Dünyada yeni gündem: Modern arz yönlü ekonomi

Prof. Dr. Burak ARZOVA Köşe Yazısı
26 Ocak 2022 Çarşamba

Dünya Ekonomik Forumunun Davos toplantıları her zaman çok ses getirir. Ekonomi çevrelerinde tartışılan konuların pek çoğu ilk defa Davos toplantılarında kamuoyunun ilgisine sunulur.

17 – 21 Ocak 2022 tarihleri arasında düzenlenen bu yılki toplantılarda hükümet, sivil toplum örgütleri ve iş dünyasından lider, öncü kişiler COVID-19 pandemisinin seyrinden küresel ticarete ve güven ortamı oluşturulmasından iklim değişikliğine kadar pek çok konu ele alındı.

Ancak toplantıların kapanış günü olan 21 Ocak’ta ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’ın konuşması bence hem toplantının son gününe damga vurdu hem de bundan sonra çokça konuşacağımız yeni bir ekonomik modele bizleri taşıdı.

Bu yeni ekonomik modelin adı Modern Arz Yönlü Ekonomi.

Yellen, Dünya Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmada, Biden yönetiminin yaklaşımının, vergi indirimleri ve kuralsızlaştırma yoluyla ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlayan geleneksel arz yönlü ekonomiden ayrıştığını söyledi.

Yellen konuşmasında, Kasım 2021’de yasalaşan iki taraflı bir altyapı yasa tasarısına ve Başkan Biden'ın çocuk bakımı ve ücretli aile izni gibi sosyal programlar önerisine ve yönetimin ekonomi politikasına yaklaşımının örnekleri olarak iklim değişikliği girişimlerine işaret etti.

Yellen, Biden yönetiminin işgücü arzı ve kamu altyapısı gibi konulara odaklanarak ABD'nin ekonomik kapasitesini artırmayı hedeflediğini söyledi.

Janet Yellen, uygulanacak yeni ekonomik modeli Modern Arz Yönlü Ekonomi olarak tanımladı.

Peki nedir bu modern arz yönlü ekonomi diye anlamaya çalışmadan önce, bence arz yönlü ekonominin ne olduğuna bakmakta fayda var.

Arz yanlı ekonomi, uzun vadeli toplam arzı teşvik etmek için maliye politikasının kullanımını teşvik eden bir düşünce okulu aslında. Arz yanlı ekonomistler, insanları daha fazla çalışmaya sevk etmek veya daha fazla kişiyi çalışmaya teşvik etmek için vergi oranlarının düşürülmesini, bunların yanında sermaye birikiminin artırılmasını savunurlar. Kuralsızlaştırma arz yönlü ekonominin en önemli bileşenlerinden biridir.

Arz yanlı ekonomistlere göre ekonomik denge ve istikrarın sağlanmasında üretimin artırılması esastır. Bu yolla refah artışı sağlanacağını savunurlar.  

Arz yanlı ekonomi ABD’nin 40. Başkanı Ronald Reagan döneminde uygulanmış ve hatta uygulanan politikalar Reaganomics olarak adlandırılmıştı. Bu ekonominin fikir babası ise Arthur B. Laffer’di. Laffer’in Arz Yönlü Ekonomi isimli makalesinin orijinaline (Arthur B. Laffer (1981) Supply-Side Economics, Financial Analysts Journal, 37:5, 29-43) DOI: 10.2469/faj.v37.n5.29 adresinden ulaşabilirsiniz.

Reaganomics ABD’de, New Deal'den bu yana herhangi bir yönetimin ABD ekonomi politikasının gidişatını değiştirmeye yönelik en ciddi politika olarak da görülmüştü.

Reagan'ın 1981 Ekonomik İyileşme Programının dört ana politika hedefi vardı:

1-Hükümet harcamalarının büyümesini azaltmak,

2-Hem emek hem de sermayeden elde edilen gelir üzerindeki marjinal vergi oranlarını azaltmak,

3-Kamusal Regülasyonları azaltmak ve

4-Para arzının büyümesini kontrol ederek enflasyonu azaltmak.

 

Bu büyük politika değişikliklerinin sırasıyla tasarruf ve yatırımı artırması, ekonomik büyümeyi artırması, bütçeyi dengelemesi, sağlıklı mali piyasaları yeniden tesis etmesi ve enflasyon ve faiz oranlarını düşürmesi bekleniyordu.

Başkan Reagan, 1981'de arz yönlü etkileri temelinde vergi indirimlerini savundu. 1980'lerin başında artan savunma harcamaları ile birleştiğinde, Reagan yönetimindeki maliye politikası hem tüketimi hem de yatırımı artırarak toplam talebi önemli ölçüde canlandırdı. Düşen enflasyon ve hızlanan büyüme, bu dönemde arz yönlü faktörlerin de etkili olabileceğini gösterdi.  

Ancak Yellen bence tarihi konuşmasında, “Yeni yaklaşımımız, büyümeyi artırmak için başarısız bir strateji olarak gördüğüm eski arz yönlü ekonomiden çok daha umut verici” diyerek kendi ekonomi politikaları geleneksel arz yönlü politikadan ayrıştırdı.

“Modern arz yönlü ekonomi hem işgücü arzını artırarak hem de eşitsizliği ve çevresel zararı azaltırken üretkenliği artırarak ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlıyor” diyerek modern arz yönlü politikaların eşitsizliği azaltacağı ve çevresel faktörleri dikkate alacağı yönünde vurgulamalarda bulundu.

“Sermaye üzerindeki önemli vergi indirimleri vaat edilen kazanımlara ulaşmadı ve kuralsızlaştırmanın genel olarak ve çevre politikaları açısından benzer şekilde kötü bir sicili var” diyerek de geleneksel arz yönlü politikaları eleştirdi.

Yellen’ın açıklamalarından yola çıkarak Modern Arz Yönlü Ekonomik Modelin üç ayağı olduğunu öğrendik. Bunlar;

  1. Potansiyel ekonomik büyümeyi artırmak için ABD'nin işgücü arzını genişletmesi gerekiyor. Biden yönetimi bunu çocuk bakımına ve sağlık, eğitim ve iklim planının diğer bölümlerine genişletilmiş erişim yoluyla yapmaya çalışacakmış,
  2. Biden yönetimi emek verimliliğini artırmayı hedefliyor. Yellen’a göre, önceki üretkenlik iyileştirmeleri teknolojik değişimden kaynaklandı ancak eşitsizliğin artmasına neden oldu. Biden yönetimine göre, eşitsizliği artırmadan verimliliği artırmanın yolları olarak eğitim ve altyapı harcamalarının artırılması gerekiyor. Bununla birlikte altyapı tasarısıyla finanse edilen projelerin iklim değişikliğini ele alarak sürdürülebilir büyümeyi desteklemesi ve yoksullar üzerinde orantısız bir etkisi olan aşırı hava olaylarını hafifletmesi gerekiyor.
  3. Ülkelerin, uluslararası şirketlerin artan rekabet nedeniyle rekabet avantajı elde etmek veya üretim maliyetlerini düşürmek için üretilen mamul kalitesinden feragat etmesi ya da rasyonel ekonomik karar alamaması anlamına gelen ‘dibe doğru yarış’ zihniyetinden kaçınmak için vergilendirme planlarının dünya çapında eşitlenmesi.

Özellikle üçüncü madde çok tanıdık gelmiştir sanırım sizlere de. Çünkü Biden yönetimi, küresel asgari %15'lik bir küresel kurumlar vergisi belirleyecek uluslararası bir vergi anlaşması uygulaması üzerinde uzun zamandır çalışmıştı. Ekim 2021’de, 136 ülke, büyük şirketlerin daha adil bir vergi payı ödemesini sağlamak için tarihi bir anlaşmaya imza attı. En az %15'lik bir kurumlar vergisi oranı ve kazanıldıkları yerde daha adil bir vergilendirme karı sistemi uygulamayı kabul ettiler.

İçeride de en son haliyle adının Türkiye Ekonomik Modeli olduğunu öğrendiğimiz bir ekonomik modeli tanımaya, anlamaya çalışıyoruz.

Sonraki haftalarda da bizim modeli inceleriz.

Herkese sağlıklı ve mutlu günler diliyorum…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR