Dünyanın en büyük Yahudi diasporası topluluklarının liderleri antisemitizmle mücadele için İngiltere´de buluştu.
Dünyanın önde gelen Yahudi topluluklarının liderleri, çevrimiçi nefret söylemiyle mücadele, güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi ve tehdit altındaki toplulukların korunması için ayrılan kaynakların artırılması yönünde bir yıldır yürütülen çalışmalara rağmen antisemitizmle mücadelenin hâlâ büyük bir sorun olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Dünyanın en büyük yedi Yahudi diasporası topluluğunu bir araya getiren Antisemitizme Karşı Büyük Topluluklar Görev Gücü (the Large Communities’ Task Force Against Antisemitism - J7), bu hafta Londra’da toplandı. İngiltere, ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Arjantin ve Avustralya’daki Yahudi topluluklarının temsilcilerinden oluşan grup, uluslararası işbirliğini güçlendirme ve antisemitizme karşı ortak mücadele yürütme konularını ele aldı.
J7’nin yayımladığı son yıllık rapora göre, 2025 yılında yedi ülkede 23 binden fazla antisemit olay kaydedildi. Bu olaylarda 20 kişi hayatını kaybetti. Böylece 2025, 1994’te Arjantin’deki AMIA Yahudi Toplum Merkezi bombalamasından bu yana Yahudi diasporasında antisemit şiddetin en ölümcül yılı oldu.
Raporda ayrıca antisemit olayların toplam sayısının 2022’den bu yana yüzde 136 arttığı belirtildi.
Londra’daki JW3 merkezinde bir araya gelen liderler, deneyimlerini paylaşarak farklı ülkelerde uygulanan mücadele yöntemlerini karşılaştırdı ve uluslararası düzeyde daha koordineli bir yaklaşım geliştirmeyi amaçladı.
Toplantıda konuşan İftira ve İnkârla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League - ADL) Başkanı Nicole Mutchnik, toplulukların birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabilmesi ve karşılaştıkları sorunlara yönelik çözümleri paylaşabilmesi için eşgüdümlü stratejilerin önemini vurguladı. Mutchnik, nihai hedefin Yahudilerin kimliklerini özgürce ve açıkça yaşayabilmeleri olduğunu söyledi.
ADL Uluslararası Politika Başkan Yardımcısı Susan Heller Pinto da özellikle 7 Ekim 2023’ten bu yana Yahudi toplulukları arasındaki iletişimin öneminin arttığına dikkat çekti. Pinto, benzer kaygıları paylaşan küçük toplulukların birbirlerinden öğrenmesi, ortak çalışmalar yürütmesi ve antisemitizmle mücadele için küresel ölçekte Yahudi girişimleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Toplantı öncesinde görev gücü temsilcileri, dünya genelindeki Yahudi topluluklarını ilgilendiren sorunları görüşmek üzere Miliband ile bir araya geldi. Görüşmede internet ortamında nefret söyleminin yayılması, İran yönetimi ve müttefiklerinden kaynaklanan tehditler ile İsrail’in giderek daha fazla hedef gösterilmesi ele alındı. Grup, İsrail’e yönelik bazı söylemlerin antisemitizme zemin oluşturabileceği uyarısında bulundu.
J7 temsilcileri, son Green Party konferansında “Siyonizm ırkçılıktır” ifadesinin kabul edilmesini kınayan Miliband’ın açıklamasını ve Uluslararası Holokost Anma İttifakı’nın (International Holocaust Remebrance Alliance - IHRA) antisemitizm tanımının önemine ilişkin vurgusunu memnuniyetle karşıladı.
Görev gücü ayrıca J7’de temsil edilen ülkelerin katılımıyla uluslararası ve hükümetler arası bir Bakanlık girişimi başlatılmasını önerdi. Toplantının ardından yapılan açıklamaya göre Miliband, süreci başlatmak amacıyla bakanların katılacağı ilk toplantıya ev sahipliği yapmayı kabul etti.
Temmuz 2023’te kurulan J7, Yahudi topluluklarının ortak sorunlarını belirlemek, başarılı uygulamaları paylaşmak ve ulusal sınırları aşan antisemitizmle mücadele stratejileri geliştirmek amacıyla faaliyet gösteriyor. Aralarında İngiltere’deki Yahudi Temsilciler Kurulu’nun (Board of Deputies) da bulunduğu üye kuruluşlar, İsrail dışında yaşayan Yahudilerin yüzde 90’ından fazlasını temsil ediyor.
Görev gücü her yıl yüz yüze toplantılar düzenlerken yıl boyunca gerçekleştirilen çevrimiçi görüşmelerle çalışmalarını sürdürüyor. Politika ve savunuculuk, teknoloji, güvenlik, aşırılıkçılık ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren uzman çalışma grupları da antisemitizmle mücadeleye yönelik stratejiler geliştiriyor. Geçen yılki toplantıya Avustralya ev sahipliği yapmıştı.