“Geleceğe dair planlar yapmak yerine şu anı tüm varlığıyla kucaklamak gerekir. Çünkü gerçek olan tek şey paylaşabildiğimiz bu andır.” Franz Kafka Seyfi İşman´ın hazırlayıp sunduğu ´Sinema Geceleri´nde, bu sezonun ilk filmi, ünlü yazar Franz Kafka´nın hayatının son yılını ve yaşadığı büyük aşkı konu alan Almanya ve Avusturya ortak yapımı filmdi.
Özen Film’in hediye olarak verdiği, orijinal adıyla ‘Die Herrlichkeit des Lebens’, Türkiye’deki vizyon adıyla ise ‘Kafka: Hayatımın Aşkı’ veya ‘The Glory of Life’ , 250 kişinin katılımıyla ilgiyle seyredildi.

Seyfi İşman
2024 yapımı, biyografik dram ve romantizm türündeki film, Türkiye’de 2025 tarihinde sinemalarda vizyona girmişti. Yönetmenleri Alman asıllı Judith Kaufmann ve Georg Maas, senaryosu ise Michael Kumpfmüller’in aynı adlı çok satan, Türkiye’de ‘Yaşamın İhtişamı’ adıyla basılan ödüllü romanından Michael Gutmann ve Georg Maas tarafından uyarlanmış.
Klasik Kafka uyarlamalarındaki o alışılmış klostrofobik, kasvetli ve bunaltıcı atmosferin aksine film, yazarın hayatının en mutlu ve huzurlu dönemi olarak kabul edilen aşk ve yaşam dolu tarafına odaklanıyor. Böylece konu, 1923 yılının temmuz ayında, tüberküloz nedeniyle durumu ağırlaşan ve iyileşme umuduyla Baltık Denizi kıyısına giden Franz Kafka ile orada bir Yahudi halk evindeki çocuklarla çalışan Dora Diamant’ın karşılaşmasını temel alır. Aralarındaki büyük yaşam tarzı ve gerçeklik farkına rağmen ikili birbirine derin bir aşkla bağlanır. Kafka, hayatının bu son yılında Dora ile birlikte Berlin’e taşınır ve ömrünün en mutlu, en özgür dönemini geçirir. Film, yazarın yıllarca hastalıkla boğuşurken bir yandan da baskıcı ailesinin gölgesinde yaşayan Kafka’nın, 41 yaşında hayata gözlerini yummadan önceki bu son bir yıllık kırılgan, hassas ama sevgi dolu dönemini ve edebî mirasını seyirciyle paylaşıyor.
Filmin sonunda Kafka’nın sözleri oldukça etkileyiciydi: "En büyük mutluluk en küçük olandır. Bu yüzden, hayatımı kaleme almam gerekseydi yalnızca küçük şeyleri not ederdim. Hayatın tüm görkeminin her an; ama gizli, derinlerde ve görünmez olarak hazır ve eksiksiz beklediğine inanıyorum. Eğer onu doğru adıyla çağırırsanız, çıkıp gelir.”
Kafka, ölmeden önce yakın arkadaşı Max Brod’a tüm el yazmalarının ve eserlerinin yakılmasını vasiyet eder. Ancak Brod bu vasiyete uymayarak yazdıklarını yayımlar.
Eserleriyle dünya çapında ün kazanan Kafka, 20. yüzyıl edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir.