestirmek, ileride insanca yaşamanın altın anahtarıdır. Nitekim son aylardaki olaylar geleceğe ait bazı ipuçları vermiştir, ne yazık ki!

Hitler ve Nasyonal Sosyalizm, Yahudilere karşı giriştiği imha harekatında siyasi, ekonomik, demografik nedenlerden hareket etmedi. Mesele verimli topraklardan çıkan madenlerin ele geçirilmesi, nüfuz alanının arttırılması veya bir erkin üzerine konacak ipotek hakkı değildi. Irkçılıktan ve bunun en vahşi tezahürü katliamlardan oluşan derin bir karanlık, bir vahşet söz konusuydu. Dünyayı Judenfrei – Yahudi’den arınmış kılmanın peşinde girişilen, savaş içinde acımasız ikinci bir savaştı.

Bunu hiç eğip bükmeden, sulandırmadan, pazarlık konusu yapmadan kabul etmek ve tarihte hak ettiği yere oturtmak gerekir. Günümüzdeki malum meseleleri, tarihin bu öncesiz ve benzersiz bu deneyimi ile ilişkilendirmek, Holokost’u değersizleştirmekten, yitirilenlerin anılarına saygısızlıktan öteye gitmez.

İsrail – Filistinli Araplar yüzyılı aşkın bir süredir ucunun nereye varacağı belli olmayan bir savaş içindeler. Bu sürecin kaynağında yatan nedenlere daha önce akil müdahalelerde bulunulsa çözüm için çok yol alınmış olur, bu denli travmatik olaylar yaşanmazdı.

Avrupa, Amerika ve sair ülkelerde yapılan gösterilerde, üniversite kampüslerindeki direnişlerde dile getirilen ve Holokost’a referans yapan söylemlerin adresinin yalnız Yahudilerle kısıtlı olamayacağını anlamak lazım. Nefretin, kinin ekildiği toprağı verimsiz kılacağı, buralara yıkımdan başka hiçbir şey getirmeyeceğini, bu işe soyunanların idrak etmesi gerekir.

Ottawa’da bu yıl ilk kez katıldığım anma toplantısında, yitip gidenlerin anılarına mum yakan Holokost kurtulanlarının mesajlarının, kendilerini bağnazlığın dalgaları arasında kaybetmişler tarafından duyulmasını ve iyice anlaşılmasını isterdim. Bugün burada 36 Holokost kurtulanı yaşıyor. Bunların ondan fazlası Pazar akşamı bizlerin arasındaydı. Varlıkları içimizi ısıttı.

Onları görmek ve aynı kaderi paylaşmış bazı akranlarının Hamas’ın 7 Ekim saldırılarına hedef olduklarını bilmek, nihayetinde birinin halen Gazze’de rehin tutulduğunu öğrenmek acı acı düşündürdü beni.

“Bir daha asla!” sıkça dile getirilen bir arzu olmamalıdır. Takip edilmesi, sorgulanması, gerçekleşmesi için canla başla çalışılması gereken bir hedef olmalıdır. Yahudi düşmanlığının bu denli arttığı, Hitler ve Nazi rejiminin popüler jargonda yeniden yer almaya başladığı günümüzde durumun vahametine atfen, “Bir daha asla, şimdi! – Never again is now!” diye haykırmak gerekir.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün