MOŞE DAYAN

Bir elinde tüfek, diğer elinde zeytin dalı tutan stratejist devlet adamı

Selin SÜAR Köşe Yazısı
6 Ekim 2022 Perşembe

Moşe Dayan, Aşkenaz bir ailenin çocuğu olarak bir önceki yazımızda bahsettiğimiz kibutz olan Degania Alef'te, 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun içine doğar. Dayan, ‘Sabra’ olarak, ‘vaat edilmiş topraklarda’ doğan göçmen çocuklarını temsil etmektedir. Doğduğu yerin zor coğrafi koşullarını düşünecek olursak, çocukluğunun hiç de kolay geçmediğini tahmin etmekte zorlanmayız... Ukrayna Yahudi’si olan Şmuel ve Devorah Dayan’ın üç çocuğundan biridir. Şmuel Dayan, İsrail kurulduktan sonra Knesset’de temsilci olarak bulunmuş ve bir dönem ABD’de bazı siyasi toplantılara katılarak ülkesini temsil etmişti. Politik eğilim olarak dededen başlayarak aile, sol eğilimli olmuş; bu durum Moşe Dayan’ın kendisini ateist olarak tanımlamasına ve kızı Yael’in Ortadoğu sorununda barışçıl bir politika takip etmesine kadar kendini hissettirmiştir.

Daha sonra İsrail Genelkurmay Başkanı olacak Moşe Dayan, tarım okulunda eğitimine başladı. Daha sonra yerel Yahudi direniş yapılanmasında yer alan Dayan, II. Dünya Savaşı’nda İngiliz ordusu altında çarpıştı. Savaştan sonra düzenli ordunun kurulmasında büyük görevler üstlenen Dayan’ın İsrail’de isim yapması, Başbakan Ben Gurion döneminde kısıtlı imkânlarla genelkurmay başkanı olarak orduyu modernleştirmesine dek uzanır. 1959’da ordudan emekli olan Dayan, daha sonraki yıllarda tarım bakanı ve savunma bakanı olarak görev aldı. Özellikle savunma bakanı olduğu dönemlerde yaşanan 6 Gün Savaşları ve sonrasındaki Yom Kipur Savaşı’ndaki rolü büyük önem taşır.

Birçok insanın hafızasında Dayan, 1941’de İngiliz ordusundayken verilen bir görevi yaparken baktığı dürbünün karşı ateş sonrasında parçalanması ve bundan dolayı gözünü kaybetmesi ile yer alır. 30’lu yaşlarında yaşadığı bu trajik olay Dayan’ın gerek ruh hali gerekse gündelik hayatında daha sonraları çok büyük travmalar yarattı. Sağ gözünün üzerinde deriden bir göz bandı yer alan Dayan, bu nedenle bir süre kendini toplumdan çekmiş ve içine kapanmıştı. Aktif olarak savaşın ve direnmenin içerisinde yer alan bakan, hayatının her safhasında da barışı savundu. Barışı sağlamanın yanında korumanın da zor olduğunu bilen ve etrafına da anlatan Dayan, akıcı bir şekilde Arapça konuşur ve bu dili ustalıkla kullanırdı. Nefret politikası yerine Araplarla birlikte ortak bir gelecek kurmanın önemli olduğuna işaret etmiştir.

Dayan’ın hayat hikâyesini, mücadelesini ve yaşam felsefesini kızı Yael’in kendisi için yazdığı kitaptan okuyup çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Ortak gözlemim, savaşı ve mücadeleyi her yönüyle yaşayanların barışa sonuna kadar sahip çıkmasıdır.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün