İnekler ve domuzlar…

Sami AJİ Köşe Yazısı
2 Ekim 2019 Çarşamba

Eğer gündemi takip etmiyorsanız, “Bu da nereden çıktı?” diyebilirsiniz.

Ancak haberleri izleyenlerinizin mutlaka hatırlayacağı gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız Hindistan’ın bazı bölgelerinde inek eti yiyen Müslümanlara karşı şiddetli saldırılar uygulandığını belirtmiş, buna karşılık ülkemizde domuz eti yemenin serbest olduğunu ve bu kişilere karşı herhangi bir tepkinin asla gösterilmediğine işaret etmişti.  

Hint inanışları ve mitolojisine göre, İnek, evrenin anasıdır. Bu yönüyle, insan anasını yiyemez ve ölünceye kadar ona bakmaya, onu korumaya da mecburdur. Yine Hintlilere göre, inek ‘Möö’ değil, ‘Maa’ diyormuş. (iki ülke arasında bu kadarcık şive farkı olsun artık…) Birçok Hint dillerinde bu hece, yani ‘Ma’, anne demekmiş (Hemen tüm Hint-Avrupa dillerinde anne kelimesi MA kökünden üretilmiştir. Mutter, mother, madre, maman gibi). Diğer bir deyimle, inek ağzını açtıkça “Ben sizin ananızım” demek istiyor.

Biraz daha gerçekçi olursak, inekler, verdikleri sütle ve sütten elde edilen yan ürünlerle, yöre halkının ana besin kaynağıdır. Dışkılarından (tıpkı yakın tarihlere bizde olduğu gibi) yakacak hatta inşaat malzemesi olarak faydalanılmaktadır. Hatta idrarının çeşitli faydaları olduğu ileri sürülerek, birçok alanlarda kullanıldığı tespit edilmiştir. (Bazı Hint aşiretlerinde içildiği de görülmüştür.)

Nihayet şehir kasaba ve köylerde serbestçe dolaşan inekler tüm Hint tanrılarını temsil etmekte ve bu şekilde her yeri ayrı ayrı kutsamaktalar. Halk da her ineğe, yanından geçerken dokunmakta sonra parmaklarını hafifçe öperek alnına götürmektedir…

Son olarak da ineklerin siyasi bir konu haline geldiğini görmekteyiz.  

Bilhassa 2014’ten beri, Hindistan’da, ineklerin korunmasına dair yasalar daha da güçlendirildi ve konu halka da yayılarak özellikle Müslüman çiftçilere ve kasaplara yönelik çok ciddi kışkırtmalar ortaya çıkmaya başladı. Hele iktidardaki parti, halkın dini inanışını resmen istismar ederek, milliyetçilik duygularını da kabartarak, daha fazla oy toplamak stratejisini izlemektedir. 

Hadi gelin de ineklere dokunun bakalım…  

Peki, domuzlarda durum nasıl?  

En sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Domuzlar da kutsaldır…

Dilerseniz, eski Mısır’dan başlayalım. Dişi domuzlar kesin bir dokunulmazlıktan yararlanıyorlardı. Çünkü bu hayvan tanrı Nut’un yeryüzündeki sembolü idi…

Eski Mısır’da domuzlar insanlara en yakın hayvanlar olarak kabul edilirdi. Bu yüzden tıpta yaygın bir kullanım sahası vardı. Dişleri, gözleri, kanı, yağı, bağırsakları hep hekimler tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılırlardı. (Malum olduğu üzere günümüzde de domuzun belli organları insan bedenlerine nakledilmektedir.) 

Mısır’da domuz eti avam tabakasınca tüketimi yaygındı. Ancak rahipler, tanrılar ve dolayısıyla, asillerin sofralarında yer alması düşünülemezdi. Kulunuza göre, bizim de Mısır’dan çıktığımızı da düşünerek domuz eti yasağını benimsememiz ve sonrasına bir dini kural haline getirmemiz doğaldır.

Belki şaşacaksınız ama domuzlarla halen, haşir neşir olan, yaşamlarını onlarla paylaşan bazı yerler de var. Örneğin Bahama Adalarından birinde (Mayor Clay Adası) domuzlar, tıpkı Hindistan’daki inekler gibi serbestçe dolaşmakta, plajlarında güneşlenmekte ve şahane berrak denizinde yüzmekte. Gerek yerli halkın gerekse turistlerin adeta en sevgili dostlarıdırlar. (Bu domuzların o adaya nasıl geldikleri halen bilinmemektedir.) 

Günümüzdeki gelişmelere bakarsak, domuz eti bugün kırmızı etler arasında en fazla yenilen çeşididir. Bu tüketimin yüzde 80’i Çin, ABD ve Avrupa Birliği tarafından gerçekleştirilmekte. Bilhassa Çin’in son 40 yıldaki domuz eti tüketiminde gözlenen artış dikkat çekicidir. 1975’te kişi başına 8 kilo yenirken bugün neredeyse 40 kiloyu bulmuş. Ancak kişi başına domuz eti tüketim rekorunu Japonya 65 kilo ile elinde bulundurmaktadır. (Yorumunu size bırakıyorum.)

Son olarak da, domuzun artık insanlığın geleceği için elzem bir hayvan olduğunun tüm tıp çevrelerince kabul edildiğini hatırlatmak isterim. Bir anlamda domuz, neredeyse tüm insan iç organlarının yedek parça deposu olarak görülmektedir. (Yeni başlayan kök hücreden organ üretme metotları ile yarışacak herhalde.)

Hal böyle ise bu hayvan da kutsal bir varlık değil de nedir?

Artık karar sizin. İsterseniz inek eti yiyin isterseniz domuz eti yiyin veya her ikisinden de uzak durun…

 

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR