Bir hobiden fazlası: Üç farklı disiplinin başarı hikâyesi

Kendini tek bir kimlikle sınırlamayan triatlet Jessy Malki, yoğun yaşam temposunda tutkuyla bağlı olduğu sporu profesyonel bir seviyeye taşıyor. Malki ile sporun getirdiği disiplini, iş-aile yaşamı arasındaki dengeyi ve geleceğe yönelik hedeflerini konuştuk.

Liana YAKAR Söyleşi
4 Kasım 2026 Çarşamba

Jessy Malki kimdir? Spor, annelik ve kariyer arasında kendinizi nasıl tanımlarsınız?

38 yaşındayım, iki çocuk annesiyim, aynı zamanda bir triatletim yani kendimi tek kimlikle sınırlamanın çok doğru olmadığını düşünüyorum. Üç farklı kimliğim var, kurumsal hayatta çalışan bir kadın, evde çalışan bir anne ve dışarıda bir sporcu kimliğim var. Evde annelik tarafında, büyük çocuğum sekiz yaşında küçüğü de beş yaşında. Olabildiğince onlara vakit ayırmaya çalışıyorum. İş tarafına gelince de aslında bu sene yollarım çok güzel bir markayla kesişti. Sporla işi bir araya getirebildiğim bir görevdeyim, eğitim müdürü tarafında çalışıyorum. Jessy Malki aslında genel hatlarıyla budur diyebilirim.

Üç farklı disiplin, tek tutku

Spor hayatınızda her zaman var mıydı? Triatlonla tanışma hikâyeniz nasıl başladı?

Spor uzun zamandır hayatımın bir parçası ama zaman içinde benim için anlamı çok değişti. Babam spor tarafında benim için bir idoldü. Mesela kendisi askerliğini bir basketçi olarak yaptı. Dolayısıyla evde hep bir ‘sporcu’ kimliği vardı. Böyle olunca spora eğilimli bir ailede büyüdüm. Spor her zaman hayatımda vardı. Bugüne kadar bu yoğunlukta değildi sadece. Başlangıçta daha çok fiziksel olarak iyi hissetmek için yaptığım spor, zamanla zihinsel olarak da kendimi en güçlü hissettiğim alanlardan birine dönüştü. Koşuyla başlayan bu yolculuk, zaman içinde triatlona evrildi. Üç farklı disiplini bir araya getirmek başta oldukça zorlayıcı görünüyordu. Özellikle yüzme benim için daha fazla emek isteyen bir branştı ama tam da bu yüzden triatlon beni çok etkiledi. Çünkü bana iyi olduğum alanların dışına çıkmayı, öğrenmeyi ve sabırlı olmayı öğretti.

Güne başlarken hepimizin zorlandığı zamanlar oluyor. Bir sporcu olarak sizin bir gününüz nasıl başlıyor?

Benim mesaim 8.00-17.00 arasında kesinlikle başlamıyor. Alarmım sabah 4.30’da çalıyor. Çünkü şu anda triatlon hayatımda çok aktif bir yer tutuyor. Triatlona hazırlanma sürecinde günde bazen iki, bazen üç antrenman yapmam gerekiyor.

Ben de bu zamanı çocuklarımdan mümkün olduğunca az çalarak, kendime ayırdığım zamanı en verimli şekilde planlamak istiyorum. Bu nedenle çok erken kalkıp çocuklar uyanmadan antrenmanımı tamamlamaya çalışıyorum. Sabah 4.30’da kalkıyorum, antrenmana başlamam neredeyse 5.00’i buluyor. Saat 5.00’ten 8.00’e kadar kendime ve antrenmanlarıma ayırdığım bir zaman dilimim oluyor. Sonrasında çocukların okula gitme ve benim işe hazırlanma sürecim başlıyor. İşten eve döndüğümde ise zamanımı tamamen çocuklarıma ayırmak istiyorum. Ödevleriyle ilgilenmek, onlarla vakit geçirmek, birlikte akşam yemeği yemek... Bu rutini hiçbir şekilde bozmak istemiyorum. Fakat şunu da söyleyebilirim; saat 21.00’de çocukları yatırdığımda, sporcu kimliğimle de konuşursam, çok yorgun oluyorum. Bu yüzden ben de genellikle 21.00-22.00 arasında uyumuş oluyorum.

Peki, antrenman öncesi beslenmeniz nasıl oluyor?

Doğruyu söylemem gerekirse beslenme, spor açısından baktığımda çok iyi olduğum bir alan değil. Sabahları yemek yemiyorum. Hatta bu yüzden hocalarım bana çok kızıyor. Çünkü antrenman yapmak için enerji gerekiyor ancak sabah yemek yediğimde midem bulanıyor.

Birkaç kez sabah uyanıp bir şeyler yemeyi denedim ama yediğim yemekle spor yaptığımda gerçekten midem bulanıyor. Bu yüzden önce sporumu yapıyorum, ardından kahvemi içiyorum. Kahve beni bir süre daha tok tutuyor ve ilk öğünümü saat 12.00 gibi yapıyorum.

İş, spor, annelik ve seyahatler… Hiç yorulmuyor musunuz?

Çok yoruluyorum! Bence sosyal medyada bazen sürekli enerjik, motive ve her şeye yetişen bir insan görüntüsü oluşabiliyor ama benim de çok yorgun olduğum, hiçbir şey yapmak istemediğim, planlarımın bozulduğu günler var. Eskiden belki her şeye yetişmeye daha fazla çalışıyordum. Şimdi ise enerjimi doğru yönetmenin önemini daha iyi anlıyorum. Her şeye yetişmek zorunda değilim. Bazı günler spor öncelikli, bazı günler iş, bazı günler ise tamamen ailem. Önemli olan bu değişimi kabul edebilmek.

Başarısız olduğunuz veya bırakmak istediğiniz anlar oldu mu?

Tabii ki oldu. Hatta sporun bana öğrettiği en önemli şeylerden biri, her günün iyi geçmek zorunda olmadığı. Bazı antrenmanlarda beklediğim performansı gösteremiyorum. Bazen bir yarış istediğim gibi gitmiyor. Bazen de vücudumun dinlenmeye ihtiyacı oluyor ama artık bunları başarısızlık olarak değerlendirmiyorum. Çünkü gelişim her zaman doğrusal ilerlemiyor. Bence güçlü olmak hiç düşmemek değil, düştüğünüzde kendinize nasıl davrandığınızla ilgili.

Bundan sonraki sportif hedefiniz nedir? Ironman hayaliniz var mı?

Triatlon yolculuğumda henüz öğrenmek ve geliştirmek istediğim çok şey var. Özellikle yüzmede daha güçlü olmak, bisiklet performansımı geliştirmek ve koşudaki seviyemi koruyarak üç disiplini daha dengeli hâle getirmek istiyorum. Ironman mesafeleri elbette heyecan verici bir hedef. Ancak benim için önemli olan bir mesafeyi sadece tamamlamak değil, o mesafeye fiziksel ve zihinsel olarak doğru hazırlanmak. Spor hayatımda uzun yıllar olsun istiyorum. Bu yüzden hedeflerime acele etmeden, sürecin de keyfini çıkararak ilerlemeyi tercih ediyorum.

Spor yapmadığınız günlerde bir eksiklik hissediyor musunuz? O günler nasıl geçiyor?

Spor yapmadığım günlerde eşim bana, “Çık ve spor yap” diyor. Gerçekten böyle! Çünkü vücudum artık spor yapmaya ve sporun sağladığı endorfine alıştı. Spor yapmadığımda ister istemez biraz sinirli oluyorum. Agresif demek çok doğru olmayabilir ama içimde sürekli bir şey beni dürtüyor, sanki bir şey eksik kalmış gibi hissediyorum.

Aslında spor yapmadığım bir gün yok. Antrenman programıma baktığınızda her gün tek, çift veya bazen üç antrenmanım oluyor. İnsanlar bana çok fazla spor yaptığımı söylüyor ama burada önemli olan antrenmanları nasıl planladığınız. Sürekli yüksek tempoda antrenman yapamazsınız. Bir gün yoğun bir antrenman yapıyorsam ertesi gün daha hafif bir çalışma yapıyorum. Bir gün koşuyorsam başka bir gün esneme veya farklı bir egzersize yöneliyorum. Ama mutlaka hareket ediyorum, spor yapmadığımda ise kendimi eksik hissediyorum.

Sizce spor disiplini çocuklukta mı kazanılıyor? Çocukların spor alışkanlığı edinmesi için aileler nasıl bir yol izlemeli?

Bence disiplin çocukluktan gelen bir şey. Bugün ise maalesef toplumsal baskının da etkisiyle çocuklarımızı biraz ‘proje çocuk’ olarak yetiştiriyoruz. Bunu yapmadığımı söylersem doğru olmaz. Çocuklarımız bir aktiviteye de katılsın, bir spor dalıyla da ilgilensin istiyoruz ancak burada önemli olan, çocuğun gerçekten neye ilgi duyduğunu keşfetmek. Bir zamanlar okuduğum bir makale beni çok etkilemişti. Türkiye’de bir çocuk matematikte başarılı, Türkçede başarısız olduğunda aileler genellikle onu Türkçeye yönlendiriyor. Matematikte zaten başarılı olduğu için o alanı ikinci plana atıyor. Oysa bence çocuğun başarılı olduğu ve yetenek gösterdiği alanı daha fazla desteklemek gerekiyor.

Ben de çocuklarımda bunu uygulamaya çalışıyorum. Örneğin oğlum hem basketbolda hem de futbolda yetenekli. Ona hangi spora daha fazla yönelmek istediğini sordum ve seçme hakkını kendisine bıraktım. Basketbolu tercih etti, şimdi haftada üç gün basketbol, iki gün de futbol antrenmanına gidiyor. İster istemez çocuklarımızı birer proje çocuk olarak yetiştiriyor muyuz? Evet, yetiştiriyoruz. Ama önemli olan bunu bir disipline dönüştürürken çocuğun keyif almasını da sağlamak. Çocuklarıma sevmedikleri bir şeyi zorla yaptırmıyorum. Örneğin oğlum yüzmeyi seviyor ama profesyonel olarak yüzmeye devam etmek istemiyor. Ben de onunla konuşuyor, ne istediğini anlamaya çalışıyorum. Kararları mümkün olduğunca birlikte veriyoruz. Evde spor yapan bir annenin olması elbette çocukların spora yönelmesi açısından önemli. Ancak anne veya babanın sporcu olması şart değil. Spor yapmayan ebeveynler de çocuklarının hangi alanlara ilgi duyduğunu keşfederek onları bu yönde destekleyebilir. Bence en önemlisi çocukların kendilerini tanımalarına fırsat vermek.

Mesele zaman değil, öncelik belirleme

Hem spor disiplinini hem de sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatına entegre etmekte zorlananlara ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle insanın dönüp kendisine neden bunu yapamadığını sorması gerekiyor. “Neden sağlıklı beslenemiyorum, beni etkileyen faktörler neler, neden spor yapamıyorum ya da yapmak istemiyorum?” Bence önce bu soruların yanıtlarını bulmak lazım.

Çoğu insan spor yapmak için gereken enerjiyi veya motivasyonu kendisinde bulamıyor. Bu da çok anlaşılır bir durum. Çünkü oldukça kaotik bir şehirde yaşıyoruz. Örneğin benim iş yerim Levent'te, evim ise Ulus'ta. Aslında birbirine çok yakın iki nokta olmasına rağmen işten eve gitmem bir saat sürebiliyor. Böyle bir yoğunluğun içinde insanların kendilerini motive edecek nedenler bulması gerçekten zor.

Bu noktada bazen bazı şeylerden feragat etmek gerekiyor. Öncelikle insanın neye öncelik vermek istediğine karar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela bu dönemde sosyal hayatımdan biraz feragat edebiliyorum. Çünkü geçmişte yeterince sosyalleştim ve şu anda hayatımda farklı önceliklerim var. Sosyalleşmek benim için artık ilk sırada değil. Bence asıl mesele öncelikleri belirlemek. Şu anda senin için önemli olan ne? Kariyer yapmak mı, spor mu, annelik mi, yoksa sosyalleşmek mi? Önce bunu bulmak, ardından diğer alanları bu önceliklerin etrafında şekillendirmek gerekiyor. Yani hedeflerini belirleyip ona göre hareket etmek çok önemli. Aslında hepimizin günlük rutinleri birbirine oldukça benziyor. Sabah uyanıyoruz, işe hazırlanıyoruz, ofise gidiyoruz. Ardından işten eve dönüş telaşı başlıyor. Sonrasında akşam yemeği, uyku ve kendimize ayırabildiğimiz sınırlı bir zaman kalıyor. Bence burada önemli olan, kendimize ayırdığımız zamanı nasıl değerlendirdiğimiz. Belki o zamanı biraz daha aktif geçirebiliriz. Ya da sabahları biraz daha erken kalkarak spora vakit yaratabiliriz. Tabii bunu yaparken uykudan feragat etme konusu da gündeme geliyor. Ancak uyku da çok önemli bir etken. Bu yüzden herkesin kendi yaşam düzenine uygun bir denge kurması gerektiğini düşünüyorum.

Liana Yakar ve Jessy Malki

Peki, spor yapmak sizin için bir hobi mi yoksa artık profesyonel bir hedefe mi dönüştü?

Çok güzel bir soru. Geçen gün ben de bunu düşünüyordum: “Sen bunu nereye taşımak istiyorsun?” Artık bunun yalnızca bir tutku olmaktan çıkıp profesyonelliğe doğru ilerlediğini düşünüyorum. Çünkü önümüzdeki yarışlarda derece elde etmek, hatta kürsüye çıkmak istiyorum. Bunu açıkça söyleyebilirim. Önümüzdeki yıl, Ekim 2027'de İspanya'nın Malaga kentinde düzenlenecek bir yarışa katılmayı planlıyorum. Şimdiden o yarışta daha önce kimlerin nasıl dereceler elde ettiğine, sporcuların performanslarına bakıyorum. Bunları araştırmak bile beni çok mutlu ediyor. Kendime daha büyük hedefler koyuyorum. Performansımı nasıl geliştirebilirim, kendime daha neler katabilirim, bu sporu nasıl bir üst seviyeye taşıyabilirim diye düşünüyorum. Dolayısıyla triatlon benim için yalnızca keyif aldığım bir uğraş değil, aynı zamanda kendimi geliştirmek ve başarı elde etmek istediğim bir alan haline geldi.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün