II. KATERİNA - Kadınlar Günü ardından…

Sami AJİ Köşe Yazısı
18 Mart 2020 Çarşamba

Rusların en uzun hüküm süren kraliçesi, hatırlayacağınız üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız ve beraberindeki heyetin Moskova’yı 5 Mart tarihindeki ziyaretleri esnasında gündeme düşmüştü. Ertesi gün ve takip eden günlerde, gerek yazılı basında gerekse sosyal medyada yerli yersiz yorum, görüntü ve haberler yayınlanmıştı.

Aslında, gerçekten sıra dışı bir hükümdar olan Çariçe’nin 8 Mart Kadınlar Günü münasebetiyle, olağan üstü kadınlar sınıfında anılması ve gösterilmesi gerekirdi. 

Dilerseniz, lise yıllarımdan aklımda kalan ve hiç unutmadığım, kraliçenin mizacını da çok iyi belirten, bir fıkra ile başlayayım:

“Katerina, sarayın penceresinden biraz fazla sarkarak bahçeyi seyrediyordu; o sırada koridordan geçen bir asker, onu saray hizmetçilerden biri sanarak esaslı bir çimdik atar. Kraliçe hızla geri döner dönmez, asker donar kalır; çaresizdir. Derhal diz çöker ve ağzından şu sözler dökülür: ‘Çariçem, eğer kalbiniz poponuz kadar sertse ben ölmüş sayılabilirim.’

Kraliçe askeri kaldırır ve gülümseyerek:  ‘Asker, iltifatına teşekkür ederim. Gidebilirsin’ der ve gönderir.”

Alman kökenli bir prenses olan imparatoriçenin asıl adı Sophie Friederike Auguste von Anhalt-Zerbst-Dombourg’dur. (Aklınızda tutabilirseniz aferin. Bu yüzden arkadaşları ve yakınları onu ‘Fike’ diye çağırırdı).

Eğitimini Fransız mürebbiye ve özel öğretmenlerinden almıştır. Bu yüzden Fransız kültür ve medeniyetinin sürekli hayranı ve takipçisi olmuştur.

16 yaşındayken (yıl 1745) devrin asil aileleri arasındaki anlaşmalar sonucu, geleceğin Rus çarı Prens Peter ile evlendirilmiştir. Ne Peter ne de Katerina bu zoraki ve siyasi evlilikten asla memnun olmamışlar ve daha ilk günlerinden itibaren birbirlerini aldatmaya başlamışlardı1.

1762 yılında annesi, Çariçe Elizabeth vefat edince, Prens Peter, III. Petro unvanıyla Rusya tacını giydi.

Ancak saltanatı sadece 6 ay sürdü. Ondan nefret eden Katerina, aynı yılın 8 Temmuz’unu 9 Temmuz’a bağlayan gece bir saray darbesi ile kocasını tahtını terk etmeye mecbur bırakmış ve ona feragat belgesini imzalatmıştı. Bununla da yetinmeyerek 17 Temmuz’da kocasını, sevgilisi Grigory Orlov’ a boğdurtmuştu. Resmi kayıtlarda şiddetli bir hemoroit krizi sonucu öldüğü yazılır. (Tanrı erkek milletini korusun.)

Artık rakipsiz kalan Katerina 22 Eylül 1762 tarihinde görkemli bir törenle Moskova Katedralinde, tüm Rusya'nın İmparatoriçesi sıfatıyla tahta oturur ve tacını giyer. (Bu tacın özel olarak onun için ve Bizans imparatorlarının taçlarından örnek alınarak imal edildiğini ayrıca belirtelim.)

Saltanatı süresince Rusya’yı çağdaş ve Avrupa’nın büyük gücü haline getirmek için muazzam çalışmalar yaptı. Mali reformlardan başlayarak, askeri, ilmi ve sanat alanlarında başardığı yenilikler gerçekten şaşırtıcıdır. Zekâsı ve olağanüstü ikna kabiliyeti ile Batı’dan en ünlü mühendisleri, tıp uzmanlarını, matematikçileri ve sanatkârları ülkesine çağırmış ve çeşitli alanlarda yepyeni üniversiteler, büyük kütüphaneler, müzeler ve yüksek teknik okulları açarak, ülkesinin eğitim seviyesini en üst seviyelere çıkarmıştı2.

Tarımı da ihmal etmedi. Almanya’dan davet ettiği uzman çiftçileri Volga boylarına yerleştirerek, buğday başta olmak üzere, tüm tahıl ürünlerinin istihsalini arttırarak Rusya’yı ilk defa ihracatçı konumuna getirdi.

Askeri yönden başlıca ideali Karadeniz’in mutlak hâkimi olmak ve sıcak denizlere inmekti. Dolayısıyla, hedef Osmanlı idi. Nitekim 1768 ve 1774 yılları arasında yapılan tüm muharebeler ve daha sonra 1787-1792 yılları arasında yer alan Osmanlı-Rus Harbi aleyhimize büyük felaketlerle son bulmuştur. Bu mağlubiyetlerde, Osmanlı’nın en büyük şansızlığı, Rus Ordularının başındaki generallerdir: Potyomkin, Orlov, Rumyantsev, Suvarov, Uşakov, bugün dahi gelmiş geçmiş en büyük askerî dehalar arasında sayılmaktalar. İşin ilginç yanı bu generallerin hemen hepsinin muhtelif dönemlerde 2.Katerina’nın ‘sevgilileri’ arasında yer almaları3. (Çariçe’nin adam seçme uzmanlığına şapka çıkartmak gerekmez mi?)

Bu yoğun çalışma içinde İmparatoriçe eğlenmeye da vakit ayırabiliyor. Hep kaybettiği halde büyük kumarbazdı. Bilardoyu ise büyük usta seviyesinde oynayabiliyordu. Yakınlarından bugüne intikal eden hatırata göre ise gece programları daha ilginç: Pazartesi Fransızca bir komedi, salı Rusça bir komedi, çarşamba bir trajedi, perşembe bir opera izlenecek. Hafta sonları ise bir maskeli balo tertip ediliyor…

34 yıllık saltanatının sonuna yaklaştığında, yakın çevresine büyük tevazuu ile şöyle der: “Mükemmel olmamalarına rağmen, yaptıklarımın değerlendirmesini gelecek nesillere bırakıyorum.”

Bugünkü nesiller dahi, onu ‘Büyük Katerina’ ve onun hüküm sürdüğü dönemi Rusya’nın altın çağı olarak değerlendirmekte.

 

 

1 Bazı kaynaklara göre, Katerina’dan sonra tahta geçen oğlu Çar I.Paul, genç bir subay olan sevgilisi Saltykov’la, ilişkisinin ürünüdür.

2 Birkaç isim vermek gerekirse, filozoflar Diderot, d’Alembert, ekonomist Arthur Young, Jacques Necker, fen ve matematik bilimcileri Leonard Euler, Peter Suon, Anders John Lexell. Özellikle Voltaire ile 15 yıl süren dostlukları hatta platonik aşkları, dillere destandır. Katerina Voltaire’in tüm kütüphanesini (7 binden fazla kitap ki çoğunda Voltaire’in kendi el yazısı ile ilave ettiği notlar vardır) varislerinden satın alarak, kendi sarayında ayırdığı özel bölüme yerleştirmiştir.

3 Sevgililerinin sayısını bilmek pek mümkün değil. Sadece yaşlandıkça, daha genç insanlara meyletmiş. Sonuncusu 22 yaşında imiş.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR