Yo-he-visto-todo

İzel ROZENTAL Köşe Yazısı
27 Aralık 2023 Çarşamba

Yılın son yazısı. Güzel, hoş şeyler karalamak istiyorum. Herkes gibi benim de 2024’ten bazı mütevazı isteklerim, ufak tefek beklentilerim var: Ekonomik dengeler değişsin, savaşlar son bulsun, iklim düzelsin… Yeni yıl bolca sağlık, mutluluk, huzur, sevgi, başarı, bereket getirsin… İçim kıpır kıpır. Yeni bir yıl, yepyeni bir başlangıç yapacağız. Tıpkı geçen yıl yaptığımız gibi. Ya da bir önceki yıl, hatta ondan önceki… ve de diğer bütün eski yılların başında yaptığımız gibi. Umut böyle bir şey işte!

Geçenlerde sosyal medyada ilginç bir yazıyla karşılaştım. Yazarı belli değil, yanılmıyorsam İspanyolca’dan çevrilmiş. Yazarının hoşgörüsüne sığınarak günümüze uyarladım, birazcık da kesip biçtim. Yaşıtlarıma gitsin:

“40lı… 50li yıllarda doğduk.

50li… 60lı yıllarda büyüdük.

60lı… 70li yıllarda okuduk.

70li… 80li yıllarda âşık olduk. Evlendik, ya da evlenmedik…

80li… 90’lı yıllarda dünyayı keşfettik.

2000li yıllarda olgunlaştık, sakinleştik, yavaşladık. Yaş aldık.

İki farklı yüzyıl, iki farklı binyıl gördük.

Jetonlu ankesörlerden görüntülü akıllı telefonlara geçtik.

Sony Betamax kasetlerden Netflix’e sıçradık.

45’likler, 33’lükler derken CD’leri atıp müziklerimizi Spotify’a taşıdık.

El yazısı mektup ve kartpostallarımız E-postalara, WhatsApplara dönüştü.

Kağıda basılı gazeteleri terk ettik, sosyal medyaya kilitlendik.

Komplo teorilerini tarihe gömdük, yalan haber sarmalına girdik.

Siyah-beyaz televizyonumuz renkliye… LCD… LED derken, OLED’e evrildi.

Teknolojiye delikli IBM kartlarıyla daldık, yolculuğumuz yapay zeka ChatGPT ile sürüyor...

Çocuk felcini, tüberkülozu, menenjiti gömdük, COVID’in varyantlarıyla yaşıyoruz.

Bisikletle gezerdik, kaykaydan geçtik, elektrikli scooterle atladık.

Musluk suyu içtik, meyveleri ağaçtan, sebzeleri bostandan yedik, turfanda nedir iyi biliriz…

Analog ergenlikten dijital yetişkinliğe geçiş yaptık.

‘Biyolojik Devrim’i gördük. Moleküler biyolojinin doğuşuna tanıklık ettik.

Kelimenin tam anlamıyla ’Değişim yaşayan ve uyum sağlayan bizim nesildir.

Evet çok şey yaşadık ama güzel bir hayat sürdük!

Bir bakıma her şeyi gördük”!

Yohevistotodo (çn: ben-her-şeyi-gördüm), bütün diğer nesillerden daha çok şey yaşayıp gören neslimiz için en uygun tanımdır.

Benzersiziz, büyük bir alkışı hak ediyoruz!”

Ben de kendi neslimi avuçlarım çatlayana dek alkışlamak isterim, ama gerçek öyle mi acaba? Bugün yaşanan garabetlerin hiç mi sorumlusu değiliz? Onca değişime uyum sağladıktan, ‘güzel bir hayat’ yaşadıktan sonra, şu ‘bizim alkışlanası nesil’ gelecek nesillere nasıl bir miras bırakıp gidiyor?

Öte yandan beynimi kurcalayan bir soru daha var: Gerçekten her şeyi gördük mü? Eminim arka sayfadaki mizah yüklü geleneksel yazısını okumak için sabırsızlandığım, sonlandırmakta olduğumuz 2023’ün bilimsel envanterini çıkartıp 2024’ün yıldız falına bakacak olan sevgili Selin Kandiyoti’nin bu konuda söyleyeceği çok sözü vardır. Sahi, batırmayı becerdiğimiz bu güzelim dünyamızı yapay zekaya terk edip Mars yolculuğuna ne zaman çıkıyoruz Selin?

İnanın bu soruların cevabını bilmek istemiyorum. Bütün Yohevistotodo’lar başta olmak üzere, bizden sonraki nesillere mensup okurlarımıza, dostlarımıza sağlıklı, bereketli, barış ve huzur dolu bir 2024 dilemekten başka elimden hiçbir şey gelmiyor. Mutlu yıllar!

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün