Purim ve şeker…

Bu iki kelimeyi her sene mart ayı içinde mutlaka beraber kullanırız. O günlerde bizlere bir kan analizi yapsanız herhalde bütün limitleri aştığımızı görürsünüz. Düşünün, takriben 2600 yıl önce Pers İmparatorluğunda yaşayan atalarımızın, müthiş bir katliamdan mucizevi bir şekilde kurtulmalarını andığımız Purim Bayramında, envai çeşit şekerler, ayva tatlıları, baklava, aklınıza ne gelirse, hepsi çeşitli vesilelerle sunulur ve dostları darıltmamak uğruna bunları midenize indirirsiniz.

Sami AJİ Köşe Yazısı
20 Mart 2019 Çarşamba

Bu arada bol bol kırmızı şarap da içmek de şarttır. Hatta amiyane tabirle “çakır keyif derecesini aşacak derecede sarhoş oluncaya kadar içmeniz de hoş görülür…” (Sakın o akşam araba kullanmayın!) 

Niye?

 Cevabı gayet basit: ‘Damdaki Kemancı’ müzikalindeki ‘Tevye’ gibi, “Gelenek… Gelenek!” diye haykıra haykıra bayramımızı kutluyoruz.

Sadece gelenek mi dersiniz?

Asırlar boyunca şeker nadir bulunan, çok değerli ve pahalı, sadece çok üst seviyedeki kişilerin kullandıkları bir gıda idi. Gelir seviyeleri ne olursa olsun, insanlar ciddi bir fizikî hareket halinde idiler ve mutlaka bol enerjiye ihtiyaçları vardı. Bunu da karşılamanın en önemli yolu şeker tüketmekti.

Bu stratejik önemi yüzünden, Avrupa devletleri arasında sık sık şeker savaşları çıkardı… Bilhassa 18. yüzyılın başlarındaki ‘Veraset Savaşları’, aslında,  Karayip Denizlerindeki şeker üretim merkezlerini ve yollarını kontrol altına almak için yaratılan bahanelerdi.

Şeker taşıyan gemiler korsanların hedefi olurdu.

Alın size, kendi tarihimizden bir çarpıcı örnek (okuldaki tarih derslerinizi hatırlayın).

Napolyon, çevresindeki ilim adamlarından da aldığı görüşe dayanarak, Mısır’ı bir şeker üretim deposu haline getirme fikrini edinir. Zamanın Osmanlı Padişahı, Fransız hayranı ve Napolyon’la iyi ilişkileri olan III. Selim olmasına rağmen, ünlü komutan, bu gayeye de ulaşmak üzere, 1798’de Osmanlı toprağı olan Mısır’a çıkarma yapar. Ve en güzeli de, yerel halka kendini, Padişah tarafından görevlendirilmiş bir kişi olarak tanıtır1.

 Daha evvelki yazılarımın birinde de belirttiğim gibi 19. yüzyılın hemen başında İngiltere, yine Napolyon döneminde, Fransa’ya kıta ablukası uygulayarak, tüm Avrupa’nın şekersiz kalmasına yol açmıştı.

Ülkemizde ise, 1950’li yıllarda bile şeker bulmak bir sorundu. Kulunuz 11-12 yaşlarında iken şeker kuyruğuna girerdi. Evimizin karşısındaki bakkala bir çuval şeker geldiği zaman, mahalleli ayağa kalkar, herkes oraya üşüşürdü. Zavallı bakkal herkese eşit davranmak uğruna bazen kişi başına 250 grama kadar kese kâğıtlarını doldurur, çok çocuklu bildiği aile için de bir kiloya kadar çıkar, onların da hayır dualarını alırdı.

Şeker problemi, 1950 yılından sonra ülkemizin hemen her köşesinde açılan fabrikalara rağmen 1990 yılından sonra çözülmüş ve düzene girmiştir. Bugün, yapılan tüm ikazlar, tüketimi düşürücü tedbirlere karşın, şeker, ülkemiz ve belki de tüm Ortadoğu insanlarının başlıca enerji kaynağı olma görevini sürdürmektedir2.

Sizin anlayacağınız, şeker, yalnız geleneklerden değil,  insanlığın hafızasında, en az 3000 yıllık bir tarihten kaynaklanan acı tecrübelerle kazınmıştır3.

Son zamanlarda, şeker savaşları, devletlerarasında değil, tıp adamları ve diyet uzmanları arasında yaşanıyor. Şekere karşı olanlar ve şekerin kullanılmasına taraftar olanlar...

Uzmanlık alanım olmadığı için detaylara girmek istemiyorum. Ancak ‘Çikolata sevgilim’, başlıklı yazımda işaret etmiştim4; kakao ve şekerin muhteşem harmanlanmasından ortaya çıkan tabletlerin faydaları saymakla bitmiyor.

Kulunuza göre, bu savaşlar da uzlaşma ile bitecek: “Şekerin her türlüsünü az miktarda, sağlık durumunuza göre tüketin, aşırıya kaçmayın.”

Yazımın başına dönersek, Purim’in içindeyiz. Ardından da Pesah gelecek. Her iki bayramda da çok hareketli olmamız ve eğlenmemiz gerekiyor. Dolayısıyla epey enerjiye ihtiyacımız olacak. Bu yüzden size sunulan tatlıları reddetmeyin, tadına bakın, ama biraz da başkalarına bırakın.

PURİM ALEGRE!

 

1 Mısır bugün 2,5 milyon ton şeker üretmekte.

2 Türkiye’de günlük şeker tüketimi kişi başına 35 gramdır. ABD’de 126 gram (dünya birincisi ) ve İsrail’de 14 gramdır (Purim günleri hariç). Yorumunu size bırakıyorum.

3 Özellikle harp yılları ve sonrası, şeker çok kısıtlı olarak dağıtılırdı. Karaborsalar yaygındı. Bazı komşu ülkelerde, şeker darlığı yüzünden ayaklanmalar meydana gelmiştir.

4 Şalom gazetesi, 18 Nisan 2018 tarihli nüshası.

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR