Yahudilerin hafızasında Yakacık: Savaş korkusundan huzurun adresine

İstanbul´un Kartal ilçesine bağlı Yakacık, Yahudi toplumunun hafızasında yalnızca bir sayfiye yeri değil, aynı zamanda II. Dünya Savaşı yıllarının korkularını ve güvenli bir yaşam arayışını hatırlatan özel bir bölge olarak yer alıyor. İş insanı Doğan Kasadolu, babasından dinlediği hatıralarla Yakacık´ın az bilinen geçmişine ışık tuttu.

Toplum
21 Ekim 2026 Çarşamba

İstanbul'un köklü yerleşim yerlerinden Yakacık, geçmişte farklı din ve kültürlerden insanların bir arada yaşadığı, doğal güzellikleriyle öne çıkan önemli bir sayfiye merkeziydi. Özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren Yahudi ailelerin tercih ettiği bölgeler arasında yer alan Yakacık'ın tarihî önemi, II. Dünya Savaşı yıllarına ilişkin aile hatıralarıyla farklı bir anlam kazanıyor.

1905 yılına ait gazete kayıtlarında Yakacık'taki bir otelde Yahudi inancına uygun kaşer yemekler sunulduğundan söz ediliyor. Dönemin Yahudi ailelerinin bölgede yaşayan Rumların evlerini 10-15 günlüğüne kiralayarak tatil yaptığı da tarihî anlatımlarda yer alıyor. Bu bilgiler, Yakacık'ın Yahudi toplumu için savaş yıllarından çok daha önce önemli bir dinlenme ve buluşma noktası olduğunu gösteriyor. 

“Yakacık'ı bir vatan gibi görmelerinin ardında savaş yıllarının hatıraları var”

Kasadolu ise babasından dinlediği hatıraları aktararak Yakacık'ın toplum hafızasındaki yerinin yalnızca sayfiye kültürüyle açıklanamayacağını belirtti.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası'nın Türkiye için oluşturduğu tehdit ve Yahudi toplumunda yaşanan korku ortamına dikkat çeken Kasadolu, babasının anlattıklarından hareketle şu ifadeleri kullandı:

“II. Dünya Savaşı'nda Hitler ordularıyla Edirne'ye dayanmış, Türkiye'ye girmesi an meselesi hâline gelmişti. O dönemde Yahudiler canlarını kurtarmanın yollarını arıyordu. Rahmetli babamın anlattığına göre Balat'ta işbirlikçiler tarafından fırınlar oluşturulduğuna ilişkin büyük bir korku yaşanıyordu. Yahudiler de bu tehlikeden uzaklaşabilmek için kendilerini karşı yakaya, Yakacık'a atmışlardı.”

Kasadolu'nun aktardığı bu hatıralar, savaş döneminde İstanbul Yahudileri arasında yaygınlaşan ve tarihî araştırmalara da konu olan ‘Balat Fırınları’ anlatısıyla örtüşüyor. Bu anlatı, Nazi işgali ihtimalinin Yahudi toplumunda yarattığı korkunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. 

Savaşın ardından hatıraların yaşatıldığı bir buluşma noktası

Kasadolu, savaş yıllarında güvenlik arayışıyla ilişkilendirdiği Yakacık'ın, sonraki dönemlerde Yahudi aileler için hatıraların yaşatıldığı bir buluşma noktası hâline geldiğini ifade etti.

“Orayı bir vatan gibi görmeleri buraya dayanıyor. Savaş sonrasında da bu hatıraları anmak için zaman zaman Yakacık'a geçer, orada güzel zamanlar geçirirlerdi. Bu nedenle Yakacık hem bir vatan gibi benimsenmesi hem de sonrasında sayfiye yeri olarak kullanılması bakımından özel bir anlam taşıyor.”

Yakacık'ın Yahudi toplumu için taşıdığı bu anlam, İstanbul'un çok kültürlü geçmişinin ve kuşaktan kuşağa aktarılan toplumsal hafızasının dikkat çekici örneklerinden birini oluşturuyor.

 “Bu bilgilerin gelecek nesillere aktarılması çok önemli”

Babasından dinlediği hatıraların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Doğan Kasadolu, Yakacık'ın tarihî kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti.

“Tarihe not düşülmesi ve anlamını kaybetmemesi açısından bu bilgiyi gelecek nesillere iletmek çok önemli.”

Kasadolu'nun aktardıkları, Yakacık'ın yalnızca İstanbul'un eski sayfiye merkezlerinden biri olmadığını; savaş korkusunun, güvenlik arayışının, aile hatıralarının ve geçmişle kurulan bağların da yaşatıldığı bir yer olduğunu ortaya koyuyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün