77. Uluslararası Uzay Kongresi

´Uzayın Olimpiyatları´ diye anılan IAC2026 Kongresi, Antalya´da gerçekleşti.

Cüneyt DİRİCAN Ekonomi
14 Ekim 2026 Çarşamba

Türkiye’de ilk kez düzenlenen Uzayın Olimpiyatları olarak anılan Uluslararası Uzay Kongresi’nin kökleri 1950’ye uzanıyor: Paris’te Alexandre Ananoff’un öncülüğünde toplanan Astronotik Kongresi, sonradan Uluslararası Astronotik Federasyonu’nun (IAF) kurulmasının yolunu açmıştı.

Kongreye 108 ülkeden rekor düzeyde 8 bin 330 bildiri gönderildi; bunların 1.810’u Türkiye kaynaklıydı. Kabul edilen 4.077 bildiri içinde Türkiye’nin payı 674 oldu ve ev sahibi olarak bu rakamla listenin zirvesine yerleşti. Onu Amerika Birleşik Devletleri (383), Çin (334), İtalya (330), Azerbaycan (211), Almanya (202), Birleşik Krallık (183), Japonya (172), Rusya Federasyonu (123), Fransa (109) ile Hindistan ve Kanada (87) izledi.

Ben de ‘Space Workforce Readiness Initiatives Roadmap For Newcomers’ başlıklı bildirimizi etkileşimli formatta sunmak üzere Antalya’daydım. Kabul edilen bildirilerin yüzde 61’i sözlü, yüzde 38’i ise etkileşimli (interactive) oturumlarda sunuldu. Genel kabul oranı yaklaşık 1/2, Türkiye’de ise 1/3’tü; Türkiye’den kabul edilenler toplam başvuruların yüzde 8’lik dilimini oluşturuyordu. Ben de bu dilimin içinde, 111 ülkeden gelen 7.604 delegeden biri olarak oradaydım.

Dünyayı Kurtaran Adam

Planetary Defence Model UN Exercise oturumunda yer aldık. Aslında tam bizim Selin’lik ortamlar. Massachusetts Institute of Technology (MIT) Profesörü Alisa J. Haddaji’nin yönettiği Birleşmiş Milletler oturumu simülasyonunda ‘Gezegen Savunması’ tatbikatına katıldık. Senaryo kurgusu şöyleydi: Dünya’ya doğru bir asteroit geliyor. Farklı uluslardan katılımcılar, kendilerine sunulan ülke ve ülke gruplarından birini üstlendi; ABD, AB, Çin, Rusya, Güney Amerika ve Afrika gibi bütün bölgeler masada temsil ediliyordu. Senaryo, oturumlardaki gelişmeleri dünyaya aktaracak iki gazeteci de öngörüyordu; bu görevi ben (Astroekonomist) ve eş yazarım Dr.Ö.Ü. Cemile Erden üstlendik. Aslında Dünya Gazetesi yazarı olarak da bu tesadüf ilginç oldu.

Gazeteciler olarak bizi salondan çıkardılar; ilk oturum bitince tüm masaları, yani ülkeleri tek tek dolaşıp haber topladık. Herkes ilk turda ağzı sıkı davrandı, hepsinin cevabı “bir şey var ama kesin değil” oldu. Sözcü gazeteci sıfatıyla ilk manşeti açıklamam istendi. Ben iki manşet hazırlamıştım: Cem Yılmaz’ın GORA filmine gönderme yapan “Bir cisim yaklaşıyor Komtan Logar” ve Keynes’e atıfla “Uzun vadede hepimiz ölüyüz.”

Bu simülasyonun iklim krizi gibi versiyonları da var. Ancak konu uzay olunca risk oradan gelmeli. İşin ilginci uzaydan gelen risklerin finansal hizmetler sektörü üzerine etkilerine dair 2019 tarihli bir makalemin olması da büyük tesadüf. Hatta virüs riskini yazdığım makaleden iki ay sonra pandemi başlamıştı. Virüs uzaylı mı bilinmez ama hipotezlerden biri de uzaydan gelen gökcisimlerinde var olabilecekleri.

Seneye Polonya’da olacak kongrenin yenisi. Kongrede uzay kuvvetleri yoktu ancak Birleşmiş Milletlerin geçmiş anlaşmaları gereği uzayda kuvvet kullanımı aslında yasaklı. Yani canım istedi göktaşını nükleer ile vurabilirim diyemiyoruz normalde.

Dünya Beşten Büyük Neden Olmalı?

İkinci turda ülkeler gruplara bölündü. ABD tek başına bir gruba dahil olmadı, Kolombiya ise oylamalarda çekimser konumdaydı. Her grubun, yörünge saptırmaya yönelik iki kinetik çarpma ile bir nükleer bombayı asteroite fırlatma ve patlatma hakkı vardı. Asteoritin dünyaya çarpması söz konusu olursa hangi ülkelerin en çok zarar göreceği, hangilerinin ise hiç etkilenmeyeceği de senaryo önceden belirlenmişti ve gruplara iletildi. Gruplardan, insanlık adına izlenecek politika konusunda kendi içlerinde anlaşmaları bekleniyordu. Sonuç ne oldu peki sizce? Evet, simülasyonu dahi zorlu geçiyor. BM Güvenlik Konseyi’nde, hiç etkilenmeyecek ülkeler arasında yer alan ABD’nin temsilcisi “Ben karışmam sizin işinize” diyerek kararlara dahil olmadı, Çin’in temsilcisi ise “Kaynaklarımı size vermem, doğrudan kendim kullanırım” karşılığını verdi ve kooperatif yaklaşmadı.

İkinci turun manşetleri de benim tarafımda hazırdı: “Don’t Look Up” ile “Run Forrest Run”. Alisa Hoca gruplara yön verip Dünya’ya çarpma riskine karşı karar almaları ve acele etmeleri gerektiğini vurgularken, ben de sahnede mikrofonu kapıp BM Güvenlik Konseyi’nde revizyonun kaçınılmaz olduğunu hatırlatıyordum. Nasıl olmasın ki, her kafadan bir ses çıkıyor, ortak bir karara varılamıyordu. Mikrofon bende olunca “Bye Bye Life, Bye Bye Happiness” ve “Final Countdown” şarkıları eşliğinde hatırlatmamı yaptım. BM temsilcilerini çabuk karar vermeye teşvik ettim mi bilmiyorum ama Rusya temsilcisi daha birleştirici bir dille konuşurken ona da “Heal the World, make it a better place” sözleriyle eşlik ederek tüm insanlık için Dünyayı Kurtaran Adam gibi rol aldım.

Tartışmalar uzadıkça zaman kaybedildi, risk büyüdü ve asteroit Dünya’ya iyice yaklaştı. Artık çekimser kalan Kolombiya’nın desteği şarttı. Sürekli ayak direyen Kolombiya, uluslararası baskı karşısında desteğini verince Dünya son anda kurtuldu. (Alisa Hoca senaryoyu değiştirip Kolombiya’nın da sular altında kalacağını açıklamasaydı, işimiz aslında bitmişti, şu anda dinozorlarla empati yapıyor olurduk oturumdakilerle) Bu oyun bir şeyi net gösterdi: katılımcılar başka ülkelerden bile olsalar, seçtikleri ülkenin siyasi karakterine çok çabuk bürünüyor, kabulleniyor.  Simülasyonda bile uzlaşmaya varmak ya mümkün olmuyor ya da çok zor oluyor. Her ülkenin küreselde üzerine yapışan bir algısı varmış demek ki. Toplantıda yaklaşık 100 kişi en az 20 farklı ülkeden yabancı konukla durum buysa, gerçeğinin aslında tam bir simülasyonuydu demek de mümkün.

Uzay İşgücü Yol Haritası

KKTC’den Ufuk Balkan’ın uzaya uyarladığı ‘Babil, Newton ve Rölativite (Einstein) Etiği’ başlıklı bildiriyi dinledim. Etik niye önemli orada anladım. Uzayda kolonileştiğimizde yerleşik düzenimizi aynen mi oraya taşıyacağız, yoksa yeni anlayışlarımızı doğru düzgün mü yerleştireceğiz. Uzaydaki çöplerin toplanmasından daha kritik bir konu değil mi aslında? Zaten yörünge savaşları bunun cevabını çoktan vermiyor mu?

Halk gününde mini mini birler, çalışkan ikiler anaokulundan lise seviyesine kadar birçok okul vardı. Uzaya ilgilerini görünce insan ayrı bir heyecanlanıyor. Açılış seremonisi dışında ilk astronotlarımız, yerli ve milli markalarımız çok etkileyiciydi. ODTÜ’nün hele Uranüs’ün uydularında yaşam arayışına dair hidrotermal bacalar için okyanuslarda dalış yapmış olması bambaşka bir seviye bence. Kendilerine ahtapotların uzaylı olabilme ihtimaline dair hipotezden şaka yollu bahsettim ama astrobiyoloji bu, bakarsın bana söz verdikleri gibi ahtapotları teyit etmek için de her an arayabilirler. Üniversitelerimizden bildiri için katılanlar olsa da stand açan sadece İTÜ ve ODTÜ idi.

Uzay denince akla önce astronot, mühendis, teknisyen ve roket gelir; oysa bunlar, bizim bildirimizin ele aldığı uzay işgücünün yalnızca bir bölümü. Bildiri sırası bana gelene kadar, Uzak Doğu’dan genç bir arkadaş Mars ortamını soğutmaya yönelik teknolojilerini anlattı, NASA’dan çok daha ucuza bunu yapabileceklerini iddia etti. 16 yaşındaki Selin Sertel (Özel Antalya Lara Bahçeşehir Koleji) ile de tanıştım, matematik öğretmeni Şükran Doyran ile gelmişler; STEM bildirisi için büyük bir heyecanla hazırlanıyordu. ESA standında ise robot AMECA’ya modacı Laura Theiss kıyafet giydirmişti. “Seni yeneceğiz Skynet” diyerek oradan ayrıldım. Türkiye’nin yasal markalı ilk ve tek astroekonomisti olarak katıldığım kongrede Letonya ilginç örneklerden biriydi. Ufak bir ülke ama uzay ekosisteminde büyük önem arz eden bölgesel kümelenme olmak için koca bir stand açmışlar. NASA Artemis ile boy gösterirken hemen hemen tüm uzay ajansları vardı. Blue Origin uzay yolcusu Erdem ile hatıra fotoğrafımı alarak kongreyi tamamladım. Kongrede tüm bu güzel paylaşımlar varken, çay, kahve, atıştırmalık için sunumun çok zayıf kalmış olması kongre organizasyonunun nazar boncuğu olsun. Belek kongre sayesinde hareket gördü, taksicilerin dediğine göre sezon zayıfmış. Şimdi COP31 için hazırlıklar başlıyor. İklimi güzel Antalya’ya aslında o esprilerdeki gibi eylül, ekimde esas gitmek lazımmış. Denize hâlâ girilebiliyor çünkü.

Uzay işgücü yol haritası sunumumuza göz atmak isteyenler için bağlantı: https://iac2026.ipostersessions.com/?s=9E-99-20-E8-4F-9A-1C-66-68-2B-38-CC-D6-46-6C-65

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün