İBB Miras tekrardan seçilmeyi sağlayabilecek mi?

Mois GABAY Köşe Yazısı
20 Mart 2024 Çarşamba

Siyasetten bağımsız İstanbul’a gönül veren, şehrin kimliğinde yer etmiş yapıların korunması gerektiğini düşünen tüm İstanbullu hemşehriler eminim kimin yaptığına bakmaksızın İstanbul’un son dönem önemli tarihi yapılarının küllerinden yeniden varolmasını ayakta alkışlamaktadır.

Geçtiğimiz günlerde bu yapılardan şehrin yedinci tepesinde yer alan Bulgur Palas’ı ziyaret ettim. Bolulu Habib Bey Konağı, bilinen adıyla Bulgur Palas, 20. yüzyıl İstanbul sivil mimarisini yansıtan önemli örneklerden biri. İstanbul’un yedinci tepesi üzerinde, Arcadius sütunu ve bir zamanların Avrat Pazarı mevkiinde bulunan görkemli yapının ismi tahıl ticaretiyle zenginleşen Bolulu Mehmet Habib Bey’in ‘Bulgur Kralı Habib Bey’ adıyla ünlenmesinden gelmekte. Yapı çok kapsamlı bir restorasyon sonrası sergi salonları, kütüphanesi, kafe gibi mekanlarıyla Cerrahpaşa’da bir vaha. Belki gittiğim güne denk geldi, ama yapının içinde mahalleliden çok ağırlıklı sadece CHP seçmen profili bir kitleyle karşılaştım. Böylesine değerli bir yapı maalesef mahalleliden yeterince ilgi görmemiş veya farklı nedenlerden şimdilik imtina edilmişti.

İBB Miras ekipleri tarafından İstanbul’un dört bir yanında restore edilen değerli yapıları görebilmek mümkün. Sadece Beyoğlu’nda ilk aklıma gelenler Botter Apartmanı, Metro Han, halen restore edilen Saint Pierre Han, Haliç’te bir zamanlar Boğaz’daki yalılar kadar değerli Haliç’in Fenarion taş evleri çökmeden az evvel Haliç sanat rotasına kazandırıldı. Öte yandan Feshane’nin restorasyonu, optik ve kinetik sanat akımı ile Tate’in sergisi tam da arzu ettiğimiz İstanbul’a dair görseller sunmakta. Tüm bunları sayarken kara surları ve tabii ki Doğu Roma sarnıçlarımızın da tekrardan hayat bulmasını atlamayalım. 2023 yılında Yerebatan ve Şerefiye Sarnıçlarını sadece ben bile yüzlerce yerli - yabancı misafirimle gururla ziyaret ettik. Nitekim yerini bile unuttuğumuz Gülhane Sarnıcı da bu dönemde restore edildi.

Kadıköy Müze Gazhane, Cendere Sanat, restore edilen Osmanlı mezarlıkları, Beyazıt’ın çevre düzenlemesi bu satırlardan öte bir övgüyü hak etmekte. Tabii ki tüm bunların toplumun her kesimince kavrandığını veya mahallelinin özüne erişebildiğini söyleyemem. Birçok restore edilen yapı halen hemşehrilerimiz tarafından gereken ilgiyi görememiş durumda. Dilerim kim seçilirse seçilsin kültürel miras projeleri aynı ivmede devam eder. Bu vesileyle Fatih Belediye Başkan Adayı Mahir Polat’a kocaman bir alkış buradan gönderelim.

Yerel seçimlerde hiçbir partinin mevcut süreçte Türk Yahudileri’nin siyasi görüşüne yakın bir duruşta olduğunu zannetmiyorum. Bu seçime özel belki de birçok dindaşım bu söylemler beni temsil etmiyor diyerek oy bile kullanmaktan imtina edecekler. Her ne olursa olsun, İstanbul hepimizin! Son dönemde gerek Ulaştırma gerekse de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yerel yönetimlerle adeta rekabet içerisinde şehre kazandırdıkları yeni müzeler, yepyeni metro hatları da yine bu şehre kazandırdı. Dilerim kentsel dönüşüm furyasında rant uğruna şehrimizi heba etmeyiz. Öte yandan ofisimin bulunduğu Şişli bölgesinde belediyecilik hizmetlerinden mutlu değilim. Umarım kimse bu seçimde ‘bu semtin ahalisinin oyu garanti’ diye düşünmez. Bu düşünce sadece geçen seçimler gibi hüsran getirecektir…

Kültürel mirasımıza daha da iyi sahip çıkacağımız, farklı tarihi değere sahip inanç merkezlerinin de gelecek kuşaklara aktarılacağı restorasyonlar göreceğimiz bir dönem dilerim!

***

Kamondolar’ın hayatına ışık tutacak mektuplar

Geçtiğimiz perşembe akşamı iki ülkeli yaşam süren sevgili Ferhan İstanbullu’nun Sıraselviler’deki tarih kokan evinde Ezgi Yıldız ve Can Akgümüş’ün üstlendiği ‘Zamanın İzinde: Pera’nın Yüzyılı’ projesinin ilk buluşmasına katıldım.

İçeri girer girmez değerli dost İvet Acu tarafından hazırlanan enfes Sefarad sofrasını gördüğümde kendimi geçtiğimiz yüzyıla ışınlanmış, Kamondolarla aynı çatıda buluştuğumuzu hissettim.

Halen bu ismi duymayan varsa Kamondolar, 18. yüzyıl ortalarında İtalya’dan Kostantiniyye’ye gelip yerleşen, Kırım Savaşı sonrası edindikleri haklarla şehri dönüştüren Sefarad Yahudilerinden bankacı bir aileydi. Sanat, kültür, mimari ve müzikle sıradışı bağları olan Kamondo Ailesi, İstanbul’un 19. yüzyıl mimarisine, Yahudi toplumuna ve şehir kültürüne başat katkılarda bulundu.

Bu buluşma vesilesiyle tanıştığım değerli yazar Buke Uras’ın arşivinde bulunan ailenin geçmişinden gelen orijinal belgeler, Can Akgümüş ve Gurur Birsin’in yapıtları ışığında, Ferhan İstanbullu ev sahipliğinde yeniden açıldı.

İstanbul’umuzun 19. yüzyıl gelişimine müthiş katkılar sağlayan, başta Tersane Sarayı, Karaköy’da onlarca han, hepimizin bildiği Kamondo Merdivenleri ile halen sadece otel adlarından öteye geçememiş bu tarihe ne kadar sahip çıkabildik.

Eminim bu değerli çalışma bittiğinde İstanbul kültür mirası da hakettiği yeri Kamondolar’da kazanacak.

Sizce bu değerli aileyi yeterince tanıtabildik mi? Yoksa bu tanıtımı Paris’e mi kaptırdık?

Bu geceye katılmama vesile olan sevgili Şalom yazarı Dalia Maya’ya gönül dolusu teşekkürler!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün