LEH LEHA VAR VE YOK

Rav İzak ALALUF Kavram
21 Ekim 2026 Çarşamba

Leh Leha peraşası birçok soru işaretini ve bilinmezleri içermektedir. Avraam bu peraşada yeğeni Lot’u esir eden krallara karşı harekete geçer ve onu kurtarır. Buradaki savaş mucizevi bir savaştır. Savaş sonunda Şalem kralı olan Malkitsedek Avraam’ı karşılar ve ona şarap ve ekmek ikram eder. Bilgeler Malkitsedek’in aslında Noah’ın oğlu olan Şem’den başkası olmadığını bildirirler. Burada adı geçen ‘Şalem’ şehri de aslında Yeruşalayim’im ta kendisidir. ‘Şalem’ Malkitsedek tarafından şehre verilen isimdir. Akedat Yitshak olayından sonra da Avraam bu yere ‘yire’ ismini verir. Tanrı bu iki tsadiğin verdiği ismi birleştirir ve şehir günümüzdeki gibi Yeruşalayim olarak anılmaya başlanır.

Malkitsedek ile Avraam arasındaki görüşme ile ilgili farklı açıklamalar vardır. Bir görüşe göre Avraam Malkitsedek’e misafir ağırlama ve hesed konusunda ipuçları vermiştir. Tanrı’ya ibadetin esasları ise Malkitsedek tarafından Avraam’a öğretilir. Dr. Rabi Avraam J. Twerski’ye göre her iki tsadik de birbirinden öğrenmişlerdir. Midraş ise daha farklı bir görüş bildirir. Malkitsedek bu buluşmada kiminin görüşüne göre Avraam’a ‘sod kehuna gdola’ dediğimiz Bet Amikdaş’taki Kohen Gadol’a ait sırları öğretir. Diğer bir başka görüşe göre ise kral burada Avraam’a ‘sod Tora’ dediğimiz Tora’nın bazı sırlarını açıklar.  Oldukça gizemli görünen bu sırların ne olduğunu anlamak için Rabi Levi Yitshak de Berditchev tarafından kaleme alınan ‘Keduşat Levi’ adlı kaynağa bakacağız. Bu kaynağa göre Tanrı’ya hizmet etmenin duruma bağlı olan iki yolu vardır. Bunlardan biri’yeş –var’ yolu diğeri de ‘en – yok’ yoludur.

‘Yeş’ sözcüğü zikredildiği gibi ‘var’ anlamına gelir. Çok fazla işi ve maddi varlığı olan kişi belki de Tanrı’ya çık sayıda mitsva ile yaklaşmaya çalışır. Kalabalık bir ailesi, çocukları ve torunları, başarılı bir işi ve arkadaşları olan birini düşünmeye çalışalım.  Bu kişi ‘yeş’ dediğimiz durumdadır eşi ve çocuklarıyla ilgilenir, onlarla vakit geçirir, tsedaka verir, insanlara yardım eder, önemli toplumsal işlere katılır.

Bazı insanlar da bu nimetlerden yoksun durumdadır ve onlar için ‘en’ denebilir. Eşi ve çocukları olmayan veya sorunlu bir aile ortamında yaşayan kişilerin sayısı az değildir. Bu kişi yıllardır işsiz kalmış ve ciddi maddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmış biri olabilir. Tıbbi veya psikolojik sorunlar nedeniyle işlev görmek konusunda sıkıntıları olan biri de olabilir. Bu kişi de Tanrı’ya ibadet ediyordur ancak imkânları daha kısıtlıdır.

Bolluk içinde Tanrı’ya hizmet etmek hem avantajlıdır hem de kibir ve egoya kapılmak daha kolay olduğundan dezavantajları vardır. Kişi kendini başarılı ve başarılı hisseder. Zenginliğine, güzel ailesine ve yerine getirebildiği tüm mitsvalara bakar, gurur duyar ve takdir edilir. Ancak bazen de tüm başarılarının teşekkürünü Tanrı’ya vermeyi unutabilir.

Ancak אין kişisi böyle bir zorlukla karşılaşmaz. Tanrı ile gerçek ve samimi bir bağ kurabilir, çünkü her şeyin O'na bağlı olduğunu bilir. Çok fazla şey yapamasa bile bağ kurabilir. Dua ederek bağlılığını pekiştirir.

İşte Avraam çok uzun yıllar Tanrı’ya ‘en’ şeklinde bağlanmaya çalışmıştır. Bir başkası olsa bu yolda pes etmek işten bile değildir. Bizzat babası tarafından idam edilmek üzere Avraam Nimrod’a teslim edilir. Mucizevi bir şekilde hayatta kalır ve yıllar sonra, 75 yaşındayken bilinmeyen bir diyara gitmesi söylenir. Oraya vardığında, şiddetli bir kıtlıkla karşılaşır ve karısının kaçırıldığı Mısır'a gitmek zorunda kalır. Kısa bir süre sonra yeğenini kurtarmak için savaşır. Bu arada da sevdiği eşinden çocuğu olmamıştır. Ancak sonunda Avraam inanılmaz derecede zengin, saygın ve Tanrı'nın seçtiği milletin babası olur. Yani her iki durumda da Avraam Tanrı’ya ibadet etmeye devam etmiştir.

Keduşat Levi Midraş’ı buna göre açıklar. Kohen Gadol sadece Tanrı’ya hizmet eder. Toprağı, mülkü yoktur. Kendini Tanrı’ya adanmıştır ve her şeyiyle ‘en’ durumunda Tanrı’ya yakınlaşmaya çalışmaktadır. Ancak Avraam’a aynı zamanda hayatının, Tanrı’ya sayısız bereket ve iyi talihle hizmet edebileceği olağanüstü manevi başarılara sahip bir hayat olan Tora’nın sırları da anlatılmıştır.

Avraam Kenaan topraklarına gitme emrini aldığında yetmiş beş yaşındadır. Bu yolculuğa kalkışmasının en önemli etkeni Tanrı’ya olan güvenidir. Güven İbranicede ‘bitahon’ olarak bilinir ve Gematriya’da bu sözcüğün sayısal değeri yetmiş beştir.  

Dileyelim ki ki, her zaman Tanrı'nın lütfuyla, tüm çabalarımızda bolluk, mutluluk, refah ve başarıyla kutsanmış olalım. Ancak kendimizi sıkıntı içinde bulsak bile, hiçbir şeyi yokken bile Tanrı'ya hizmet eden atamız Avraam Avinu'dan güç ve ilham alalım. Tanrı'ya olan inancını ve O'nunla olan bağını geliştirerek bunu sağlayalım. Zorluklarla karşılaştığımızda, Tanrı'nın bizden şimdi bu şekilde hizmet etmemizi istediğini kabul etmeye çalışmalı, Tanrı'ya  sarsılmaz inancımıza ve O'nun iyiliğine olan güvenimize odaklanarak ve O'nunla daha güçlü bir ilişki kurmaya çalışmak gerekir. 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün