Coşkuda yaşamak için 7 araç*

“Farkında isen, yakalayansın nasibini farkında değilsen, yakalanan”

Dalia MAYA Köşe Yazısı
8 Temmuz 2020 Çarşamba

Artık hepimiz biliyoruz. Yaşam başımıza gelenden çok onunla ne yaptığımıza göre şekilleniyor. Aynı anda aynı duruma iki kişi birbirine tamamen zıt olabilecek denli farklı tepkiler verebiliyor. Bu tepkiler de yaşamın sonraki anlarını yaratıyor. Biri olana olumsuz ya da endişeli bir pencerenin ardından bakarken beriki coşku ve heyecanla karşılayabiliyor. Çünkü olan değil olana bakışımızla şekilleniyor hayatlarımız. Dışarıdan değil, içeriden yaratılıyor gün. Her sabah daha henüz güne ilk selamımızı verirken, karar veriyoruz o günü nasıl geçirmek istediğimize. Pembe gözlüklerin ardından bakmak değil sözünü ettiğim, çok sık karşılaştığım üzere “hayata pozitif bakış açısı” hiç değil. Çünkü pembe gözlüklerin camları kırılmayagörsün, daha mutsuz, daha umutsuz bir hale düşüyor insan. Yapılan çalışmalar hayata sürekli bir pozitif bakışın günü kurtarmanın ötesinde insana bir faydası olmadığını gösteriyor,  tam tersine olanı yok sayıp her şeyin bir gün güzel olacağını var sayan bir pozitif bakış açısının uzun vadede daha derin bir mutsuzluk ve umutsuzluk getirdiği saptanmış. Benim sözünü ettiğim, olan her neyse, ona tarafsız ve yargı koymayan perspektiften bakabilmek. “Olan sadece olduğu gibidir, ne iyidir ne kötüdür” diye bakabilmek. “Hayat sadece olduğu gibidir” diyebilmek. Olanı olduğu gibi ve yargısız görüp onunla ne yapacağına karar vermek. 

  1. YA ŞİMDİ, NE OLACAK?
    Hayat tam da bu noktada yön değiştiriyor. Bizler genellikle değerlendirmelerimizi yapar davranışlarımızı belirlerken beynimizi olumsuz kurgu yapmaya eğitmişiz. Olabilecek en kötü senaryoyu yazmayı öğrenmişiz. Oysa beynimiz tam bir bilgisayar gibidir, ona hangi yazılımı yüklerseniz o da size o yazılıma uygun çıktıyı veriyor. Bu da demek oluyor ki, yazılımı değiştirmek ve olumsuz kurgu yerine beynimizi olumlu kurgu için çalıştırmak da mümkün. Olumlu kurgu yapmaya alışmak bizi kurban olma bilincinden yaratıcı yaşama yönlendiren en önemli adımlardan biri. Atalet, endişe ve korkuda yaşamak yerine coşku ve heyecanda yaşamayı sağlayan ilk adım. “Ya şimdi, ne olacak?” sorusuna olumsuz cevaplar vermek yerine, olacağı heyecanla beklenen bir sürpriz gibi almak mümkün.  Hem zaten çoğu zaman soruyu sorup öylece havada asılı bırakmak, aklımıza gelebilecek herhangi bir cevaptan daha heyecan verici olabiliyor. Soru havada asılı kaldığında, kendinizi bakıp görmeye eğitiyorsunuz, hangi sürprizlerle karşılaşacağım acaba sorusu yaşam coşkusu ile dolmanın önemli adımlarından biri.
  2. GECEYİ GÜZEL BİTİRMEK
    Güne güzel başlamak için geceyi güzel bitirmek. Hepimiz deneyimlemişizdir. Gece hangi ruh halinde uykuya dalarsak sabaha onun etkisinde uyanıyoruz. O zaman geceyi neden bizi neşelendirecek bir düşünce ya da müzikle bitirmeyelim? Bu her zaman içimizden gelmeyebilir. Ama kendimizi ne kadar alıştırırsak işimiz o kadar kolaylaşır. Sizi endişelendiren, korkutan, hüzünlendiren haber ve programları gece izlememeye bakın mesela. Hatta daha da öteye geçin, uyumadan evvel sizi neşelendiren, keyiflendiren bir müzik ya da film, bir düşünce, bir sevgi sözü ertesi sabaha güzel başlama şansınızı mutlaka arttıracaktır.
  3. SABAHA GÜLÜMSEMEK. 
    Şükürle uyanmak. Yine de keyfiniz kaçık mı uyandınız? Açın pencerenizi, derin bir nefes alın. Pencerenin dışındaki hayatı izleyin. Nefes nefes çekin çekin kuşların tasasız cıvıltılarını içinize, her derin nefeste, şükrederek.  Göreceksiniz güne şükürle başlamak, günün gidişatını illa ki değiştiriyor.
  4. HAZIRIM
    Her şükürle birlikte “hazırım” diyebilmek, “Güne güzel başlıyorum ve hazırım. Bu hayat oyunun bu aşamasında karşıma gelecek sürprizlerle oynamaya hazırım” diyebilmek. Her an bir seçim yapıyoruz aslında. Yaşamı heyecanla karşılamayı seçmek ve açık olmak, coşkuyu besleyen bir hal.
  5. YEDİKLERİNİZE DİKKAT ETMEK
    Yediklerimiz enerjimizi doğrudan etkiliyor. Kişi ne yerse o olur derler ya. Gerçekten öyle oluyor. Enerjinizi yüksek tutan temiz, adil, sağlıklı gıdalarla beslenin. Hatta bir pencere önünde, balkonunuzda ya da varsa bahçenizde, tükettiğiniz gıdaların bir kısmını kendiniz yetiştirin. Toprağa dokunsun eliniz, konuşun çiçekleriniz ve bitkilerinizle, şarkılar söyleyin onlara. Her sabah bir şarkı. Söylediğiniz şarkıya göre enerjinizin de değiştiğini fark edeceksiniz.
  6. HAREKET EDİN
    Yürüyüş yapın, doğaya çıkın, denize gidin... Harcayın enerjinizi. Çünkü harcadıkça kendi kendini besleyen bir dinamo olduğunuzu fark edeceksiniz. Kendinizi çok zorlamadan harcadıkça, daha fazlası besleyecek sizi.
    1. AŞK OLUN. Sevin, sarılın her şeye rağmen, aşık olun. İnsana, hayvana, bir sanat eserine, bir çiçeğe, hayata aşık olun. Üretin, aşkla üretin, sizi heyecanlandıran ne varsa, üretin. -meli, -malı ekleri ile kurmayın cümlelerinizi, -meli, -malı ekleriyle doldurmayın günlerinizi. Aşkla doldurun. Hatta daha da güzeli aşk olun. Aşkın kendisi olun.   

İşte o zaman sokakta, mahallenizde ya da yabancı bir köşesinde şehrin enerjinizin çevrenize yayıldığını hissedeceksiniz. Göreceksiniz, insanlar da hissedecekler. Sizdeki farkı hissedecekler. Enerjiniz, yaşam coşkunuz dalga dalga yayılacak. Daha çok gülümsenen, daha çok gülünen, daha çok kahkaha atılan bir ortam oluşacak etrafınızda. Daha çok muhabbet kutsayacak yaşamınızı. Öyle bir kutsama ki, çoğalarak coşku olacak dönecek size. 

 

 

* Daha birçok araç sıralayabilirdim; bu yazı içi ben bunları seçtim. Siz de kendinize uygun olarak kendi seçimlerinizi belirleyebilir, hatta yorum olarak yazımın altına ekleyebilirsiniz. Öyle ya, coşku paylaştıkça yaşam çoğalır.