Başarı başkalarıyla beraber yaşanır

Yankı YAZGAN Köşe Yazısı
10 Şubat 2021 Çarşamba

Bu başlığı seçerken, eski bölüm başkanlarından Donald Cohen’in ölümünden sonra yayımlanan kitaplarından birisinden esinlendim. Bunun tek bir nedeni var: Sosyal ve duygusal gelişim olmadığında diğer yeteneklerimiz, özelliklerimiz ve parlaklıklarımız bizi mutlu ya da başarılı kılmıyor. Pandemi dönemi başkalarına olan ihtiyacımızı bize bir kez daha hatırlattı.

Çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi ifadesini sıkça duymaktasınız, ama bu kavram ne demektir, bir kez daha açmakta yarar var. Anlamlı insan ilişkileri kurmak ve doyurucu bir yaşam sürdürebilmek için gereken becerilerin kazanılması süreci sosyal duygusal gelişimin belkemiğidir. Bu beceriler önce anne-baba ve hayatımızdaki diğer önemli yetişkinlerle ilişkilerin parçası olarak, daha sonra arkadaşlarla ve okul gibi kurumsal yapılardaki ilişkilerin çerçevesinde geliştirilir.

Sosyal ve duygusal gelişim sürecinde kazanılan beceriler başlıca odaklanma, kontrol, esneklik ve planlama, yaşamın zorluklarıyla, stresle başa çıkabilme ve empati, iletişim ve işbirliği olarak sıralanabilir.

Sosyal duygusal gelişimin önemini açıkça gösteren ortamlar içinde özellikle üstün yetenekli olarak tanımlanan çocuklar dikkat çeker. Zira üstün yetenekli çocukların sosyal-duygusal gelişimleri, zihinsel gelişimleriyle eş zamanlı gelişim gösterememektedir. Daha doğrudan bir biçimde söylersek, parlak zihinsel özelliklerde olmak empati, odaklanma ya da strese dayanıklılık gibi özellikler ile beraber olmadığında kişiyi mutlu ya da başarılı kılmaya yetmemektedir.

Özel yetenekli çocuklara ve velilerine yardımcı olabilmek amacıyla İstanbul ARGEM Lisesi rehberlik ve psikolojik danışma servisi tarafından düzenlenen bir veli akademisinde ‘üstün’ olarak tanımlanan çocukların sosyal duygusal gelişim ihtiyaçlarından giderek ‘duygusal zeka’nın hayatımızdaki yerini bir kez daha anlattım. Psikolog Rayka Zavaro bu konferanstan aldığı notları paylaşmak için bu ayki köşeme ortak oldu.

 

Özel ya da Üstün Yetenekli Bireylerde Sosyal Duygusal Gelişim / Rayka Zavaro’nun notlarından:

Dr. Yankı Yazgan’ın konuk olduğu ve okul psikolojik danışmanı Kl. Psk. Sefa Mandıralı’nın moderatörlüğünü yaptığı webinar’da sosyal-duygusal gelişim konusu işlendi ve özel yetenekli bireylerin günlük hayatta karşılaşabilecekleri zorluklardan, yapılabileceklerden ve bu sorunların kaynaklarından bahsedildi. Burada önemli noktalardan biri, bu sorunlardan bahsedilmesinin çocukların bu sorunları yaşayacağı anlamına gelmediğinin farkına varılmasıdır. Yazının kalanında webinar’da aldığım notlara dayanarak parlak öğrencilere yaklaşımda temel alınacak hususları özetleyeceğim.

Sosyal-duygusal gelişim olgunlaşmayla insana özgü becerilerinin kazanılması için önemlidir ve bu gelişimin tamamlanamamış veya eksik olması çocukların insan olma (bir tür ‘adam olma’ olarak okunmalı) yönündeki adımlarının tamamlanamamış olduğunu gösterir. Özel yetenekli bireylerin akademik performans açısından ortalamanın üstünde olduğu biliniyor; fakat bu durum yarışmacı ve toplu bir eğitim sisteminde gelişimi engelleyici olabiliyor. Öğrencilerden şampiyonluk beklenen bir eğitim sistemi, onları yalnızca bir kişinin kazandığı ve diğerlerinin kaybettiği, başkasının üstüne basarak yükselmenin mümkün olduğu bir durumla karşı karşıya bırakır. Bu sistemde, kırılgan ve duygularını yönetemeyen çocuklar için ellerinden geleni yapıp bazı durumlarda istedikleri başarıyı elde edememek ve kaybetme-kazanma ikileminde kalmak çok yıpratıcı olabiliyor. Bu nedenle özel yetenekli bireylerde sosyal-duygusal becerileri geliştirmeyi hedeflemek, onların kazanmaya olan bakışlarını değiştirmeye yardımcı olabilir.

Özel yetenekli bireylerde mükemmeliyetçilik oldukça sık görülen bir kişilik özelliğidir ve bu özellik eksik bir bilgi olduğunda beynin aradaki farkın az olmasından dolayı o bilgiyi yok sayması olarak tanımlanabilir. Mükemmeliyetçilik tolerans gösterilemeyen bir eksiklik duygusu gibidir ve birey eksiklikten kaçınmak için eylemsizliğe, azımsamaya veya kaçınmaya başvurur. Bu kişilik özelliğini olumlu ve olumsuz mükemmeliyetçilik olarak ikiye ayırmak doğru olur. Olumsuz mükemmeliyetçiliğin küçük hatalara aşırı tepkiler vermek, başkalarının mükemmel olmayan fikirlerine karşı tahammülsüzlük ve ertelemek gibi sonuçları vardır. Üstün yetenekli çocuklarla yapılan çalışmalar, olumsuz mükemmeliyetçiliğin benlik saygısında azalmaya, anksiyete ve stres düzeyinde artışa, depresyona, intihara ve olumsuz davranışlara neden olduğunu göstermiştir. Webinar’da üstün yetenekli bireylerin hayatlarını büyük ölçüde etkileyebilecek olan bu kişilik özelliğine de değinildi ve neler yapılabileceğinden bahsedildi. Örneğin, sosyal-duygusal gelişim, karşıdakinin bize ne vermek istediğini anlamayı da kapsadığından bu becerileri geliştirmek özel yetenekli bireylerin doğasında olan eksiğe tahammülsüzlük, eksiklik karşısında bir şeyi direkt reddetmek ve mükemmeliyetçilik gibi konularda yardımcı olabilir. Öğretmen bir soru sorduğunda, onun aklından ne geçtiğini düşünebilen ve ne beklediğini bilen öğrenciler, o soruya neyin yeteceğini bilebilirler. Özel yetenekli çocuklara sosyal-duygusal gelişim becerilerinin kazandırılmasının yollarından biri bu becerileri ortada bir problem henüz yokken öğretmektir. Bu kazanım, gelişimin önemli bir parçası olan zorunluluğu, değişik faaliyetlerle bazı zor durumları yapay ve kontrollü olarak yaşadıklarında sağlanabilir.

Özel yetenekli bireylerin mükemmeliyetçilikleri veya zihinsel gelişimle eş zamanda gelişmeyen sosyal-duygusal becerileri gibi kendilerine özgü olan özellikleri vardır. Bu özelliklerin getirdikleri dezavantajların farkına varmak onlara yardımcı olmayı kolaylaştıracaktır. Örneğin, parlak olarak tanımlanan çocuklarda bir şeyleri kaçırıyor olma duygusuna ve bu fırsatın bir daha elde edilemeyeceği inancına oldukça sık rastlanır. Bu inancın oluşumunda ailenin önemli bir rolü vardır. Çok küçük yaşlardan itibaren çocuklar bir şeyi kaçırdığında yenisinin gelebileceğine olan inançlarını sağlamak çok önemlidir. Ergenlik, beyin gelişimindeki fırsatlar açısından ikinci bir bebekliktir. Bu nedenle ergenlikte sağlanan destek ve sosyal-duygusal gelişime verilen önem, çocukların bebekliklerinde kaçırdıklarını elde edebilme şansını sağlamaktadır. Son olarak üstün yetenekli çocuklarla karşılaşan anne-baba ve eğitimciler, parlak çocukların başkalarını anlamakta zorluk yaşayabildiklerini, kapasiteleri ölçüsünde olgun olmayabileceklerini ve olgunlaşma sürecinin sürmekte olduğunu hatırlamalıdır.

Bu webinar özel yetenekli bireylerin sahip oldukları özellikler, bu özelliklerin onların hayatındaki etkileri ve bu etkilerle başa çıkabilme yöntemleri hakkında anne babalar için aydınlatıcı bilgiler taşımaktaydı. Bu bilgilerden yola çıkarak, özel yetenekli bireylerin özelliklerinin onların hayatının akademik alanla sınırlı kalmayan ve her alana yayılan büyük rol oynadığı sonucuna varılabilir. Bu etkilerin bir kısmının pozitif yanları olsa da, analitik zekanın sosyal-duygusal gelişimle eş zamanlı gelişmemesi, olumsuz mükemmeliyetçilik ve karşıdakini anlamakta zorluk çekmek gibi negatif yanları olabilir. Bu negatif etkilerin fark edilmesi, özel yetenekli bireylere sosyal-duygusal becerilerin kazandırılması, onların hayatında büyük bir değişim yaratarak ileride karşılaşabilecekleri akademik, sosyal veya psikolojik sorunları en aza indirebilir. Dolayısıyla, üstün yetenekli bireylerin okulları, ebeveynleri ve sosyal çevrelerinin bu özellikler ve sonuçları hakkında bilgi sahibi olmaları, iş birliği halinde bu bireylere destek sağlamaları ve okul yönetmeliklerin sosyal-duygusal gelişim becerilerinin kazandırılması için faaliyetler yürütmesi büyük önem taşımaktadır. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün