Rus Çarı 1. Petro

Sami AJİ Köşe Yazısı
22 Haziran 2022 Çarşamba

Benim zamanımda okul kitaplarımızda onun adı Deli Petro olarak yer almıştı. Ancak rahmetli, çok değerli tarih hocamız Ali Rıza Sağman, bizi uyararak, “deli filan değildi tam tersine çok akıllı, ilme ve medeniyete âşık bir adamdı. Esasen tüm dünyada Büyük Petro diye anılır” demişti. 

“Bize ne” demeyin… Son günlerde Rus Federasyonu Başkanı Putin gerek yerel gerekse uluslararası medyada (anlı şanlı Financial Times gazetesi dâhil) Petro’ya benzetilmeye veya Petro ile kıyaslanmaya başlandı…

Menfi anlamda mı, müspet anlamda mı benzetiliyor? İşte bunu hemen çözemedim… En iyisi çarın karakterini ve bakış açılarını size kısaca ve belki de en yetkili ağızlardan birinden aktarmaya çalışayım.

Aranızda hatırlayanlar vardır. Sekiz sene evvel St. Petersburg’a yaptığım bir seyahatte ünlü Fransız filozof, edebiyatçı, bilim adamı ‘Voltaire’  ile hayali bir ‘söyleşi’yi Şalom’da yayınlamıştım. O yazımdan aşağıdaki alıntıyı dikkatinize sunuyorum. (Petro bir Fransız hayranıydı. Paris’e her gittiğinde Voltaire ile

görüşürdü. Düşünürün 1759 yılında yayınlanan ‘Histoire de l’Empire Russe sous Pierre le Grand’ adlı eseri ünlüdür).

Bendeniz:  Sayın Monsieur Voltaire, 1.Petro hakkındaki düşüncelerinizi anlatır mısınız?

Voltaire: Çar Petro’ya Deli Petro dediler. Ve belki inanmayacaksın ama her kıyafetli baloda bir deli gibi giyinmeyi çok severdi. Şaka bir yana, 1. Petro müthiş meraklı, her türlü yeniliklere açık ve bazı zanaatları bizzat tatbik ederek öğrenmek isteyen bir kişiydi. Örneğin çok iyi bir gemici ve aynı zamanda gemi inşaatında usta idi. Hollanda tersanelerinde, yeteneğini daha geliştirmek için, iki yıl bilfiil işçi olarak çalıştı. St. Petersburg’da kendi tersanelerini kurduktan sonra, onu sık sık gemilerin üstünde diğer işçilerle yan yana çekiç salladığını görebilirdiniz.  

 Büyük Petro, Rusya’yı Batı medeniyetine yaklaştırmayı başarmış ilk çardır. İşe, Avrupa tarzı mimariyle, yine aynı tarzda ve büyük zorlamalarla kabul ettirdiği giyim tarzlarıyla, Avrupa saraylarından kopyaladığı yaşam

biçimleriyle başladı. Avrupa’dan hocalar getirtti. Avrupa’ya çok sayıda asil ailelerin çocuklarını yine zorlama ve tehditle gönderdi.

Ardından Rus kilisesinin, halk üzerinde kurduğu baskıyı kırmaya başladı. Rus kilisesi o yıllara kadar sadece dini yönden değil sosyal yönden de inanılmaz bir güce sahipti. Bir düşünün, Kilise herhangi bir Rus’un, ülke toprakları dışına çıkmasının ‘günah’ olduğunu dahi fertlere aşılayabilmişti. Böylesine bir teşkilatla ile mücadele herhalde kolay değildi.

Ben: Eğer yanlış hatırlamıyorsam 1. Petro’ya kadar Rus kadınları da baskı altında idiler.

V: Kesinlikle. O kadar ki bir genç kız eşini ancak evlenme töreni esnasında kilisede tanırdı. Daha ilginci, damat gelinine evlenmeden hemen önce gönderdiği hediyeler arasına bir demet sopa sıkıştırırdı. Böylece kıza kendisini nelerin beklediği hatırlatılmış olurdu. Ve maalesef bu pek sembolik bir jest olarak da kalmazdı, hatta o zamana kadar mevcut gelenekler, kocaya karısını öldürme hakkı da vermekteydi.

Petro bu gelenekleri yok saydı ve uyumsuzluk göstermeye yeltenenleri şiddetle cezalandırdı.

Damarına bastığınız anda yakınında bulunulması pek tavsiye edilmezdi.  Şiddete çok eğilimli idi. O kadar ki yıllar sonra, Sevgili Çariçem, 2. Katerina, bana yazdığı mektubunda Petro’nun çok sinirli kişiliğinin sarayda bir efsane haline geldiğini belirtmişti.

Bence bu karakteri ve eğilimleri, Rusya gibi bir ülkeyi karanlıklardan çekip çıkarmak için kendisine yardımcı olmuştur diyebilirim.

 

(Ufak bir not ekleyeyim Voltaire büyük bir ihtimalle Mayıs 1717 başlarında Rus Çarı ile görüşmüştür. Hatta onu en eğlendiren hususun Petro’nun Paris’te bir dükkândan diğerine koşuşturması olduğunu notlarına ilave etmiştir.)

Dilerseniz bugünkü duruma yani Putin’e dönelim…

20 sene içinde ekonomik durumu dikkat çekecek hatta inanılması zor seviyeye çıkarmıştır… Tüm güçlüklere rağmen Rusya’nın Gayrı Safi Millî Hasılasını 200 milyar dolardan 1.5 trilyon dolara çıkarmıştır (yani 7.5 misli) .

Sizleri rakamlara boğmak istemiyorum. Ancak tüm üretimden sağlanan gelirin ana kalemlerinden biri madencilik (petrol ve doğalgaz dâhil) olmakla birlikte, gelir, diğer sektörlerin önemli katkılarıyla da oluşmaktadır.  (Bu sezon tarım sektörünün muazzam bir katkı sağlayacağı herkesin malumudur, ilaveten ambargolara ve yaptırımlara rağmen petrol gelirleri hâlâ ciddî şekilde artmaktadır). 

Son 20 yılda Rusların başta sanal teknoloji ve uzay araştırmalarında gösterdikleri başarıları herhalde basından takip etmektesiniz. Özellikle Putin ve ekibinin gerçekleştirdikleri üniversite reformları ve Batı üniversiteleri ile yaptıkları yakın işbirliği ile çeşitli sahalarda muazzam ilerleme sağlamışlardır.

Yukardaki Çar Petro analizinde değinmiştim. Çok sinirli olduğu ve damarına basıldığı zaman da hiç beklenmedik davranışlarda bulunduğu dile getirilmişti.

Putin ve ekibinin damarına da bilhassa 2014’ten beri basılmaktadır…1994 ve 1997 anlaşmalarına rağmen, Ukrayna, Batının da desteğine da güvenerek sürekli Rus çoğunluğu rahatsız edecek davranışlarda bulunmuştur…  2021 sonu ve 2022 başında Ukrayna NATO’ya üye olma isteğini belirtip ABD’den de destek alınca Putin’in saldırıya geçmesi kaçınılmazdı. Nitekim de bu saldırının neredeyse saat ve saniyesine kadar ne zaman başlayacağı en az bir ay evvelinden ABD ve AB kaynakları tarafından bilinmekteydi…

Geniş çapta bir saldırı başladı. Safahatı her gün takip ediyorsunuz. Artık sadece iki tarafın masaya oturmalarını ümit etmekten başka çare kalmadı. Ve sonuçta: iki yöneticinin kıyaslanmasını ve değerlendirmesini size bırakıyorum…

o-o-o

MÜHİM NOT: İtalik harflerle yazılı paragraflar Voltaire’in kendi kitaplarından alınmıştır. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR