Uyumak

Avram VENTURA Köşe Yazısı
7 Haziran 2022 Salı

Çok uyuyanlardan değilim, çocukluğumdan bu yana da hiç olmadım; ama ilerleyen yaşımla birlikte, uykum da ister istemez bölünüyor, eksiliyor. Son zamanlarda uzun saatler yatakta kalmak bir yana, uyuduğum süre sınırlı da olsa, dinlenmiş olarak kalkmak benim için daha önemli oluyor. Kuşkusuz hepimiz için zorunluluk ve alışkanlıklar kadar, yaşanan günlük sorunların, nedenli ya da nedensiz kaygıların, geçirdiğimiz uyku süresinde etkili olduğunu düşünüyorum.

Pessoa, ‘Huzursuzluğun Kitabı’nda hayatta uyuyabilmekten daha büyük bir zevk tanımadığını söyledikten sonra şu sözleri ekler: “Uyurken hayat ve sanat tamamen hükümsüz kalır, varlıklardan, insanlardan tamamen uzaklaşırsınız, hatırasız, yanılsamasız bir gecedir uyku - nihayet, geçmişin de, geleceğin de olmayışıdır…”

Uykudan yana bir sorunu olmayan elbette ki bilemez; oysa başını yastığa koyup kaygılardan uzak, yeterince kesintisiz uyumak, aslında büyük bir mutluluk! Omuzlarında geçmişten bu yana biriken yüklerini, çoğalan yorgunlukları, çözümlenmeyi bekleyen konuları, her tür anlaşmazlıkları tümüyle geride bırakarak, gün doğumunda yeniden uyanmak! Hangimiz istemez ki, ama bunu her zaman başardığımızı söyleyemeyiz. Gündüz yaşadığımız sorunlar yetmiyormuş gibi, gece boyunca düşlerle boğuşmak yok mu, dinlenmek bir yana, bazen yattığımızdan daha yorgun kalkabiliyoruz.

Uykusuzluk çok kimsenin sorunu, ancak geceyi iki-üç saatlik uykuyla geçiren ve bundan hiçbir rahatsızlık duymayan üç yakın tanıdığım var. Yaşam düzenini bu uyku süresine göre kurmuşlar ve başkalarına göre artırdıkları bu zamanda, farklı alanlarda kendilerini geliştirmişler; ancak bu arkadaşlar konumuzun dışında.

Sorun olan, doğal olarak gereksinimi olup da uyuyamayanlar!

Bir keşişe Zen felsefesinin ne olduğunu sormuşlar. “Çok basit” diye yanıtlamış. “Acıkınca yemek yiyorum, uykum gelince uyuyorum.”

İlk anda çok yalın gibi görünen bu yanıtın, düşünüldüğünde ne kadar önemli bir iletiyi barındırdığını görebiliriz. Nitekim Zen felsefesinin temel anlayışlarından biri olarak şu örneği verirler:

“Ne yapıyorsan ona odaklan ve yalnızca onu yap; yemek yiyorsan yalnızca yemek ye, sohbet ediyorsan da sadece sohbet et. O zaman, hem yediğin yemeği farkındalıkla yemiş olmaktan dolayı büyük bir zevk, hem de ettiğin sohbetten büyük bir verim alırsın...”

Ünlü Fransız yazarı Louis-Ferdinand Céline, mutsuz olduğunu söyleyen birine hemen inanmamamızı, ona uyku uyuyup uyuyamadığını sormamızı söyler. Alacağımız yanıt “evet” ise her şey yolunda demektir.

Nietzsche de uyumanın sanıldığı kadar kolay bir iş olmadığını, onun uğruna bütün gün uyanık kalmamız gerektiğini söyler.

Kuşku yok ki bu tür konularda herkesin sorunu kendine… Ancak düzenli bir uykunun, üzerimizdeki olumlu etkileri hiçbir şekilde yadsınamaz.

Başta sağlık olmak üzere, uykunun yaşantımızda ne denli önemli ve gerekli olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna düşünsel açıdan baktığımızda, bu eylemsiz geçen uyku süresinin, hayatı olduğu kadar, ölümü de içinde barındırdığı, zaman zaman aklımıza geliyor. Belki de her gün doğumunu, kendimiz için de bir yeniden doğuş olarak görebildiğimizde, hayata farklı bir anlam katabileceğimizi düşünüyorum.

 

Etiketler:

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR